Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Arkadan yönetmek

Arkadan yönetmek

Kalleşçe yöntemler için arkadan dolanmak tabiri kullanılır. Son dönemlerde ABD’nin öne çıkmayan politikasına ‘lead from behind’ denilmekte ve Suriye politikası da bu kavram ışığında tahlil edilmektedir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de ABD’nin Suriye politikasını tanımlarken bu ifadeyi kullanmıştır. Daha önce de ulusalcılar Türkiye’nin Suriye konusunda arkadan veya geriden yönetildiğini söylüyorlardı.  Abdullah Gül belki de kasıtsız bir şekilde o takıma malzeme sağlamıştır. ‘Arkadan yönetmek’ ABD’nin Suriye politikasını tarif için dakik olmayan bir ifadedir. Tafsilata girmeden evvel şunu söylemek mümkündür: Obama yönetimi yeni dönemde arkadan yönlendirme ve müttefiklerle hareket etme yaklaşımını benimsemiş veya öne çıkarmıştır.  Bunun nedeni isolationism denilen içe çekilme politikasıdır.  ABD dönem dönem izolasyon politikalarına başvurmaktadır.  Vietnam sonrasında ABD bir dönem arkasına bakmadan geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu aynı zamanda içe çekilmeyi beraberinde getirmektedir. 11 Eylül sonrasında Bush’un arkasından Obama idaresi de kısmi olarak geri çekilme politikası uygulamaktadır. Her şeye bulaşmamaktadır. Lakin yine bunun ilkeyle değil ABD’nin çıkarlarıyla alakası vardır.  ABD’nin ilkesel bir duruşu hiç olmadı. ABD dünyaya yüz mü çevirdi? Yoksa İslam dünyasıyla zalimane bir şekilde boğuşurken ipleri mi elinden kaçırdı? Çin ve Rusya gibi kendi rakipleriyle uğraşacağına mazlum İslam dünyasının üzerine yüklenmiş ve bu durumda kendisini ve İslam dünyasını zayıflatırken kendisinin ve İslam dünyasının düşmanlarını güçlendirmiştir. Bölgede İran’ı ve dünyada da Rusya ve Çin’i güçlendirmiştir.  

¥
Irak’taki yanlış politikasını Suriye’de başka form altında uygulamaktadır. Irak’ta müdahale edilmeyecek pozisyonda müdahale etmiştir. Suriye de ise müdahale pozisyonunda geri durmaktadır.  Bütün politikalarının meali tutarsızlık ve ahlaksızlık ve çıkarları adına kendi kendine infaz etmesidir. Obama ABD’nin iç düzenini yeniden kurmak için müdahaleden kaçınıyormuş. Bir başka argümana göre ise Irak’tan ders aldığından Suriye’ye mesafeli davranıyormuş. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali. Bunlar tabii ki doğru değil. Irak’a müdahale yanlış Suriye’ye ise doğrudur. Zaten kimse ABD’den bir kara harekatı beklemiyor. John Kerry bile sınırlı ve havadan bir operasyon seçeneği üzerinde duruyor. Yani Suriye’de Irak senaryosu zaten hiçbir zaman konuşulmadı ve gündeme gelmedi.  Bosna veya Kosova senaryoları dile getiriliyor. Senaryo diye sapla samanı birbirine karıştıranlar insanların zihinlerini de allak bullak ediyorlar. ABD’nin içine kapandığı falan yok. Anlamsız bir biçimde yine seçici davranıyor o kadar. Suriye cephesi yanarken İsrail cephesinde yani olmadık yerde barış rüzgarları estirmeye çalışıyor. Sözde iki devlet formülü altında Ürdün-Filistin Konfederasyonu tezini pazarlıyor.  İsrail’in oldu bittilerine hukuki bir zemin bulmaya çalışıyor.  Obama’nın derdi Suriye halkını kurtarmak falan değil. İsrail’e hizmet etmektir. Laflarına mı inanalım icraatına mı?
¥
‘Lead from bihend’ yani arkadan yönetmek de bir politikadır. ABD’nin Suriye’de böyle bir politikası yoktur. Suriye muhalefetini ve dostlarını arkadan ifsat ediyor ve bozuyor. Aslında Rusya ve Çin’in vetolarının arkasına sığınmış durumda. Arkadan izlediği tek politika budur. ABD’nin Suriye politikası tam bir seyirci politikasıdır. Obama Başbakan Erdoğan’a sihirli bir formül olmadığını söylüyor. Doğrusu şudur: Suriye halkının dostları, Beşşar’ın dostları kadar sıkı ve kaya gibi sağlam değildir. Zira Esat’ın gitmesinde ne İsrail’in çıkarı ne de ABD’nin ideali vardır. Cami çıkışlı muhalefete herkes mesafelidir. Dr. Suud Meş’al eş Şümmeri’nin de ifade ettiği gibi, Esat cephesi ve dostları Suriye halkının dostlarından daha sağlam ve dik duruyor. Onlar savaş ortamında sert gücü karşı taraf ise yumuşak gücü temsil ediyor! Obama idaresi pozitif müdahale yerine negatif müdahalede bulunuyor. Beşşar cephesine müdahale edeceğine muhaliflere müdahale ederek pusulasını ve insicamını bozuyor. Onları parça parça ediyor. Keşke hiç gölge etmese. Lakin kabahat yine de ABD’de değil Suriye halkının dostlarında. İslam dünyası merkez olmadıkça Suriye meselesi çözülemez. Merkez İslam dünyasıdır. Özellikle de Ortadoğu’da. ABD olsa olsa burada katar olur. Yedek olabilir. ABD eliyle çözülse de iğreti olarak çözülür. ABD’nin sihirli değneği de arzusu da yok. David Ignatius gibilerine göre ise Obama Suriye konusunda pragmatik soğukkanlı bir politika yürütmektedir. Birilerinin ciğerleri dağlanırken Obama’nın dünyanın küpeştesinde olayı soğukkanlı olarak seyretmesi nasıl izah edilebilir? Hangi vicdanla ve ilkeyle? Obama Suriye’de İsrail kampındadır. Bu kamp İran’a ve cephesinin görünmez ortağıdır. Abdullah Gül’ün dediği gibi, ABD geçekten de arkadan yönetme politikası izliyorsa bu İsrail ve İran çıkarları için geçerlidir. ABD Irak’ta aktif ve Suriye’de pasif politika izleyerek bölgede hem İran hem de İsrail cephesine birden hizmet etmiştir. ABD’nin bölgedeki müttefikleri gevşek Sünniler ile bütün azınlıklardır. ABD Sünni dolunayı veya İhvan ekseni yerine Sebil yazarlarından Ekrem Savair’in ifadesiyle Şii Kara Hilalini destekliyor ve gözetiyor. Ebeliğini ve kirveliğini yapıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi