Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Siyasi Ahtapot

Siyasi Ahtapot

Ülkeyi beladan belaya sokan Ali Abdullah Salih Husilere dayanarak de Gaulle örneğinde olduğu gibi yeniden kurtarıcı sıfatıyla geri dönmenin hesaplarını yapıyor.  Husiler sayesinde kendisini Mehdi sanıyor da olabilir!  En azından oğlu Ahmet üzerinden çalım yapıyor.   Halbuki Yemen’deki 11 Şubat devrimi (2011)tevris ve temdide karşı yapılmıştır. Ali Abdullah Salih’in görev süresinin uzatılması ve oğlunun yerine siyasi varis yapılması planlarına karşı halk birlik olmuştu. Husiler mezhep dürtüleri üzerinden Ali Abdullah Salih de kendisini istemeyen halktan intikam almak için güçlerini devrimcilere karşı birleştirdiler. Ülkenin Husiler tarafından ele geçirilmesi ve darbe süreci bu suretle şekillenmiştir. Fransa’da  ‘hayali kurtarıcılar’ kendilerini genel olarak Napolyon ile kıyaslarlar. Dışarıda ise işi bitmiş liderler tekrar geri dönebilmek için de Gaulle modeline sarılırlar. Ali Abdullah Salih de böyle birisi.  Bazıları kendisini siyasi dahi olarak takdim ediyorlar. Bu dahilik tanımının deforme edilmesi veya tahrif edilmesinden ibarettir. Adam akıllı değil kurnazdır. Kendi geleceği üzerine ülkesinin felaketini inşa ediyor.  Böyle bir adama dahi denilmez olsa olsa hilekar ve düzenbaz denilir.  Bu nedenle de kimileri çok kolu olduğundan dolayı kendisini ahtapot diye anıyorlar. Siyasi bir ahtapot olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.  Sözgelimi zıt eğilimleri birden kullanabilen bir adamdır. Husilerin çıkışında parmağı var mı bilinmez ama siyasi geleceği için onlardan yararlanma yolunu seçmiştir. Onlarla 6 kez savaşa tutuşmasına rağmen 21 Eylül 2014’te Sanaa’nın düşmesi hatta öncesinden itibaren Husilerin ortağı haline gelmiştir.  Tam bir şark kurnazıdır.

Husiler üzerinden pazarlık imkanını artırma yolunu seçmiştir.  Yemen’de Müslüman Kardeşleri ve Husileri istemeyen Körfez ülkelerinin çar naçar ve eninde sonunda kendisine döneceklerini ummuştur.  Güçler dengesinde en uygun aktörün kendisi olduğuna keşfetmelerinin yakın olacağını hayal etmiştir. Lakin planları tutmamıştır.  Körfez ülkeleri nezdinde güven kaybına uğramıştır. Belki de Körfez ülkelerinin en büyük pişmanlıkları içeride fesat çıkaracak ve darbe sürecini tetikleyecek bir biçimde kendisini Yemen’de bırakmış olmalarıdır.  BAE’den Muhammed Bin Zayed gibi modern Arap darbecileri Ali Abdullah Salih’in oğlu Ahmed’e siyasi yatırım yapmaktan kaçınmamışlardır.  Kararlılık Fırtınası öncesinde Ahmet,  Suudi Arabistan Savunma Bakanı Muhammed Bin Salman’la bir araya gelmiş ve Riyad nezdinde kendi siyasi formülünü geçirmeye yeltenmiştir.  Lakin sadece ülkelerine değil bölgelerine bu kadar felaket tattıran isimlerle yola devam etmek içinden çıkılmaz dertlere neden olacağın fark eden Riyad bu formüle kapılarını kapatmış ve Ahmet’in cumhurbaşkanlığı formülünü reddetmiştir. Yanlışlara bir yenisi ilave etmek veya tüy dikmek istememiştir.   Riyad geçici cumhurbaşkanı Hadi ile yola devam etme kararı almış ve Hadi de Ahmet’i BAE’deki büyükelçilik görevinden azletmiştir.

Ali Abdullah Salih işine gelmediği için 11 Şubat devrimini Amerikan eksenli bir hareket olarak karalamaya yeltenmiştir. Bizdeki Esat yanlıları da aynı nakaratı tekrarlıyorlar. Halbuki, Ali Abdullah Salih çok oynak, kaypak bir adamdır. Hiçbir kuralı ve kutsalı yoktur. Bu nedenle de halkı tarafından kovulduktan sonra Husi kapısından yeniden geri dönmeyi tasarlamaktadır. Ülkeyi çıkmaza sürükleyerek kendi yararlılığını ispata çalışmaktadır. Ülkenin başında kalıcı olmak için tahterevalli gibi hem Husileri hem de Kaide’yi kullanmıştır. Yemen’de Kaide’nin üç kolundan birisi olan Ensaru’ş Şeria aslında Ali Abdullah Salih’in ürettiği bir Kaide markasıdır. Dolayısıyla devlet terörünün mimarıdır. Amerikalılardan öğrendiğini Amerikalılara pazarlamaya yeltenmektedir.  Kaostan kendi düzenini çıkarmayı planlamaktadır. Düşmanlarını birbirine karşı kullanmaktadır.  ABD’nin kendisinden vazgeçeceği bir sırada 2004 yılında Ali Abdullah Salih Ensaru’ş Şeria ismiyle kendi Kaidesini üretmiştir.  İran’ın Yemen’e teslim etmiş olduğu Nasır el Vuhayşi isimli Kaide elemanı ve arkadaşlarının hapisten firarına imkan vermiştir.  Onlar da Ensaru’r Şeria isimli bir Kaide kolu türetmişlerdir.  IŞİD’in hormonlu büyüdüğünü dikkate aldığımızda Ali Abdullah Salih’in Kaide’ye katkısı da kendiliğinden anlaşılmış olur. Kendisi Kaide’nin hamisi olur.  Nitekim Libya’da da Kaddafi kalıntıları IŞİD kisvesine bürünmüş ve Kaddafi’nin yeğeni Ahmet Kazzafüddem onları övmüştür. Suriye ve Irak cephesinde de IŞİD’in teşekkülünün rejimlerinin kuluçkasının  dışında gelişmediğini görürüz. Mesele basit değil derin olsa da sonuçta böyledir.   Varlığını ispatlamak için yeni Kaide markaları üreten Ali Abdullah Salih düşmanlarını birbirine temizletmek için de Husileri araç olarak kullanmıştır. Yemen’de siyasi verasete karşı çıkan ve devrimi destekleyen efsanevi komutan Hamid el Kuşeybi Ali Abdullah Salih’in ısmarlamasıyla Husiler tarafından tasfiye edilmiştir. Bununla birlikte son sıralarda zor oyunu bozmuş ve boynuz kulağı geçmiştir. Husiler Ali Abdullah Salih’in denklemine sığmayacak kadar büyümüşlerdir. Silah geri tepmiştir.

 Firariler de, Salih ve Husilerin boğazında yutamayacakları bir kılçığa dönüşmüşlerdir. Sanaa’dan kaçan Hadi ile Ali Muhsin Ahmet yeniden aktif hale geliyorlar.  Suud- İhvan uzlaşması halinde firari devrimci komutanlardan Ali Muhsin Ahmer’in Yemen’in yeni kurtarıcısı haline gelebilmesi hayal dairesinden çıkacaktır.  Ahtapotun kolları uzun olsa da siyasi ömrünün muhakkak bir sonu var. Çekirge bir zıplar iki zıplar...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi