Seyit Mehmet Şen

Seyit Mehmet Şen

Türkiye’de sorgulama dönemi başlıyor

Türkiye’de sorgulama dönemi başlıyor

Bu ülke insanı, ikisi darbelerin gölgesinde olmak üzere, bugüne kadar altı defa referandum için sandık başına gitti...
Darbelerin gölgesinde yapılan ilk iki referandumda, darbecilerin özenle seçtikleri çok özel kişilere hazırlattıkları Darbe Anayasaları oylandı...
Ve oylamalar elbet darbecilerin istedikleri doğrultuda sonuçlandı...
Birisi biraz insaflı (% 61.70), diğeri ise Saddam Hüseyin ve Hüsnü Mübarek benzeri bir yüzdeyle (% 91.37)...
Referandum sonuçlarının ne kadar sağlıklı olduğunu bilemesek de; bildiğimiz bir şey varsa, o da darbecilerin özenle seçtikleri çok özel kişilere hazırlattıkları bu iki Anayasa ile yaklaşık 50 yıldır idare edildiğimiz ve bugüne kadar geldiğimiz gerçeğidir...
Kimileri diyebilirler ki; yaklaşık elli yıldır idare edildiğimiz bu Anayasalarda defalarca değişiklikler, düzeltmeler ve düzenlemeler yapıldı...
Evet doğrudur...
Özellikle Netekim Paşa’nın yaptırdığı ve yaklaşık % 92 oyla bu millete kabul ettirdiği Darbe Anayasası’nda birçok defa düzenlemeler yapıldı...
Neresinde?..
Kesinlikle öze inmeden, sadece makyajında...
Çünkü soldan sağa, masonundan farmasonuna, erkeğinden ürkeğine, kapitalistinden komünistine kadar birçok siyasi görüş bu ülkede iktidarın şurasından burasından tutma imkânına sahip olduğu halde; hiçbirisi de çıkıp darbecileri ayrıcalıklı bir konumda tutan, yani devlet içindeki çetelere darbe yapmayı özendiren geçici 15. maddeyi düzenlemeyi akıl edemedi...
Neden dersiniz?..
Çünkü bu Darbe Anayasası sayesinde, kimi çevreler bu ülkenin hazinelerini soyma imkânına sahip olabiliyordu...
Çünkü bu Darbe Anayasası sayesinde, kimi çevreler bu ülkenin ekonomisini çıkmaza sokabiliyordu...
Çünkü bu Darbe Anayasası sayesinde, kimi çevreler siyasi rakiplerini bertaraf edebiliyordu...
Çünkü bu Darbe Anayasası sayesinde, kimi çevreler peşlerinden gelenleri öcülerle, ecinnilerle, gülyabanilerle korkutup yıllar yılı yokuşlarda susatabiliyordu...
Bütün bunlar, bu ülkenin dizleri üzerine doğrulmasını önlüyor; böylece kendi ayakları üzerinde durmasına imkân vermiyordu...
Ve sonuç olarak, içimizdeki çetelerle onların arkalarında duran kimi çevrelerin dayanışması, güçlü bir Türkiye’nin önünü kesiyordu...
Bu da kimi güç odaklarının ve onların ağababalarının zaten amaçladıkları şeydi...
Evet darbeler ve Darbe Anayasalarıyla amaçlanan şey ölmeyen, fakat kesinlikle onmayan bir Türkiye idi...
Darbe Anayasalarıyla bugüne kadar bu amaca fazlasıyla ulaşıldı...
Ve insanlık tarihinin devlet tecrübesi en fazla olan bu milleti, bin yıldır bu topraklarda tutunuşunun ve duruşunun yansıması olmayacak bir şekilde, bir zamanlar şamar oğlanına çevirdiği batılı ülkelerden, teknolojik yönün dışında daha birçok bakımdan çok gerilerde kaldı...
Evet istenen buydu...
Yineleyecek olursak:
Ölmeyen, fakat kesinlikle onmayan bir Türkiye...
Ve sivil yönetimler eliyle yapılan referandumlarla, bu ülkenin Darbe Anayasalarının etkisinden belli ölçülerlerle de olsa kurtulmasına gayret edildi...
Rahmetli Özal’ın döneminde yapılan iki referandumda halk, iktidarın talebini geri çevirdi...
Bir başka deyişle, o gün için doğru olan neyse, ona karar verdi...
Fakat iki referandumda da kaybetmiş gözüken Rahmetli Özal, bu millete gerektiğinde referanduma gitme hakkını kazandırdı...
O güzel insanın kazandırdıklarıyla AKP hükümeti 2007 yılında referanduma gitti ve Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi imkânını elde etti...
Bu son referandumda ise bu millet sorgulama hakkını kazandı ki; bu kazanç şimdiye kadar kazandıklarının hepsinden fersah fersah ileridedir...
Çünkü bu kazançla, bu millet en yakınlarından başlayarak, peşinden gittiklerini, önüne çıkanları, yönetime getirdiklerini, elbet darbecileri ve onlara çanak tutan, onları alkışlayan, onlarla dayanışma içinde olanları sorgulamaya başlayacak...
Hacıları da, hocaları da...
Cinleri de, şeytanları da...
Erkekleri de, ürkekleri de...
Yarım asırdır aile fertlerini bir türlü doyuramadığımız Güniz Sokak sakinlerini de...
Kendisini oraya getirenlere Anayasa kitapçığını fırlatarak Türk ekonomisini milyarlarca dolar zarara uğratan Gölbaşı sakinlerini de...
Hipokrat yemini ettikleri halde, insanları kılık kıyafetlerine göre tedavi etmeye kalkanları da...
Kamusal alan safsatasıyla inancını yaşayan kadınlarımızı belli alanlara sokmayanları da...
Evet, bugünden itibaren Türkiye’de müthiş bir sorgulama başlayacak...
Ve her insanımız sorgulamaya en yakınından başlayacak...
Öncelikle Darbe Anayasası’na ‘Hayır’ diyenler başlayacak en yakınlarını sorgulamaya...
“Hangi maddeler bizim önümüzü kesiyordu, söyler misiniz?” diyecekler...
Ve sonra, elbet günü gelince, Kürt kardeşlerimiz sorgulayacaklar kendilerini boykot adı altında referandum sandığına gitmekten zor kullanarak men edenleri...
“Darbecilerle, statükonun muhafazıları olan MHP ve CHP’lilerle ortaklığınızın boyutları neydi ki; bizleri sandığa gidip irade beyanında bulunmaktan mahrum ettiniz?” diyecekler...
Evet, artık Türkiye’de yepyeni bir dönem başlayacak...
Müthiş bir sorgulama dönemi...
Bu dönemde...
Kimse, zalimi alkışlayamayacak...
Kimse, hırsıza arka çıkmayacak...
Kimse, darbeciyle aynı fotoğraf karesine giremeyecek...
Hiçbir yargı mensubu, darbeciye plaket veremeyecek...
Hiç kimse, çetelerle işbirliği yaparak kendisine verilen silahı bu millete doğrultamayacak...
Bundan böyle partilerin kapısına kilidi yüksek yargı değil, milletin kendisi vuracak...
Tıpkı ANAP’ın, DYP’nin, DSP ve benzerlerinin kapısına kilit vurduğu gibi...
Bundan sonra da milletin değerlerine karşı siyaset yapanların kapılarına kilit vuracağı gibi...
Yani, herkes sadece kendi işini yapacak...
Asker askerliğini...
Sivil sivilliğini...
Yargılama mı?..
Ben, sessiz çoğunluğun sorgulamasından yanayım...


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Seyit Mehmet Şen Arşivi