Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Kur’an’sız İslama doğru!

Kur’an’sız İslama doğru!

Bir önceki dönemin moda ifadelerinden birisi ‘Kur’an İslam’ı söylemiydi. Zannederim hadisi ortadan kaldıran Yaşar Nuri Öztürk açısından geride sarılacak tek dal kalmıştı: Kur’an İslamı! Lakin kafadarlarına bakacak olursanız onlar ötesine de geçmek ve Kur’an’sız bir İslam türetmek derdindeler.  Hadis onlara bol, Kur’an dar geliyor.  Açmak yerine artık aşmak istiyorlar. Meşhur bir hikayedir. Adamın birisi İslam’a davet ederken yeni girenlere zor geldiği için camiye ayakkabı ile veya abdestsiz girmelerine müsaade eder. Devir teslim anında bu durumu gören yeni davetçi veya imam ise selefini paylar.  Eski davetçi veya imam ise şöyle dile gelir, meramını anlatır: Ben adamları ayakkabı veya abdestsiz soktum sen de becer abdestli ve ayakkabısız olarak sok!   Yaşar Nuri Öztürk de hadisi eleyerek geride İslam’la alakalı olarak tek bir kaynak ( edile-i şeriye) bıraktı. Sonrasından gelenler onu da aşarak Kur’an’sız bir İslam türetme hevesine kapıldılar. Nitekim, Halk TV’de Soner Yalçın ve bilumum şürekası Yaşar Nuri’nin huzuru muallasında devrimleri tutturabilmek için kadınların kadınlı erkekli karma beraberliklere ara vermeden devam etmelerini salık vermiştir. Zinhar İslamcı havayı bozmak için şeytan araya karışsın diye dekolte ve mini etek giymelerini de tavsiye etmiş. Eski bir soru kipiyle Yaşar Nuri Öztürk’e soruyorum: Kur’an bunun neresinde? Demek ki vakit olgunlaştı, Kur’an-ı Kerim’i de silebilirsiniz. Şimdi moda Kur’an’sız bir İslam türetmede.   Yaşar Nuri Kur’an İslamının zıddı olarak bir başka şeyden bahsederdi.  Arapçılık.  İnsanları İslam adına aldatmanın bir şubesinin Arapçılık veya Arapların İslam anlayışı olduğunu söylerdi.    Peki!  Öztürk’ün Acemlerin İslam anlayışına hiç gönderme ya da olumsuz gönderme yaptığını duydunuz mu?  Yapamaz! Yapsaydı eşyanın tabiatına zıt düşerdi. Tutarsızlığında tutarlı.   Öztürk hoca gibi fiiliyatta ve hatta teoride Şiilerin de Arap anlayışıyla ve onun ötesinde Kur’an-ı Kerim, sahabe ve hadis rivayetleriyle alakalı derin sorunları var. Şii müelliflerden Tabersi ve benzerleri “Faslu'l-Hitâb fi İsbâti Tahrifi Kitâbi Rabbi'l-Erbâb” adlı bir kitap yazmıştır. Hala günümüzde de birçok Şii hoca aynı kanaati paylaşmakta Sünnilerin veya Arapların Al-i Muhammed’in hakkını inkar için  Kur‘an-ı Kerim’i tahrif ettiğini söylemektedir (https://www.youtube.com/ watch?v= GmENfk3PdqE ).

Hadisi ret ve Ebu Hureyre’yi cerh makamında Humeyni ile Yaşar Nuri Öztürk’ün referansı aynı: Mahmut Ebu Reyye. Yaşar Nuri gibilerinin yolu zorunlu olmasa bile Şiiliğe çıkar. Nurimo’nun havası söndü ama çömezleri ve çırakları yetişiyor, çizgisini dolduruyorlar.  Bunlar da aynı çizgideki ilahiyatçı Nuri Alço takımı. Mütecavizler. Bunlar da haziretü’l kuds alanına tecavüz ediyorlar.   Kur’an ve Sünnetin alanına destursuz giriyorlar.

İhsan Eliaçık, kudsiyetten arındırma adına Hazreti peygamberin filminin yapılmasına cevaz vermektedir. Her alanda sınırları kaldırmaktadır.  Biz muhafazaya o ise aşmaya, biz korumaya, toparlamaya o dağıtmaya çalışıyor.  Sınırları kaldırdığından dolayı ihyacı düşünceyi reddediyor ve karşı çıkıyor.  Sıfırdan inşacı olduğundan kendini Kur’an ve Sünnet ile mukayyet saymıyor. Aklı ve hevası ona yetiyor.   Öyle olmasına rağmen birileri ona ve Hazreti Peygamberi ve bütün mübarek şahısları tasvir ve temsil eden İran’a sahip çıkıyor. Bu da hevaiyet mesleğinin intişarını gösteriyor. Biz Hazreti Peygamberin ilahi yönüne vurguda bulunduğumuzda selefi-şii kırması  bazı kafalar bize sataşıyorlar.  ‘Allahu Teala ve tebareke’ diyoruz bununla birlikte Hazreti İsa Kur’an lisanıyla her nerede olursa olsun Allah’ın kendisini mübarek kıldığını söylüyor.  Aralarında birlik yok ama ifadelerde kesişme alanı var. İlahi nağmeler derken kastettiğimiz neyse Hazreti Peygamberin hem beşeri hem de ilahi vahe mazhar olduğunu söylerken ‘ilahi yön’ vurgumuz aynıdır.  İlahi nağmeler, Allah’ı çağrıştıran ve onu hatırlatan manasındadır.   Yoksa kastettiğimiz Allah’ın parçacıklarına haiz olduğu düşüncesi değildir.

Kimileri film üzerinden yine İran’a sataşma merakımızı giderdiğimizi söylüyorlar.  Mesele benim takıntım değil İrancıların takıntısıdır.  Nasıl İsrail’e karşı çıkıyorsak İran’a da aynı şekilde karşı çıkıyoruz. Çıkmak da hakkımız ötesinde vazifemiz. Kimse bize niye İsrail’i takıntı haline getirdin diyemezse  (Yahudiler hariç)  kripto Şiiler veya Şiiciler hariç kimse de bize niye İran’a taktın diyemez. Adamlar milyonlarca ehl-i İslamı kılıçtan geçiriyor.  İsrail ve Batı’nın payandasıdır. Alaeddin Burucerdi gizlice mesaj teati ettiklerini söylerken İranlı kadın Sözcü Marziya Afham bunu reddetmektedir. Aradaki fark, takiyye dolgusudur.  İran’ı İsrail gibi görmezsen zulümlerine çanak tutarsın. Mesele ona nasıl gözle baktığında. Ehl-i bidata olumlu bakarak virüs kapmış olabilirsin. Dolayısıyla bu nokta takıntın haline gelir. Ben ise İran’ı İsrail’e eşdeğer olarak görüyorum. İslam dünyası açısından. Birisinin varlığı diğerine birisinin yokluğu da diğerine bağlıdır.  Şerler birbirini besliyor.  Şerrin panzehiri ancak haktır bu da Ehl-i Sünnet dairesinde  yatmaktadır.

Yaşar Nuri’nin ardıllarından veya halifelerinden olan İhsan Eliaçık’ın zihin kodlarına baktığımızda üç kişi öne çıkmaktadır. İslam’da paragmatik ekolün veya çığırın kurucusu ve kuramcısı Necmettin Tufi ile Mustafa Kemal’i bile mücedditler kervanına ilave eden Ezherli Abdulmüteal Saidi’dir. Ortak yönleri Yenilikçileri yazmalarıdır.  Günümüzde bir eşleştirme yapmak gerekirse Mısırlı Gezici Ahmet Kureyme ile Türkiye’de Gezi imamı olan İhsan Eliaçık birbirlerine benzemektedirler. Gezi imamının, bizim katıldığımız Haber Türk; Türkiye’nin Nabzı programında saklı bir tarafını da keşfettik.  Adam  hadis hafızı da çıktı!  Kimi kafadarları bizim Hazreti Peygamberi tasvir eden İran filmine sırf İran filmi olduğu için karşı çıktığımız safsatasına sarılıyor.  Elbette mercileri gibi yalan söylüyorlar. İspatı geçmişte yazdıklarımda saklıdır  (http://www.risalehaber.com/ tufandan-kiyamete-nuh-filmi-15823yy.htm ).Ben yalnızca onlar gibi İran’ın yanlışlarını takdis etmiyorum. Farkımız bu.    Kimse bizden İslam adına İran’a iman etmemizi beklemesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi