Yunus Vehbi Yavuz

Yunus Vehbi Yavuz

Beyaz rahmet

Beyaz rahmet

Mevsimler bir güzelliktir, ilahi bir lütuftur. Her mevsimin kendine özgü bir özelliği vardır. Bahar diriliş, yaz hasat, güz hazan mevsimidir. Uzakdoğu’da nice ülkeler vardır ki oralarda mevsim yoktur. Tek düze bir zaman akışı vardır. Bu nimetten dolayı Allah’a sonsuz şükürler olsun.
İçinde bulunduğumuz mevsim kıştır. Kış gerçekten insana, tabiata huzur veren bir zaman dilimidir. “Kış” denilince akla “kar” gelir, pürüzsüz bembeyaz gelinliğe bürünmüş toprak gelir.
Kış mevsiminde kar yağar. İstesek de yağar istemesek de... Bu ilahî bir kanundur, bir ikramdır, beyaz ziyafettir, bir rahatlamadır, bir dinlenmedir. Kış aslında dünyanın eğimli dönmesinin ürünüdür; İlahi planlamanın ürünüdür.
Kış bir renktir, çeşitliliktir; kış berekettir. Kar, kışın beyaz ürünüdür; bembeyaz bir rahmettir. Kışın kar yağıp etraf beyaza, ilahi gelinlik libasına bürününce bambaşka bir sükûnet, apayrı bir huzur ortamı doğar. Kış aynı zamanda fırtına demektir, fırtınalara karşı tedbir almak demektir.
Gerçi kuşlar ve vahşi hayvanlar için pek de iç açıcı bir manzara sergilemez kış... Biz seviniriz aksine, onlar üzülürler, belki de rızık sıkıntısı çekerler.
Allah her şeyi yerli yerinde ve zamanında yaratır. Kış mevsimi zaman olarak böyledir. Kar da böyledir. Kar, kış mevsiminin çok güzel bir toprak örtüsüdür.
Kar, deyip geçmeyelim... Bir mucizedir, büyük bir sanatkârın sanat eseridir. Böyle bir eseri hiçbir sanatkârın vücuda getirmesi imkânsızdır. Dolayısıyla kar, tevhidin de beyaz remzidir.
Kar tanelerinin her biri diğerinden farklı olan trilyonlarca eserden oluşur. Güzelliği göz kamaştırır, insan ruhunu okşar, insana teslimiyet ruhu verir.
Kar rahmettir, bambaşka bir nimettir.
Son yıllarda ülkemize kar bile yağmaz oldu. Hele, şehirlere, özellikle büyük şehirlere ve mega kentlere kar inmiyor. İnsanımız nerede ise karı unutacak duruma gelmiştir.
Kar, bir engel ile karşılaştı. Engel insanların günahlarıdır. Bu günah dengesiz binalaşma, sınırsız kentleşme ve sınırsız yapılaşmadır.
İnsanlar fıtratı bozunca, Allah da âdetini bozup değiştirdi, nimetini eksiltti. Bir âyette şöyle buyruluyor: “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah da verdiklerini değiştirmez.” (Enfal, 8/53)
Biz insanlar, ekolojik dengeyi bozduk, fıtrata müdahale ettik, Allah da âdetini değiştirdi ve şehirlere kar göndermez oldu.
Ben eskiden İstanbul’da üç ay müddetle karın hiç kalkmadığı semtler olduğunu biliyorum.
Tabii, kar kalkınca yeni nesil, karın ne olduğunu bilmiyor, sadece rengini biliyor. Hele kar biraz tutturunca, felaket tellallığı yapıyor, özellikle medya... Beyaz esaret ve benzeri telaş, heyecan, korku başlıkları atıyor.
Nimeti unutanlar onun rahmet olduğunun bile farkında olamamaktadırlar. Telaşa gerek yoktur. Kar, tanıdığımız bildiğimiz güzel bir üründür. Esaret değil belki azatlıktır. Yoğun faaliyetlerden, kasıp kavuran dünya meşgalelerinden azatlıktır. Bir rahatlamadır.
Ancak, büyük şehirlerde altyapı olmayınca, karın yağması da insanlar için bir telaş bir korku nedeni olabiliyor. Büyük şehirlerdeki yöneticilere büyük görevler düşüyor.
Hem önlem almalılar, hem altyapıyı hiçbir telaşa ve korkuya meydan vermeyecek şekilde hazırlamalıdırlar. Bu da yetmez, kışın nimeti olan karın felaket değil, bir ürün, bir bereket ve büyük bir nimet ve rahmet olduğunu anlatmalıdırlar.




Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yunus Vehbi Yavuz Arşivi