Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Demokrasi mi, Demm-okrasi mi?

Demokrasi mi, Demm-okrasi mi?

Akıl­la­rı faz­la ka­rış­tır­ma­dan “demm-ok­ra­si”­de­ki “demm/dem­”in, Arap­ça­’da “kan” de­mek ol­du­ğu­nu söy­le­ye­lim.

Şim­di “de­mok­ra­si” ile “demm-ok­ra­si” ara­sın­da­ki far­ka ge­çe­lim.

Yıl­lar­dan be­ri “Dağ­dan in­sin­ler, ova­da si­ya­set yap­sın­lar” den­me­si­ne rağ­men, PKK si­lah­tan, in­san öl­dür­mek­ten, kan akıt­mak­tan as­la vaz­geç­me­di ve ha­la kan akıt­ma­ya de­vam edi­yor.

7 Ha­zi­ran se­çim­le­ri sath-ı ma­ili­ne     gi­ril­di­ği an­dan iti­ba­ren mer­kez med­ya, ka­ra ka­şı­na ka­ra gö­zü­ne hay­ran­lık­tan de­ğil, gü­ya Ak Par­ti­’nin önü­nü kes­me­nin en kes­tir­me yo­lu ol­du­ğu için HDP’­nin ba­ra­jı aş­ma­sı yo­lun­da ne­fes tü­ke­ti­yor­lar. 

Ney­miş?

“Si­lah ye­ri­ne mec­lis­te si­ya­set ya­pıl­sa da­ha iyi de­ğil miy­miş?

Biz de onu di­yo­ruz hep. Da­ha doğ­ru­su böy­le bir şe­yi di­le ge­tir­me­ye hiç ge­rek bi­le yok. De­mok­ra­si işi baş­tan be­ri ve bü­tün dün­ya­da hep böy­le ol­muş­tur. De­mok­ra­si­nin ze­mi­ni­ne kan bu­laş­tı­ran si­ya­si ha­re­ket Sta­li­nist Kürt­çü­lük­tür. Bak­sa­nı­za, Kan­di­l’­de­ki eş­kı­ya “7 Ha­zi­ra­n’­da HDP ba­ra­jı aşa­maz­sa, 8 Ha­zi­ra­n’­a ha­zır olun” di­yor.

Bir yan­dan Kan­dil eş­kı­ya­la­rı, bir yan­dan mer­kez med­ya ka­lem­şor­la­rı, Tür­ki­ye­’yi kıs­ka­ca alıp, gü­ya do­ğan kar­ma­şa­da, HDP’­ye ba­ra­jı aşır­ta­cak­lar. Ol­maz da, ha­di ol­du di­ye­lim, HDP mec­li­se gi­rin­ce, si­vil si­ya­se­tin tem­sil­ci­si ola­rak mı gi­re­cek, da­ya­tı­lan si­lah­la­rın uzan­tı­sı ola­rak mı? Bu so­ru­ya her­kes hiç dü­şün­me­den, “Si­lah­la­rın uzan­tı­sı” di­ye­cek­tir.

HDP si­lah­la­rın uzan­tı­sı ola­rak mec­li­se gir­di­ği za­man bu­nun adı, de­mok­ra­si mi ola­cak? 

Mer­kez med­ya ka­lem­şor­la­rı, bu­nu bil­mez mi? Bal gi­bi bi­lir­ler ve hat­ta za­ten bir kıs­mı ya 1968’den kal­ma si­lah­lı ey­lem­ler­den gel­me­dir ya da kan fe­ti­şiz­mi­ne gark olan 1968’li­le­rin ro­man­tiz­mi­ni ya­şar. (Za­ten 1968’ler­de HDP, PKK ve ben­ze­ri Kürt­çü si­ya­si ha­re­ket­ler ve te­rö­rist grup­lar, hep bir ara­da idi. O yüz­den, 7 Ha­zi­ran ön­ce­si on­la­rın bir ara­ya gel­me­si zor ol­ma­dı.) 

Ya­rın öbür gün bir baş­ka et­nik ve­ya di­ni grup, ön­ce si­la­ha dav­ra­nıp si­ya­set is­ti­mi­ni ar­ka­dan ge­tir­me­ye kal­ka­rak bir si­ya­si ha­re­ke­te gi­ri­şir­se, bu­nu da nor­mal mi gö­re­cek bu en­tel-dan­tel­ler? 

Ar­ka­sın­da bir dam­la da ol­sa kan bu­lu­nan hiç­bir ha­re­ket, si­vil si­ya­set ola­rak ad­lan­dı­rı­la­maz. “Kürt” ke­li­me­si ile “kan” ke­li­me­si­ni öz­deş­leş­ti­ren PKK gi­bi bir te­rör ör­gü­tü, ölüm teh­di­di ile oy kul­lan­ma­yı yön­len­di­ri­yor­sa, o iş­le­yi­şin adı de­mok­ra­si ola­maz; ol­sa ol­sa “demm-ok­ra­si/dem-ok­ra­si” olur.

Ar­ka­sın­da PKK ve kan var­ken, HDP’­nin ba­ra­jı aş­ma­sı için, Kan­dil ve mer­kez med­ya içer­den, biz dı­şa­rı­dan hay­li gay­ret sarf edi­yo­ruz. Şa­yet HDP ba­ra­jı ge­çer­se, bu ken­di­le­ri­nin ba­şa­rı­sı de­ğil, dı­şa­rı­dan, ya­ni Ak Par­ti­’nin sü­re­ci kon­trol ede­me­me­si ve­ya yan­lış kon­trol et­me­si yü­zün­den ola­cak­tır. Ak Par­ti % 92’lik bir kit­le­yi ha­re­ke­te ge­çi­re­mez­ken, mer­kez med­ya % 1-2’lik bir kit­le­yi mo­ti­ve ede­rek HDP’­ye ba­ra­jı aş­tır­ma­ya ça­lı­şı­yor. Bu­na  % 48’lik Er­do­ğan mu­ha­lif­li­ği ve “baş­kan­lık” et­ra­fın­da ge­li­şen Er­do­ğan an­ti­pa­ti­si di­ri tu­tu­lup ek­len­di­ğin­de, oy­la­rın bir kıs­mı HDP’­ye ite­len­miş ol­mak­ta­dır.  Çak­ma Se­la­hat­tin de, bu an­ti­pa­ti­yi kul­lan­mak üze­re, doğ­ru­dan Er­do­ğa­n’­ı mu­ha­tap ala­rak ken­din­ce ve­rim­li bir ala­nı kul­lan­mış ol­mak­ta­dır.

La­fı uzat­ma­ya­lım, HDP ile il­gi­li ola­rak yan­lış yö­ne­ti­len bir se­çim sü­re­ci so­nun­da demm-ok­ra­si/dem-ok­ra­si­’nin de­ğil, de­mok­ra­si­nin ka­zan­ma­sı­nı is­te­riz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi