Beddua Mıydı Yoksa Bir Talimat Mı?
Hasan Karakaya'nın açıklamalarından bazı satır başları:
Bazı avukat kılıklı provokatörler...
Zonguldak Kozlu'da 1992'de meydana gelen faciada 263 insan vefat etmişti ve ertesi günkü gazetelerin alt kısımlarında çok küçük bir şekilde "Zonguldak'ta grizu faciası" haberleri geçti, ikinci gün biraz daha büyütüldü ama ancak 5. günde insan hayatlarından örnek verebildiler.. İlk 4 günkü gazetelere baktığınızda ne Başbakan Demirel vardı o fotoğraflarda ne de Erdal İnönü.. Çünkü ne Demirel ne de İnönü facia yerine gitmediler. Hatta dönemin Çalışma Bakanı basın toplantısını Ankara'da yapmıştı. Ama şimdi 2014 Türkiyesine geldiğimizde Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı ilk günden olay yerine gitti ve sürekli kamuoyunu bilgilendirdi.. 4-5 gün boyunca oradan hiç ayrılmadı. Öncelikle bunun takdir edilmesi gerekir ama bazı avukat kılıklı provokatörler ona "ne zaman istifa edeceksin?" diye sorma ahmaklığında da bulundular.
Denetleme ekiplerine bunun hesabı sorulmalı!
Askerlik yapan herkes bilir ki denetleme yapılacağı zaman önceden bilgi verilir. Denetleme yapılacak yer hazırlanır ve komutana görmesi gereken yerler gösterilir. Öyle sanıyorum ki Soma'daki maden ocağında da denetleme ekibine görmesi gereken yerler gösterilmiş. O ekip acaba üst katlardan alt katlara inip oralardaki şartları incelemişler midir? Görmüşler midir? İşçilerle konuşmuşlar mıdır? Burada mutlaka o denetleme ekiplerine bunun hesabının sorulması gerekir.
Sendikalara da hesap sorulması gerekir. Herkes Alp Gürkan'ın AK Partili gibi gösterilmesini istiyor ve oradaki işçilerin para verilip AK Parti mitinglerine götürüldüğü söyleniyor. Çok ahlaksızca ama aynı zamanda yalan. Çalışanlardan biri şunu söyledi, oradaki işçilerin ancak 3'te biri AK Partiye oy vermiştir.
İttihat ve Terakkicilerin hangi şartlarda iktidar sahibi olduğu tabi ki tarihçilerin işi ama aynı zihniyetin iktidar olması veya iktidarı kaybetmesi 14 Mayıs 1950'dir. O tarihte CHP tek parti iktidarını kaybetti ve o zamandan bu yana da iktidar yüzü göremedi.
Bunlar Soma acısı da dahil hiçbir durumda acı duymazlar
Bunlar Soma acısı da dahil hiçbir durumda acı duymazlar çünkü kendilerinin bir kuyruk acısı var.. 7 Şubat 2012, Gezi parkı eylemleri, 17-25 Aralık operasyonları ve 30 Mart kirli ittifakları.. Bütün bunların sebebi araştırılırsa eğer arkasından bugün 'paralel yapı' dediğimiz yapı ortaya çıkar ki 'bunlar bu halkı sevmiyorlar.' Bunlar Kürtüne de, Arnavutuna da, Çerkesine de hiç saygı duymuyorlar.. Sadece kendilerine saygı duyuyorlar..
Bir beddua mıydı yoksa bir talimat mı?
Şunu söylüyorlar. 'Bir alime bunu yaparsanız bedeli budur' Bunu diyor.. Siz bizim günahsız cemaatimize bunu yaparsanız bunlar onun cevabıdır diyor. 'zaten yağmurlar yağmadı, kayısılar dondu' diyor. En son da Ali Ünal'ın yazdıkları da bunun zirvesidir. Aynı Yılmz Özdil'in kafası.. O kara kafa, bunlar da yeşil kafa.. "Bugün ocağınıza ateş düştüyse siz buna müstehaksınız" diyor. Hocaların ne diyordu? "Ocağınıza ateş düşsün" diyordu. Ben şu anda düşünüyorum.. "Ocağınıza ateş düşsün" bir beddua mıydı yoksa bir talimat mı?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.