Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yağma, Bolluk ve Karanlık Fitnesi

Yağma, Bolluk ve Karanlık Fitnesi

Birinci ve İkinci Dünya savaşları için büyük yağma “Great Loot” ifadesi kullanılmıştır. Savaşın zulmü bertaraf etmek ve insanları savunmak gibi yüce gayesi ve ahlaki ölçüleri ve kriterleri olmazsa uğruluk ve çapulculuk ve yağmadan ibaret kalır. Gerçekten de Birinci Dünya Savaşı sırasında İslam ve Osmanlı toprakları büyük yağmaya sahne olmuştur. Hadislerde belirtildiği gibi İslam diyarı kurtlar sofrası haline gelmiştir. Ahlas fitnesi ile ilgili hadiste de ‘harab’ ifadesi kullanılmaktadır ki nehb yani yağma anlamına gelmektedir. Demek ki hadisler Birinci Dünya Savaşı’nı yağma savaşı olarak tasvir etmekte, nitelendirmektedir. Dünya savaş literatürüne de böyle geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı  “Great Loot” olarak anılmaktadır. Bir makalede IŞİD büyük yağmanın sonuçlarından veya ganimetlerinden birisi olarak değerlendirilmektedir. Peygamberimiz ‘ahlas’ fitnesini tanıtırken veya tarif ederken ‘hiye fitnetü’l harab’ buyurmuşlardır. Yani yağma fitnesi. Zira İslam diyarı baştan başa yağmalanmıştır. Bu yağmayı yapanlar da buna, ‘Büyük Yağma/ Great Loot’ demişlerdir. Ruslarla İngilizlerin Orta Asya üzerine büyük oyunları da Great Game olarak tarihe geçmiştir.  Son sıralarda genellikle İran ile ABD arasındaki tokalaşmadan da ‘büyük pazarlık/ Great bargain’ olarak bahsedilmektedir. Görüldüğü gibi İslam dünyası üzerine örülen bütün çoraplara büyük sıfatı yakıştırılmakta, giydirilmektedir. George Walker Bush’un 11 Eylül sonrasında İslam alemine hamlesi de böyle bir hamle idi.  Bunun adını da yine Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olarak belirlediler.

***

Yağma döneminden yani Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ikinci fitne dönemi başlar. Bu da Serra yani bolluk fitnesidir. Tahsisle bu petrol fitnesidir. Belki de savaşa gerekçe olacak Fırat’ın altındaki hazinelerden kasıt da budur. Bu dönemlere farklı manalar verenler olsa da burada Serra fitnesi döneminde ‘benden olmasına rağmen benden olmayan’ ifadesiyle Şerif Hüseyin’in kastedildiği açıktır (http://www. almoumnoon.com/t7582-topic ). Fitne dönemlerinde evinin en ücra köşesine çekilmekle alakalı veya ‘künü ahlase(hils) büyütiküm’ yani fitneden uzak durun, evlerinizin en ücra köşelerine çekilin tarzında hadisler var. Bu aynı zamanda öncelikle, ‘Şerif Hüseyin’in tetiklediği isyandan uzak durun’ demektir. Zira fitne ve kargaşadır. Bu dönem aynı zamanda cebabire veya deccaller döneminin zuhurunu sağlamakta ve kapısını aralamaktadır. Bir dönemden diğerine geçiş devresidir. Bütün bu üç fitnenin de yaşandığı, buluştuğu dönem ‘melik cebri’ yani totaliter veya diktatörler çağıdır. İkinci hilafetten önceki karanlık veya kapkaranlık dönemdir. Kimileri bu hadiste geçen hereb ve harab ifadelerindeki harabı yağma yerine harp olarak okumuştur. Bu nedenle de Hazreti Osman’ın cinayet fitnesine hamletmişlerdir. Biz ise bu üç fitneden ahlas fitnesinin doğrudan doğruya Birinci Dünya Savaşı ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Zira bağlam buna işaret ediyor. Zira hemen ardından Şerif Hüseyin’in sarahatle olmasa bile sıfatıyla anılması bunu gösterir. Kıssadan hisse: Peygamberimiz, ‘gücünüz düzeltmeye yetmezse bile kim olursa olsun bozguncuların arasına katılmayın’ buyuruyor.  

***

Serra fitnesi ise başlangıcı Şerif Hüseyin ile birlikte başlayıp 1991,  2001 ve 2011 yıllarına dek  yayılmıştır.  Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı topraklarının Arap kısmının bol kemiyette petrole sahne olduğu anlaşılmıştır. Sömürgeciler gözlerini buralara dikmişlerdir.  Araplar bu petrollerden 1960’lı yıllara kadar doğru dürüst pay alamamış ve nemalanamamışlardır. Dolayısıyla yağmanın devamı olmuştur. 1960’lı yıllardan sonra ise petrolün devletleştirilmesi ve fiyatlarının artmasıyla birlikte baldırı çıplak Araplar Karun gibi zenginleşmiştir. Sonrasında ise kimseyi tanımamış ve pupa yelken israfa açılmıştır. Bin bir gece masallarını aratmayan bir durum yaşanmıştır. Hadiste buna bolluk/Serra fitnesi deniliyor. Bu ülkeler ibahiye veya hedonizm üsleri ve Karun ülkeleri haline gelmiştir. Küreselleşen ve küresel model haline gelen BAE buna tanıktır. 

Zenginlik Araplara tuğyandan ve isyandan başka bir şey kazandırmamıştır. Batılılar yağmalara devam etmek için Araplar arasında veya komşularıyla savaşları körüklemişlerdir. Bolluk fitnesinden sonra en son fitne ise Düheyma fitnesidir. Herkese isabet eden bir fitnedir. Bu fitne herkesi tokatlayacaktır. Bu dönemde insanlar imanlarında ve görüşlerinde sebat etmeyeceklerdir. Dolayısıyla insanlar inançları veya görüşlerinden dolayı fitneye düşecekler ve sebat edemeyeceklerdir. Bir de bitti denildiği an deniz dalgaları gibi yeniden kabaracaktır (feiza kile enkadat temadet). Sabah imanlı olan insan akşam kafir haline gelecektir. Ardından da insanlar iki fustata yani kampa ayrılacaklardır. İman ve nifak kampları. Burada küfür kampı denmemesi manidardır. Zira küfür kampı denilse belki IŞİD ve İran gibi faktörler dışarıda kalacaktır. Bu süreç ise Deccal’ın ve dolayısıyla Mehdi’nin zuhuruna mukaddime olacaktır.    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi