Farklı bir asker: Hilmi Özkök

Farklı bir asker: Hilmi Özkök

Genel Kurmay eski başkanı Hilmi Özkök’le müşerref olabilmiş değilim. Kendisi ile herhangi bir görüşmüşlüğüm de karşılaşmışlığım da yoktur… Ne ırsi ne dostluk-arkadaşlık vb. yakınlığım vardır, ne de düşünsel yakınlığım. Hatta bana öyle geliyor ki, ayrı dünyaların insanlarıyız. Belki, ortak düşüncelerimizden çok farklı ve karşıt düşüncelerimiz bulunmaktadır.

Kendisinden bir beklentimin olması da mümkün değildir. Durduk yere kendisini yağlayacak tıynette biri olmadığım da cümlenin malumudur.

İtiraf ediyorum ki, farklı bir asker profili çizmiş olması, bende, tanımadığım bu insana karşı sempati oluşturmuştur. Babacan duruşunun bunda etkisi yoktur diyemem. Ancak ilk anda adını koyamadığınız başka bir şeyler de var sanki. Sonradan sonraya daha iyi anlıyorum ki, bu onun bilge bir kişilik emareleri taşıyor olmasındandır. Kabul etmeli ki, bizim coğrafyamızda, bu tarz bir askere kolay kolay rastlanmaz; bugüne kadar da rastlanmamıştır.

Sokaktaki insanımız için bile, kendisi öyle olsun olmasın, amiyane tabirle, “kodumu oturtan” yönetici tipi makbuldür. Gücü eline geçiren kim olursa olsun, biraz magandalaşıyorsa bundandır.

Yanlış bir algı olduğu muhakkaktır; ancak güçlü yönetici olmanın ‘kodumu oturtmakla’ mümkün olabileceği kanaati, kesin bir doğruyu ifade eder adeta. Hele söz konusu olan askerse… Bunu askerliğini yapmış her Türk erkeği bilecektir; komutanın sert olanı iyi asker sayılır. Hatta ben bunu, kışlanın dışına da yaygınlaştırarak ifade edecek olursam, Türk toplumunda kişi ne kadar sertse o kadar mert ve adam sayılır. Karısına posta koyabilen, erkek yerine konulur.

Millet olarak sertlik ve şiddetin temel karakteristik niteliğe dönüştüğü ve hatta Türklükle sertliğin ve şiddetin paralel çağrışımlar yaptığı düşünüldüğünde, Hilmi Özkök gibi Batılı bir genelkurmay başkanının çıkmış olmasına şaşmamak elde değildir.

Gördüğüm kadarıyla sık değil, şık konuşuyor. Höt zöt diye her durumda gücünü kullanmaya kalkmıyor. Daha dün denecek bir geçmişte, kendisini ne olarak görüyorsa, Çevik Bir’in, Meral Akşener’i “kazığa oturtmakla” tehdit ettiği unutulmadı. Çevik Bir’in asgari ve askeri terbiyeden yoksun bu ifadeleri, Müslüman Türk toplumunda yadırganmıyor da, şu hale bakın, Hilmi Özkök’ün fazlasıyla ‘efendi’ tavrı yadırganıyor. İtiraf ediyorum ki, ilk zamanlar, bu hal bana da bir asker için fazlasıyla ‘efendi’ gelmekteydi. Hatta biraz da Erol Günaydın’a benzeterek, (tip olarak) “Böyle asker olabilir mi?” diye yadırgadığımı inkâr edecek değilim.

Sonradan görüldü ki, aslında fazlaca efendi haline bakıp da aldanmamak lazım(mış); gerektiğinde bütün varlığıyla kişiliğini ortaya koyabilmekteymiş ve saldırgan darbeci anlayışa karşı ciddi bir duruş sergilemekteymiş… Osmanlı’dan beri ‘kazan kaldırma’ geleneğinin tevarüs edildiği asker ocağında, ‘demokrasi’, ‘sivil idare’ gibi bir takım gerekçelerle, darbeci anlayışa karşı durmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

Hilmi Özkök, Genelkurmay başkanı iken nasıl bir görev ifa ettiyse, şimdi de emekli asker olarak sık değil ama şık açıklamaları ile bir anlayışın yerleşmesi yönünde hizmet etmeye devam etmektedir. Doğrusunu söylemek lazım gelirse, muvazzaf asker olarak hizmet ederken, ‘bilge’lik hali pek fark edilmiyordu. Veya biz fark etmiyorduk. Ancak bilge hal, ‘Sivil Özkök’te daha görünür oldu. Aynı zamanda da terzi Musa’nın elinden çıkmış elbise gibi üzerine oturdu; yakıştı.

Vefayla yanlışı ayırmasını biliyor. Kendine karşı yapılmış yanlışları intikama dönüştürmüyor. Bu dengeyi tutturmak zordur. Ama o başarıyor. Nerede, nasıl duracağını çok iyi biliyor. Bu haliyle ‘devlet adamı’ ünvanını sonuna kadar hak ediyor.

Demek ki, bir asker milletine sadece savaşarak hizmet etmezmiş… Demek ki, iyi bir duruş sergileyerek, meydan muharebesi kazanmış kadar, bu memlekete hizmet edilebilirmiş.

Paşam, doğrusu, karşı cenahtan birinin bu beyanlarının pek işinize yarayacağını; hanenize yazılacağını sanmıyorum.

Benim bu ifadelerim, sizin için bir paye değildir. Ama bir hak bilirlik ve kadirşinaslıktır. Bu, Hilmi Özkök’ün arkasında durmak değil; olsa olsa doğrunun yanında yer almak olarak görülmelidir. Size gaz vermek hâşâ haddimiz olmadığı gibi, niyetimiz de olamaz. Zira bilge adam haliniz gaza gelmeyeceğinizin hem kanıtı hem teminatıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi