Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Bağdadi’nin Laik Versiyonu!

Bağdadi’nin Laik Versiyonu!

Suruç’ta canlı bomba olarak faili belli olan ama üst aklı henüz ortaya çıkmayan olay  ‘Hazreti Osman’ın kanlı gömleği’ modeliyle HDP tarafından Türkiye’ye karşı kitle bombası haline getirilmek istendi. Uludere meselesine benzetmek istediler.  Lakin bu defa sert kayaya çarptılar.  Adeta bilinçli olmasa bile IŞİD ile PKK arasında bir rol dağılımı var. Teröristler birbirinden besleniyorlar. Zira her ikisinin kimyası da aynı. Suruç’taki çanlı bomba kime mensup olursa olsun Salahaddin Demirtaş durumdan vazife çıkartmış ve canlı bombayı kitle bombası haline getirmiştir. Dolayısıyla Suruç’taki fail canlı bomba ise Salahaddin Demirtaş da bir kitle bombasıdır. Onun aracı da parça tesirli bomba olmasa bile söz tesirli halkı kışkırtma bombasıdır. Kendilerine mensup kesimler gün ortasında infaz yaparken, sakallıları IŞİD üyesi diye infaz ederken Salahaddin Demirtaş kalkmış bir de ‘halkımız kurbanlık koyun değildir’ edebiyatı yapıyor! Kurbanlık koyun olan ötekiler. PKK masumiyet müzesinin anıtı olmalı!  Böylece yanlışlarına tüy dikiyor!  Aklınca kitleleri kışkırttığı gibi aynı zamanda korkaklıkla onların siperine sığınmaktadır. Kitlelerin kendisini adaletin pençesinden kurtaracağını vehmetmektedir.  Halkımız derken kimi kastediyor? Neden karaktersizce kimlik siyaseti yapıyor? 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye partisi imajını vermemiş miydi?  Yoksa o anda beyaz Türklere şirin görünmek için samimi değil miydi ya da şimdi döneklik mi yapıyor?  Neden erkekçe çıkıp nihai hedefimiz ülkeyi bölmek onun ötesi teferruattır demiyorlar. ‘Bu ülkeyi keyfimize göre bölmek istiyoruz, ötekiler dolgu malzemesi ve bunun peşrevinden ibarettir’ demiyorlar! Samimi olsalar derler.  Sen hem bu ülkeye bağlı olacaksın hem de böyle konuşacaksın? İkisinden birisi zait!  Bu dalgalanmaları kimyalarında aramak gerekir. Halkları birbirine düşürmek hainliktir. Halkların arasına bilerek mayın döşüyorlar.  Sonuç da her iki halkın da kimliği İslam’la yoğrulmuştur.  Esat gibi yalanlarıyla önceki yalanlarını kapatmaya ve başkalarını bastırmaya, hep üste çıkmaya çalışıyor. Ne yaparsa yapsın nazarında PKK hep haklıya çıkıyor.  Zira onu nihai hedefine varan süreçte bir araç olarak görüyor.  Ötekileri de engel görüyor! PKK amaca hizmet ettiği sürece ne yaparsa yapsın! Kız oğlan kızdır, teflon gibi altı yanmaz!  

***

Salahaddin Demirtaş, Ebubekir Bağdadi’nin laik veçhesi, versiyonudur.  Elini kolunu sallayarak Ebubekir Bağdadi rolünde kitleleri  mayınlamaktadır. PKK ile IŞİD ideolojik anlamda zıt, düşman olsalar da kimya olarak ikiz kardeştirler. Nereden biliyoruz veya çıkartıyoruz? Biri dinci diğeri laik kisvesinde olsalar da aslında ikisinin mayası veya kimyası da totaliterliktir. Bu kimyada ortaktırlar. Dolayısıyla din veya ideolojiyi keyiflerine göre şekillendiriyor, kullanıyor ve konformist olarak din veya ideolojinin dalgasına biniyorlar.   Sözlerinde din veya ırk, özlerinde ise totaliterlik vardır. Bu nedenle de bu zıt örgütler aslında kimya kardeşidirler. Karaktersizliği itibarıyla PKK-HDP, IŞİD meselesini Türkiye’de siyasi olarak yayılmak için kullanırken PKK’nın Suriye versiyonu PYD de IŞİD’i Suriye’de yayılmak ve bölgesini fiili olarak genişletmek için paravan olarak kullanmaktadır.  PKK ile IŞİD arasında ortak payda veya ortak özellik totaliter olmalarıdır. İdeolojileri ise türevdir.  Demek ki, hastalıkları harici yani dinle diyanetle alakalı değil özleriyle ve karakterleriyle, yapılarıyla alakalıdır.  Başkalarına hayat hakkı tanımayan totaliter bir yapıyı temsil ediyorlar. Din ve ideolojiyi de sütre olarak, maske olarak  yapılarına alet ediyorlar. Totaliter özleri ideolojik yönlerini de etkilemektedir. PKK bu yapısıyla tamamen IŞİD’e benzemektedir. IŞİD de bu yapısıyla PKK ve yandaş kümeye benzemektedir. Dolayısıyla birisi dinci IŞİD diğeri laikçi IŞİD’tir.  

Ankara dar mı geldi nedir Demirtaş sürekli Diyarbakır’da açıklamalar yapıyor. Orada deryada balık gibi kendisini daha rahat hissediyor olmalı. Onun Türkiye’lilik vurgusu da bu kadar. Türkiye’yi Diyarbakır’dan yönetmek istiyor. Avucunu yalar.  Ortada bir Kürt-Müslüman savaşı olmadığını söylüyor. Halbuki, Kürtlerin kimliğini aşındıran ve Zerdüşlük ve Yezidilik edebiyatı yapanlar da, bu kimlikleri partilerine dolduranlar da ta kendileri. Galiba kendilerini zıtlıkların potası olarak görüyorlar. Ne marifetleri varmış meğer!  Onlara göre kendileri asıl; İslam, Yezidilik, Zerdüştlük her şey teferruattır ve kullanıma amadedir. Onlar kutsal, ötekiler profan! PKK ve yandaşları kullanan ötekiler kullanılan! Bundan dolayı kendilerini zıtların camii olarak görüyor. Her şeyin merkezine Kürtçülüğü koyduğunuzda böyle bir sonuç alırsınız.  Evet, Kürt- Müslüman savaşı olmaz zira Kürtler İslam dairesinin bir parçasıdırlar. Ama ulusalcılık damarı olarak Kürtçülerle İslam’ın savaşı olur.  Bu manevi kimi zaman fiili savaşın kışkırtıcıları ve yakıtı da Demirtaş gibi Kürtçülerdir. Bir de yaptıklarını inkar ediyorlar. Türkiye’ye inkarcı diyenler katıksız inkarcıdırlar ve yaptıklarını inkar ediyorlar. Kendini düzeltirken bile ek yanlışlar yapmaktan kurtulamıyorlar.  Yalpaladıkça yalpalıyor, bocaladıkça bocalıyor.  Özrü kabahatinden büyük cümleler kuruyorlar.  Hiç endişeleri olmasın, bu topraklar yakında kendisine düşman olanları eleyerek, geri püskürtecektir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi