Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Castro’nun cibilliyet ve asabiyeti

Castro’nun cibilliyet ve asabiyeti

Bazı şeyler tesadüf gözükse bile tesadüf değildir. Castro'nun durumu da böyledir. Son dönemlerde siyasetin berzahında yaşadıktan sonra yeniden aktif hayata geri dönmesiyle birlikte art arda ses bombaları patlatması bir oldu. Önce, Bin Ladin'in CIA ajanı olduğunu ileri sürdü. Kaide'yi yapısı veya yöntemi gereği suçlayabilirsiniz. Bu yönleriyle mahiyeti tartışmalı bir örgüttür. Son sıralarda örgütten ziyade marka olarak anılıyor. Keza Kaide'nin bazı yönleriyle sızmalarla malul olduğu da söylenebilir. Lakin gizlilik nedeniyle bunların hacmini bilebilmek de pek mümkün değildir. Bu açıdan karinelere bakarak Castro gibi Bin Ladin için de CIA ajanı da diyebilirsiniz. Lakin bu gerçeğe tekabül etmeyebilir de. Sebebine gelince, Zarkavi'nin öldüğüne dair Batı basınında onlarca yazı ve makale çıktıktan sonra bir bombalama sonucu Irak'ta geçekten de öldürüldü veya kan kaybetmesi sağlanarak muhakkak bir ölüme terk edildi. Castro, Bin Ladin'i CIA veya ABD işbirliği üzerinden suçluyor. Yani eylemlerinden ziyade sağ gösterip sol vurmasını sorguluyor. Lakin mesele İsrail'e gelince, ABD veya emperyalizmin ileri karakolu olduğunu unutuyor. Bin Ladin'i ABD ile işbirliği üzerinden eleştiren ve suçlayan Castro aksine inanılmayacak bir biçimde Ahmedinejad'ı da İsrail düşmanlığıyla itham ediyor. Nejad, nasırına basmış gibi tepkiler veriyor. Nejad kime vuruyor tepki nereden geliyor? Neden acaba? Küba'nın demirbaş lideri Fidel Castro, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı "Yahudi düşmanı" olarak nitelendirdi. Amerikalı gazeteci Jeoffrey Goldberg'e konuşan Castro'dan, 1962'deki füze krizi ile ilgili olarak da yıllar sonra itiraf geldi. Geriye dönüp baktığında meselenin bu kadar kutuplaşmaya ve gerginliğe değmeyeceğini düşünüyor. Castro'nun sözlerinde asıl dikkat çekici bölüm ise şurası: "Yahudiler dünyanın her yerinden kovuldu, İsa'nın katili olarak yaftalandılar" Bu iki vurgu çok önemli. Castro ayrıca İran'ın İsrail'in varlığının devamı konusunda neden sürekli bir kaygı içerisinde olduğunu anlamaya çalışması gerektiğini de söyledi.

Bu sözlerin arkasında Castro'nun sicili ve şeceresi gizli. İlk defa Fidel'in (aksine Infidel de denebilir) bir İstanbul Yahudisi olduğunu yarım ağızla dönmeliğini itiraf eden Leyla Umar'ın röportaj ve yazılarında öğrenmiştim. Kimilerine göre, Leyla Umar, Soğuk Savaş sonrası Küba'nın yalnız Robinson'u olarak anılan Castro'yu adanın Robinson'u, kendisi de Cuma'sı olarak düşlemiş olabilir. Lakin Castro'nun asabiyeti ve şeceresi açıkça cibilliyetini ortaya koyuyor. Kızı Alina Fernandez'in yayınladığı anılarına göre, Küba lideri Fidel Castro, İspanya'dan İstanbul'a oradan da Küba'ya göç eden bir Yahudi gencin torunu. Alina'nın hatıratında "Soy Ağacım" adlı ilk bölümde Castro'nun atalarından birinin bir zamanlar İspanya'dan İstanbul'a göç etmiş, ardından da İstanbul'dan o tarihlerde İspanya'nın bir sömürgesi olan Küba'ya gitmiş sergüzeşt bir Yahudi olduğu yazılı. Buna göre, Castro'nun soyadında hala yaşayan "Ruz" kelimesi, atalarının soyadında bulunan "Cruz" gibi bir kelimenin bir harfinin düşmesiyle oluşmuştur. O tarihte diyaneti ne olursa olsun Osmanlı kökenli olan birisi 'Türk' olarak anılırdı. Bu gelenek Carlos Menem gibilerine El Türko denilmesine kadar devam etmiştir. Dolayısıyla Küba'yı yıllardır demir yumrukla yöneten Castro Yahudi asıllı bir El Türko. Alina'nın anlatımına göre, İngiltere'den, İspanya'dan ve Osmanlı başkentinden üç maceraperest delikanlı, hemen hemen aynı günlerde yollara düştüler. Birbirlerinden habersiz olarak ayrı limanlardan bindikleri gemiler onları Küba topraklarında, başkent Havana'da buluşturdu.

İstanbul'dan hareket eden Yahudi genci, Kastilya dilindeki adı olan Fransisco'yu kullanıyordu. İspanyol olan Angel Castro, Küba'da devam eden savaşlar ve karışıklıklardan yılarak memleketine geri dönecekti. İngiliz ise denizcilik mühendisi çıktı ve evlenip çoluk çocuğa karıştı. Fransisco Ruz ise sık sık İstanbul'daki hayatını özlüyor, hayallere dalıp gidiyordu. Francisco Ruz, sonunda Domingo adlı Kübalı bir kadınla evlenmiş ve üç kızı olmuştu. İşte Küba'yı 50/51 yıldır yöneten Fidel Castro, İstanbullu Fransisco ile Kübalı Domingo'nun Lina adını verdikleri kızlarının soyundan gelmektedir.

Leyla Umar, Türk halkı nasıl Mustafa Kemal'i bir devrimci olarak seviyorsa Küba halkının da aynı şekilde Fidel'i sevdiklerini ileri sürüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi