Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Obama neden Nakba demedi de Medz Yeghem dedi?

Obama neden Nakba demedi de Medz Yeghem dedi?

Nakba Arapça, Medz Yeghem de Ermenice bir kavram ama her ikisi de aynı anlama geliyor. Büyük felâket! Obama birisini telaffuz etti ama diğerini belki hayatı boyunca duymadı bile.
Elbette Obama Ermenice bilmiyor, Arapça da bilmiyor. Öyleyse bu kavramın Ermenicesini nasıl öğrendi de Arapçasını öğrenemedi? Tabiî ki telkin yoluyla. Öğrenmedi, öğretildi.
Dolayısıyla bu iki kavramdan birisinin öne çıkması gerçeklikten ziyade, güç ve telkin boyutuyla alakalı. Öyleyse adalet arayanların silahı ve aracı, adaletin kendisi değil, güç. Organize olan burada daha haklı olmuş oluyor.
Nakba, Filistinlilerin, Yahudilerin elinden çektiklerini anlatan bir ifade. Her ne kadar Nakba, 14 Mayıs 1948 İsrail devletini kurulmasını remzediyorsa da, esasında Filistinlilerin trajedisi 1917’de Osmanlıların Filistin’den çekilmesi ve İngilizlerin bölgeye girmeleriyle birlikte başlıyor.
Yahudiler bölgeye İngilizlerle birlikte geldiler. Ermeniler ise Ruslarla birlikte harekete geçtiler. Ama dünya Filistinlilerin dramını unuttu ve Nakba kelimesini hatırlayan bile yok. Evet, 14 Mayıs 1948, ‘pek duyarlı dünya’ için İsrail’in kuruluşunu sembolize ediyor. Filistinlilerin topraklarını ve canlarını kaybetmesinin başlangıcını değil.
24 Nisan ise ‘Ermeni soykırım ve tehcirini’ anma günü. Buna mukabil Obama, Ermenice bilmese bile Ermenice Medz Yeghem (Ermenice Nakba) ifadesini belledi. Peki bu nasıl oldu? Çünkü Filistinlilerin kimsesi yok ve yalnızlar. ‘Bir kedim bile yok..’ deyiminde olduğu gibi, onların lobileri ve siyaset namına vicdan satan-vicdan alan lobicileri yok. Azerilerin deyimiyle, Obama Ermeni lobisinin hürmetine (rüşvetiyle) bu kelimeyi belledi ve 95 yıl önce yaşanan olaylar için kullandı. Ama Filistinlilerin gerisinde kimse olmadığı için, Nakba Obama’nın gündeminde hiç yok ve olmayacak. Filistinliler hâlâ devletsiz. Ermenilerin ise iyi kötü bir devletleri var ama bununla yetinmiyorlar. ABD ve kimi Avrupa ülkeleri arkalarında duruyor. Bırakın Filistinlilerin komşu ülke topraklarını işgal etmelerini, her gün İsrail işgali altında yaşıyorlar ve günlük bombalama-öldürmelerden paylarını alıyorlar. Lâkin dünya tarafından şımartılan Ermeniler, önce Türk diplomatlarını öldürmeye giriştiler. Ardından da belki hem Türklerden intikam almak, hem de topraklarını Rusların yardımıyla genişletme açısından Yukarı Karabağ’a saldırdılar ve işgal ettiler. Bunu yaparken de taze bir katliam irtikap ettiler.
Hocalı katliamını yapmakla kalmadılar, yüzbinlerce Azeriyi sürdüler. Tarihi sürgünden bahsedenler, yaşanan sürgünden bahsetmiyorlar. Batılılar sürekli Ermeni nefretini ödüllendirmekle meşguller. Bir türlü şarklı bir Hıristiyan topluluğun veya milletin kendi yaptıkları sebebiyle başına geleni (el cezau min cinsi’l amel kaziyesince) kabullenmek istemiyor ve hazmedemiyorlar.

Meselenin özünde tarihi iddialar üzerinden Türkleri diz çöktürmek beklentisi vardır. Aynen Yahudiler üzerinden nasıl Almanlara diz çöktürdülerse ve hâlâ başlarını kaldıramıyorlarsa, Türklere de sonsuza dek başlarını eğdirmek istiyorlar. Ama artık Obama gibi Ermeni dostları bilsinler ki; ABD’nin kolu o kadar uzun değil. Bunları yaparak aslında bir milletin kendisine gelmesine hizmet ediyorlar. Amerikalılar, 1915 yılından beri neredelermiş? Türkleri yeniden diz çöktürmek isterken, dizlerinin üzerine kaldıracaklar. Ruslar da Güney Osetya gibi işgal edilen bölgeler üzerinden eski oyunu oynayarak nasıl Gürcistan’ı siyasi olarak rehin almaya çalışıyorsa, aynı şekilde Yukarı Karabağ üzerinden Ermenistan’ı avuçları içine alırken, Azeriler de elinde rehin tutuyorlar.
Türkiye de toplum ve siyasi irade olarak Ermeni tezleri üzerinden rehin alınmak istenmektedir. Her 24 Nisan tarihinde oynanan oyun ve yapılmak istenen kepazelik budur. Neden gittikçe daha çok zamanaşımına uğrayan bir mesele için bunca güncelleştirme gayretleri yapılıyor. Bazı gazetelerin de sanki varlık sebebi bu. Ermeni tezlerinin bedava veya başka türlü sözcülüğünü yapıyorlar. Türkiye soykırımı estetize ediyormuş. Bunu Ermenilere müzahir olan ve Irak’taki kitle imha silahlarıyla alakalı olarak yalanların estetize edilmesini isteyen Blair gibi Batılı liderler yaptı. Neden Obama Bush’dan ve Irak’ta irtikap ettiği katliamlardan başlamak yerine, 95 yıl geriye gidiyor? 95 yıl geriye gitmek mümkünse, öyleyse neden 500 yıl daha bekleyemiyorlar? İspanyolların Yahudilerden özür dileme süresi gibi. İspanya Yahudilerden 500 yıl öncesinin özrünü diliyor da, Müslümanlardan dilemiyor? “Galip mağlup olduk” diyor. Bizim tarihçiler de “Öldük ve öldürdük” diyorlar.

Evet, hep birlikte tarihle yüzleşelim ama bunun yolu tek yönlü dövünme değildir. Türkiye üzerine milli bir Mazoşizm gömleği giydirmek istiyorlar. Bizim de Ermeniler gibi Anadolu’da soykırım anıtını dikmemizi tavsiye eden Ömer Taşpınar gibi aklı evveller var. Türkiye’de darbe çığırtkanlığı yapan Zeyno Baran’ın eşi Matthew J. Bryza en çok ‘iki devlet bir millet’ sözüne bozulmuştu ve kafayı takmıştı, şimdi hedeflerine biraz daha yaklaşmış durumdalar.
Burada asıl mesele ulusal basının dünya çapında mahalle baskısıyla komplekse girmesi ve meseleye bu kompleks zemininde yaklaşmasıdır. Türkiye’yi asıl felç eden husus da budur. Ne diyelim yanlış bir söz ama; ancak meramımızı bu yanlış sözle anlatabiliriz:
Ya Rabbi, ben düşmanlarımın hakkından gelirim, sen bana dostlarım konusunda yardım et! Asıl mesele mankurtlaşan idraklerde. Bunlar da aramıza liberalizm rüzgarlarıyla birlikte sızıyor. Ama bu liberaller Medz Yeghem’i ezberledikleri kadar, Nakba’ya yabancı duruyorlar. Çünkü hareket noktalarını kendileri tayin etmiyorlar. Biz hâlâ 1915 yılında yaşananların mukatele olduğunu ve Türklerin de öldüklerini anlatamıyoruz. Devleti olmayan Filistinliler bunu Obama’ya nasıl anlatsınlar?
Kinle acıları tazelemek isteyenler bilsinler ki; sonunda yaktıkları ateşle imtihan olacaklar. Her 24 Nisan’da kin birikimi kusanlar, alerji yayanlar, en sonunda nefretin doğurduğu nefretle uyanacaklar. Rusya’nın yeni çarları bile onları kurtaramayacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi