Faruk Çakır

Faruk Çakır

Ya diğer yasakçılar?

Ya diğer yasakçılar?

Kamuoyu, bin yasakçı arasından şimdilik sadece bir yasakçının, başörtüsü takan öğrencilerin eğitimini engellemeye çalıştığı için ceza almasını tartıştı. Kimi sevindi, kimi de cezayı fazla buldu.
Hadiseyi kısaca hatırlatmak gerekirse, Eğe Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi, başörtüsü yasağının sona ermesini içine sindirememiş ve derslere başörtüleriyle giren öğrencilerin fotoğraflarını çekerek bir bakıma ‘fiş’lemişti. İkâzlara rağmen bu tavrını sürdüren profesöre karşı bir öğrenci mahkemeye müracaat etti ve neticede yasakçı öğretim üyesi 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkûm olan profesör, kararı temyiz edeceğini ifade ettiğine göra hapis cezası kesinlemiş sayılmaz. Bakalım temyizden nasıl bir karar çıkacak? Mahkemenin kararı, hukukî yollarla hak aramanın önemini göstermesi bakımından da dikkat çekici. Normalde olması gereken de budur. Herkes biliyor ki yürürlükteki hiç bir kanunda üniversite öğrencilerinin başörtüleriyle okullara giremeyeceği yazmaz. Yazmaz, ama bu yasak kanunsuz olmakla birlikte neredeyse çeyrek asırdır fiilî bir şekilde uygulandı. Hatta, 28 Şubat 1997 gibi ‘süreç’lerde mahkemelerde hak arayanlar elleri boş geri döndü. Hatta ve hatta, kanunsuz ve keyfî olarak ‘başörtüsü yasağı’ uygulayanlar hakkında soruşturma açan savcılar sürgüne gönderildi!
Bu meseleyi konuşurken şunları da hatırlamak lâzım: Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı büyük ölçüde sona erdi. Ama bu kişilerin ‘izni’yle oldu. Şartlar değişse ve başka bir yönetim YÖK’i idare ediyor olsa aynı yasak keyfî bir surette yeniden hortlayabilir. O halde yasağı kalıcı olarak sona erdirecek sağlam adımların atılması icap eder.
Ayrıca, başörtüsü yasağının ‘sadece’ üniversitelerde sona ermiş olması yetmez. Düşünün ki başörtülü bir öğrenciyi üniversiteye almayan profesöre hapis cezası verilebilirken, başörtülü bir lise ve ilköğretim öğrencisini ‘okula alana’ ceza verilebilecek bir durum var. Bu derin bir çelişki değil mi? Aynı zamanda başörtülülere ‘memur’luk da çok görülüyor ki bunları kabul etmek mümkün değil. Tez elden başörtüsü karşısındaki bütün yasakların kalıcı şekilde sona erdirilmesi şarttır. Bir yandan yasakçıya ceza, öte yandan başka bir yasakçıya ödül vermek olmaz. Üniversite öğrencisi için savunulamayan başörtüsü yasağı, nasıl olur da lise ya da ilköğretim öğrencisi için savunulabilir? “Onların yaşı küçük” demekle meseleyi hiç kimse izah edemez. Küçük ya da büyük, bu meseleye öğrenciler ya da velileri karar verebilir. Diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi!
Başörtüsüne keyfî yasak uygulayan bir profesör bugün bu fiilinden dolayı ceza alıyorsa, geçmişte yaşakçılığın bayraktarlığını yapanlar da ceza almalı değil midir? Ki, onların bu yasağı sebebiyle belki de milyonlarca kişi mağdur oldu. Bu sebeple okullarını okuyamayanlar ya da memuriyetlerine son verilenler var. “Geçmişe mazi derler, unut bunu” diyebilmek mümkün mü? Onların da adil mahkemelerde yargılanıp yaptıklarının hesaplarını vermesi gerekir.
En baş yasakçılar serbestçe dolaşırken ‘bir kişi’nin mahkûm edilmesi yasak dosyasını kapatmaya yetmez. Nasıl ki 20 ya da 30 sene önce ‘darbe’ yapanlar bugün mahkeme önüne çıkarılıyorlar; benzer şekilde keyfî ve kanunsuz başörtüsü yasağı uygulayanlar da mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Düşünün ki, öğrenci olmayan kişiler bile başörtüleriyle üniversite bahçelerine alınmıyordu. Bu hususta ben de kısmen mağdur olmuştum: Başörtülü yeğenin yanımda diye İstanbul Üniversitesi’ne (Beyazıt) ‘ziyaretçi’ olarak dahi alınmamıştım. Ve, başörtülü olduğu için İܒye ziyaretçi olarak dahi alınmayan yeğenim, o kıyafetiyle Almanya’da üniversitede okuyordu!
Bütün bu çelişkileri görmeden ve yıllarca Türkiye’nin ufkunu karartıp önünü tıkayan ‘baş yasakçı’lara hesap sormadan bu dosya kapanmaz. Adaletin tesisi için bu dosyanın açılmalı ve yasakçılara yaptıkları yanlışların hesabı sorulmalı. Darbecilere hesap soruluyor da, baş yasakçılara niçin sorulmasın?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Faruk Çakır Arşivi