Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Haçlıların gizli ortağı!

Haçlıların gizli ortağı!

Bölgede NATO veya Amerikan saldırılarının veya daha doğrudan söyleyecek olursak modern Haçlıların iki ortağı var. Bunlardan birisi İran diğeri de İsrail. Bu kanıya nasıl vardığımız sorulacak olursa, izahı basit:   Esasında NATO tarihinde beşinci madde (ortak savunma maddesi) ilk kez 11 Eylül olayları sonrasında  terörle mücadele  kapsamında yani Amerikan kampanyası lehinde işletildi. Yani İslam dünyasına yönelik olarak teröre karşı savaş bahanesiyle veya o ad altında uygulandı. Bu sürecin gizli ortağı İran idi.  Hem Afganistan hem de Irak işgallerinde ABD ve ortaklarına aktif olarak destek vermiştir. Bu kendi liderlerinin itirafıyla da sabittir.  Muhammed Ali Ebtahi veya Rafsancani bunlardan ikisidir. Hatta işbirliğini övünme makamında söylemişler; ‘Biz olmasaydık, ABD bölgede nal toplardı’ demişlerdir.  Elbette Haçlıların bölgedeki ikinci ama malum ortakları İsrail’dir.   ABD bölgeye ne zaman saldırsa İsrail’i kenarda tutmuş,  ondan seyirci ve sessiz kalmasını istemiştir.  Böylece işgal karşıtlarının ideolojik olarak haklılığını engellemeye ve ayranlarını kabartmamaya özen göstermiştir.  1991 ve 2003 saldırıları da bunu doğrulamıştır. Tarık Aziz, 1981 yılında Le Monde gazetesine Amerikalıların bölgede üç hedefini saymıştır. Petrol güzergahlarına hakim olmak. İsrail’in güvenliğini sağlamak ve onu güçlendirmek.   Ortadoğu üzerinden rakiplerine karşı avantaj kazanmak ve Amerikan imparatorluğunun kalıcılığını sağlamak.  Bu nedenle Saddam’ın salvo atışlarına karşı İsrail sessiz kalarak savaşta İsrail faktörü ve dinamiği gizlenmiştir.

 Geçmişe İsrail için uygulanan plan, aynen bugün İran ile ilgili yürürlüktedir.  Karda yürümemek izini belli etmemek misali ABD  IŞİD’e karşı Suriye’de Esat rejimiyle Irak’ta da İran ile birlikte çalışıyor. Lakin bunu pek açık etmek ve ele güne sezdirmek istemiyor.  Ağızları gizlese de bedenleri ele veriyor.  Böylece Sünni dünyanın tepkilerinden uzak kalmak istiyorlar. Aksine, açıktan Sünni ülkeleri koalisyona dahil ederek savaşın amaçlarını saptırıyorlar veya karartıyorlar.  IŞİD bahanesiyle bölgeye yapılan saldırı evvelemirde İran ve ortaklarının işine yarayacaktır. Bundan dolayı 11 Eylül sonrasında görünmez ve gizli ittifak yine yürürlükte. Bu kez ise IŞİD üzerinden sağlanıyor.  ABD’ye göre İran, Sünni radikallere karşı  Batı’nın panzehridir.  Bununla birlikte İran’a ‘fazla ortalıkta görünme, ayran kabartma, oyunu açık etme’ talimatı veriliyor. Bu nedenle açık işbirliği gizleniyor ve modern Haçlılarla İran arasındaki işbirliği şöyle takdim ediliyor veya pazarlanıyor: “İran ile ABD arasında IŞİD’e yönelik operasyonlar konusunda açık bir ortaklık yok. Sadece hedef birliği ve mutabakat var.” İki taraf aynı arazide aynı istikamette lakin ayrı ayrı çalışıyorlarmış!  İsrail ABD birlikteliği gibi.  Her zaman söylüyorum: Resmiyette Türkiye, NATO ülkesi ama potansiyel gücü ve rolü nedeniyle NATO veya ABD’nin gerçekte hedefi ve düşmanıdır.  İran ise ümmet adına ümmeti böldüğünden dolayı Batıların işine geliyor. Ruhunu şeytana satmış gizli ortaklar, gerçek ortaklardır.  IŞİD aynısını yapmıyor mu diye sorabilirsiniz. Yerinde bir soru.

 IŞİD kimin eseri?  Başta Esat ve Maliki’nin eseri sayılabilir. Onun ötesinde genel olarak baktığımızda fikren Suudi Arabistan’ın siyaseten İran’ın ve örgüt olarak da ABD’nin ürünüdür.  IŞİD fitne ortamlarının ürettiği bir yapıdır. Fitneler karakter potansiyelini açığa çıkartıyor. Birileri de bunları kullanıyor.  Fitne ortamını üretenler ise İsrail, Humeyni devrimi ve Amerikan müdahaleleri olmuştur.   Lakin bu örgütten en çok korkan İran ve ortakları değil, aksine Suudi Arabistan ve Ürdün’dür.  Zira öbürlerinin yaklaşımı manipülatif ve kullanıma amadedir. Maliki de şahsen öyle hesaplamıştır ama evdeki hesap çarşıya uymamıştır.  İsrail-Haçlı gizli ittifakı aynen İran ile ABD arasında da geçerlidir. Bu işbirliğinin mahiyetini yüzeye çıkarmamak ve kamufle etmekte de mahirler.  ABD ve İran bu hususta çok sofistike ve ince ayar gidiyorlar. Columbia Üniversitesi hocalarından Robert Jervis  İran gazetelerinden Tehran Times’e yaptığı değerlendirmede, iki tarafın çıkarı gereği işbirliğinin açık edilmemesi ve kapalı kalması gerektiğini söylemiştir.  Hedeflerin ortak ama hareketlerinin bağımsız olduğunu ifade ediyor.  ‘Overtly cooperate’ yani açıktan bir işbirliği olmayacağını veya öyle bir intiba verileceğini ifade etmektedir (http://www.tehrantimes.com/component/ content/article/93-interviews/118138-iran-and-us-unlikely-to-overtly-cooperate-in-war-on-isil-professor- ).  Tıpkısını aynısını noktası ve virgülü eksik Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü (Marie) Harf yapmakta: “İran’la askeri eylem koordine etmeyeceğiz ya da istihbarat paylaşmayacağız. Böyle bir planımız yok.” Bununla birlikte, tehditle ilgili diğer bölgesel oyuncularla olduğu gibi İranlılarla da diyaloğa açık olduklarını belirten Harf, bu kapsamda, Viyana’daki nükleer müzakereler sırasında İranlı muhataplarıyla Irak konusunu da konuştuklarını duyurdu!  Sadece açıktan mı görüşüyorlar?  İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Arakçı da Harf’ı teyiden şunları söylemiştir: “Tahran ve Washington’nun Irak’ta ortak çıkarları olabilir ancak bu konu iki ülke arasında işbirliği anlamına gelmiyor.”  Yine Sünni dünyaya yönelik gizli kapaklı ittifaklarını sürdürüyorlar. Bu ittifakın düzeyi Hamaney’i tatmin etmiyor ve yeterli gelmiyor olmalı ki, Amerikalıları gayri ciddi buluyor. Ona göre havanda su dövüyorlar.  Amerikalılardan münhasıran kendileri için çalışmasını istiyor ve bekliyor. Yeşil kanununu duymamış gibi!  Yoksa İran da işlemiyor mu?   İstiyor ki, bir an evvel yine 2003’deki gibi ortalığı dağıtsın, dümdüz etsinler sonrasında dizginlerini İran’a bıraksın. Nitekim, Memun Fendi adlı yazarın değindiği gibi Amerikalılar (CIA) işgalden bir yıl sonra; 2004’te Irak’ı gizli ortakları İran’a teslim etmişlerdir. Suud Faysal da bir yıl sonra bunu faş etmiştir (http://www.aawsat.com/home/article/ 177051?archive=1&date=09/08/2014). Sünni dünya parçalı ve başsız olsa da daima İran Batı’ya göre daha ehven, daha az zararlı ve potansiyel ortaklığa namzettir.  Her ikisi de İslam dünyasına sağ gösterip sol vuruyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi