Yunus Vehbi Yavuz

Yunus Vehbi Yavuz

Cemaatlerin işlevi ve ortaya çıkış sebebi/1

Cemaatlerin işlevi ve ortaya çıkış sebebi/1

Cemaat; birlik, topluluk demektir. Fertlerin bir araya gelerek yardımlaşması ve bütünleşmesi demektir. Cemaat rahmet, parçalanmak ise azaptır. Cemaat inananların tek bir vücut gibi olmasına katkı sağlar.
Yüce dinimiz birliği, bütünleşmeyi ve güçlenmeyi tavsiye der. Bu bakımdan cemaat halinde hayata devam etmek, hem dini hem de dünyevi yönden ortaya çıkacak riskleri azaltmak yahut yok etmek anlamına da gelir. Ama bir şartla... Cemaatçilik yapmamak şartıyla... Mutlak anlamda lider olarak sadece Hz. Muahammed’i kabul etmek şartıyla...
Ancak, dini otorite boşluğundan kaynaklanan bir cemaat olgusu vardır, ülkemizde... Esas konuşmak istediğimiz cemaat olgusu da budur. Cemaat faydalı olmasına faydalıdır da, acaba İslam dininin doğru anlaşılmasında ve doğru uygulanmasında bu cemaatlerin rolü ve yeri nedir?
Devletin kasten ihmal ettiği ve alanında büyük bir boşluk bıraktığı İslam dinini cemaatlere bırakmak yahut bu önemli işin cemaatlere kalması acaba isabetli midir?
İslam dinini anlamak ve yaşamak her şeyden önce ilim işidir. İlim derken salt malumatı, ezberlenmiş bilgileri kastetmiyoruz. Pek tabii, yaşanılan çağ ile dinin ilk kaynaklarını birbirine bağlayacak ve ikisi arasında köprü kuracak ve arada sağlam ilişkiyi düzenleyecek bilgi derinliğini kastediyoruz.
Devlet, cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana, dini alanı boş bırakmış; hayır, boş bırakmakla kalmamış, belki dini atmosferi tamamen yok edecek çabaların da maalesef içine girmiş, halkın dini bilgileri sağlam kaynaklardan edinmesinin yollarını kesmiştir.
Dolayısıyla, bu alanda toplum üzerine kesif bir cehalet karanlığı çökmüştür. İşte bu durum ülkemizde ve dünyada özellikle bazı cemaatlerin ortaya çıkmasına ve dini atmosferi yeniden inşa etme ve otoriteyi tekrar kurma çabası içine girmesine vesile olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nde, dini cemaatler, varlıklarını işte bu halka, özellikle Müslümanlara din ve vicdan özgürlüğü, dinini olduğu gibi ve istediği gibi öğrenme özgürlüğü tanınmaması sonucunda ortaya çıkmışlardır. Çeşitli tarikatlar ve mezhepler de tarihi bağlamda aynı boşluktan doğmuştur, denilebilir.
Bu cemaat, tarikat ve meslekler olmasaydı, belki de din toplumun ufkundan uçacaktı. Bu bakımdan bu gayretleri takdir etmemiz gerekir. Ancak, kabul etmek gerekir ki, özel ve şahsi çabalarla bu cemaatlerin çok ağır bir emanet olarak gönderilen İslam dinini gerektiği gibi araştırıp ortaya koyması ve topluma benimsetmesi beklenemezdi. Bugün, içinde bulunduğumuz ortam işte budur.
Evet, bugün var olan çeşitli cemaat ve tarikatlar, devletin gerek tarihte gerek bizim toplumumuzda bıraktığı boşluktan doğmuştur. Devlet eğer görevini yerine getirmezse, elbette bu görevi ifa edecek birileri ortaya çıkar, çıkacaktır. Tıpkı doktorluk ve mühendislik alanında olduğu gibi...
Devlet, insanların sağlık bilgilerini, sağlıklı olarak edinecekleri ve tedavilerini gerçekleştirecekleri sağlık mekteplerini ve merkezlerini kurmaz ve uzman doktorlar yetiştirmezse, hastalanan insanlar pek tabii olarak, toplumda güvenecekleri tabip pozisyonundaki kişilere müracaat ederek bu ihtiyaçlarını karşılayacaklardır. İşin tabiatı bunu gerektirir. Kimse kendini ölmeye terk etmez, çaresine başvurur.
Bu yol çok isabetli olmasa da buna razı olmak durumundadır. İşte Türkiye Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan cemaatler ve çeşitli dini nitelikli teşekküller de böyledir.
Devlet sağlam dini bilgi edinme ihtiyacını karşılamayınca ve bu alanda kasıtlı olarak önemli bir boşluk bırakınca, haliyle insanlar bu boşluğu doldurmak için ellerinden geleni yapmışlardır.
Devletin görevi sadece toprağı korumak, kuru bir vatan sağlamak, insanların yalnız midesini doyurmak ve güvenliğini sağlamaktan ibaret değildir.
Eğer insanlar yalnız bu ihtiyaçlarla karşı karşıya olan diğer hayvani varlıklar gibi olsalardı, belki bu düşünce doğru olabilirdi. Fakat insan böyle değildir. Belki, ulvi, maddi ve manevi cephesi olan evrenin en değerli varlığıdır. İnsanın sadece midesi yoktur, kafası vardır, kalbi vardır, midesi vardır, bedeni vardır.
Karnını doyurmak, bedeninin sağlığını temin etmek ve mesken sahibi kılmakla ona insani değeri verilmiş olmaz, olamaz. Olaya böyle bakmak, insanı hayvan yerine koyarak muamele etmek olur. O zaman huzursuzluk çıkar, çatışma olur, tasavvur edilemeyecek büyük sıkıntılar çıkar.
İşte cumhuriyet döneminin bazı yöneticileri, bu kutsal vatan topraklarında yaşayan ve insan olarak değerini bulmuş ve bilmiş olan vatandaşlara yanlış bir gözle bakmanın sonucu, insani haklarını verememiş, insan olarak yaşaması için gerekli olan ortamı hazırlayamamış ve maalesef ona farklı bir rol biçerek insani değerlerinden mahrum etmiştir.
İnsanları, özellikle Müslümanları inanma ve inandığı gibi yaşama, hayatını manevi bir şemsiye altında ibadetle idame etme hakkından mahrum bırakmıştır, halen de bırakma temayülündedir.
İşte bu sebeple, toplumda değişik dini cemaatler ve tarikatlar ortaya çıkmış ve bunlar halkımızın dini ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmışlardır. Bu durum elbette kutlanacak durumdur.
Son dönemlerde bu cemaatler, özellikle bir asra yakın bir zamandan beri, devletin ifa etmediği görevleri, büyük imkânsızlıklar içinde, özel çabalarıyla, kendi kapasitelerince ve sınırlı olan dini anlayışları ile yerine getirmeye çalışmışlardır ve çalışmaktadırlar.
Eğer bu cemaatler olmasaydı, İslam dini ile ilgili dini hayattan asla bir iz kalmazdı. Bu bakımdan Türk Müslümanlarının bu cemaatlere teşekkür ve dua borcu varıdır. Allah kendilerinden razı olsun. Devletin bu politikası eğer devam ederse, bu cemaatlerin hizmetleri de devam edecektir, etmelidir.
Fakat, devlet eğer bu tutumundan vazgeçer de halkın dini alandaki bilgi edinme ve bildiklerini pratiğe aktarma ihtiyacını tatmin edici bir şekilde yerine getirebilirse, cemaatler bütün güçleri ile devletin hem dini hem de diğer alanlardaki hizmetlerine destek olarak daha çabuk bir kalkınma hamlesi gerçekleştirilmiş olacaktır. Biz devletten bunu bekliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yunus Vehbi Yavuz Arşivi