Seyit Mehmet Şen

Seyit Mehmet Şen

Kürtlerin insani hakları (2)

Kürtlerin insani hakları (2)

1.
Bu konuyla ilgili olarak geçen hafta yazdıklarımızı iki cümle ile özetleyecek olursak:
Her insan hür olarak yaratılmış olup, sahip olduğu güç ve idrak ölçüsünde yeryüzünde Allah’ın halifesidir...
Bu yaradılışın ve Allah’ın halifesi olmasının gereğidir ki, Kâinat insan merkezlidir yani yaradılan her şey insan için, insan ise başka bir şey için değil, sadece Allah içindir.
Bu bakımdan, yeryüzünde insanın önüne hiçbir şey geçirilemez.
Örneğin devletin çıkarları, ya da kamunun çıkarları diyerek, hiçbir gerekçeyle insanların doğuştan sahip oldukları veya meşru çerçevede şu ya da bu şekilde kazandıkları hakları kesinlikle ellerinden alınamaz.
Her şeyden önce ve özellikle bunu bilmemiz gerekir.
Elbet sadece bunu bilmemiz yetmez.
Gerek kendimizin, gerekse dışımızdaki insanların sahip olduğu hakları elimizden geldiğince savunmamız da gerekir.
Bu, hür ve inanan insan oluşumuzun asgari gereğidir.
Eğer gücümüz yettiği halde bu gereği yerine getirmezsek, hür ve inanan insan oluşumuzun hiçbir anlamı yok demektir.

2.
İnsanın yaradılıştan gelen hakları denilince, ilk akla geleni onun anne babasının ait olduğu ve başlangıç olarak onlardan kaynaklanan kavmi kimliğidir.
İnsanların bu kimliklerinden soyulmaları ve başka bir kimliğe bürünmeleri istenemeyeceği gibi; sahip oldukları kimliklerini, zor kullanarak, açığa vurmaları da onlardan istenemez.
Bir başka deyişle, insanlar eğer isterlerse kendi kimliklerine sahip çıkarak ve o kimliği bir şeref levhası gibi alınlarında taşıyarak yaşayabilecekleri gibi; isterlerse kavmi kimliklerini bir yana bırakıp, yani kavmi kimliklerinden sıyrılıp, sadece insan oluşlarını ön plana çıkararak “abdullah” yani Allah’ın abdi, yani sadece O’na(cc) ibadet edeni, yani sadece O’nun(cc) razı olduğu şeyleri yapanı kimliğiyle de yaşayabilirler.
Ve elbet, insanların Allah’ın razı olacağı şeyleri yapmayan bir kişi kimliğiyle de yaşayabileceği kesinlikle gözden uzak tutulmamalıdır...
Bu onun ve o akil baliğ oluncaya kadar onun adına annesinin ve babasının en doğal hakkıdır.
Hiçbir gerekçeyle bu hak kişinin/kişilerin elinden alınamaz.
Yani hiçbir kişi, hiçbir şekilde, hiçbir gerekçeyle kendisi olmaktan çıkarılıp, bir başkası olmaya zorlanamaz.
Ona, sen o değil de busun denilemez...
Fakat o kendisini o değil de bu hissederse o da başka...
Örneğin, kavim ve kabile olarak Türklük’le hiç ilgileri, alakaları ve en ufak bir yakınlıkları dahi olmadığı halde, “ne mutlu Türk’üm” diyerek kendilerini Türk hissedenler, kimi zaman daha da ileri gidip, kraldan ziyade kralcı kimliğine bürünerek Türkçülük yapanlar, Türkçülüğün sözcülüğüne soyunanlar ve hatta onun kitabını yazanlar gibi...
Bu elbet hoş bir şey gibi görünmese de, kişi tercihini o yönde kullanmışsa, yani yaradılıştan kendisine giydirilen kimliğinden şu ya da bu gerekçeyle sıyrılıp bir başka kimlikle yaşamayı hayat felsefesine ve bu felsefe doğrultusunda ulaşmak istediği hedefe daha uygun bulmuşsa, buna kim ne diyebilir...?

3.
Evet, her insan, dünyanın neresinde olursa olsun, kavim kavim, kabile kabile yaradılmış olmasının gereğince yaşama hakkına sahiptir...
Bu yaradılış ona önce bir dil, sonra bir din ve bu çerçevede bir kimlik kazandırmıştır.
Tıpkı ete kemiğe bürünen ve Yunus(ks) diye görünen O Güzel İnsan gibi...
Gerçekten de yaradılmışların en şereflisi ve en güzeli olan insan, elest bezminde “bela” dediği o zaman diliminde biri diğerinden hiçbir şekilde farklı değilken; kavim kavim, kabile kabile yeryüzüne gönderilerek ete kemiğe büründürülünce, akıllarımızı ve hayallerimizi zorlayan o muazzam çeşitlilik ortaya çıkmıştır...
Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Abaza, Gürcü, Arnavut, Boşnak, Ermeni, Rum, Yahudi, Süryani ve yeryüzü coğrafyasında yaşayan yüzlerce ve hatta binlerce farklı kimlik...
Niye böyle...?
Herkes kendi idrakine göre böyle oluşun yüzlerce gerekçesini sayabilirse de, inananlar bilirler ki, yine de O’nun(cc) muradını tam olarak ifade etmek kesinlikle mümkün değildir...
Burada denecek söz sadece şudur:
“O(cc) öyle istemiş ve öyle yaratmıştır...”
Bir başka ifadeyle, O(cc) nasıl ki insanları, dini anlamda tek millet yapmamışsa; ırkı anlamda da tek millet yapmamış ve onları kavim kavim, kabile kabile, boy boy, soy soy farklılaştırmıştır...
Yani, Halık(cc) onları öyle yaratmıştır...
Bu yaradılışa kim ne diyebilir...?
Öyleyse...?
İnsanlar yaradılışları gereği farklı kimlikte yaşama; bu kimliklerini ön plana çıkarma ve bu kimliklerini koruma hakkına sahiptirler...
Daha açık bir ifadeyle söyleyecek olursak:
Kürtlerin Kürt kimlikleriyle Kürt gibi yaşamaları ve bunun gereğini yapmaları en doğal haklarıdır...
Bu çerçevede dillerini konuşacaklar, müziklerini yaşatacaklar, çocuklarına isterlerse dillerinin, isterlerse dinlerinin gerektirdiği isimleri koyacaklar...
Ve buna bu ülkede kimse karışamayacak...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Seyit Mehmet Şen Arşivi