Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Esad Rejiminin Nüfus Planlaması!

Esad Rejiminin Nüfus Planlaması!

Hafız Esad’ın kardeşi ve Beşşar Esad’ın amcası Rıfat Esad Hama katliamı sırasında katliamı yürüten askeri birliklerin komutanıdır. Katliamı komuta etmektedir. ‘Seraya ed Difa’ adıyla bilinen askeri birlikler Hama’ya girerek burasını mübtebah/serbest şehir haline getirmişler ve şehri katliamdan geçirerek yağmalamışlardır. Bugün yeğeni Beşşar Esad’ın yaptığı gibi birçok tarihi camiyi de el çabukluğuyla yerle bir etmiştir. Bu yönüyle Esad hanedanlığı tarihte Moğolların, günümüzde Siyonistlerin ve Sırpların uzantısıdır; izini ve çığırını takip etmektedir. Halkına eşi benzeri görülmemiş acılar tattırmıştır. Hama halkına karşı katliam işleyen Rıfat Esad bir de bunu pişkince yorumlamış ve gelecek on yıl için Hama’da nüfus planlaması yaptıklarını söylemiştir. Bu pişkinlikle birlikte katliam üzerine tüy dikmiştir.  Acılara acı katmıştır. Türkçe’de armut dibine düşer Arapça’da da ‘oğul babaya çeker’ demişlerdir (el ibnü sınvu ebihi). Beşşar da babası Esad ile kanlı amcası Rıfat’a çekmiştir. Nitekim, Beşşar Esad Suriye’deki çalkantılı günlerin arifesinde görüşmüş olduğu dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu’na amcası Rıfat Esad gibi konuşmuştur. Bunu el Cezire Kanalında Suriyeli Faysal Kasım’ın hazırlayıp sunduğu Ters Açı programında ( el itticah el Muakis) dile getiren Suriyeli muhaliflerden Lüi Mikdat olmuştur (http://islammemo.cc/akhbar/arab/2015/09/09/262450.html). Beşşar Esad, Davudoğlu ile arasında teati edilen 60 kadar görüşmesinden birisinde centilmence görüntüsünün altından utanmadan sıkılmadan şunları söyleyebilmiştir: Suriye’ye hangi sayı ile gelmişsek, o sayıyla gideriz. Hangi sayı ile almışsak o sayı ile bırakabiliriz. Suriye’yi 7 milyon iken almıştık yine 7 milyona düşürebiliriz. Geri döndürebiliriz. Nitekim kehaneti doğru çıkmış ve bunu yapmaya ramak kalmıştır.

Demek ki, aradaki insan farkı ya eğitim zayiatı ya da amca Rıfat’ın ifadesiyle nüfus planlaması olarak kabul edilecektir! Bir de yalanlarla yaptıklarını örtbas etmeye çalışırlar. Merhum Buti’nin de aralarında bulunduğu bir ulema heyetine konuşurken askerlerin bazı taşkınlıklar yaptığını ama bunun kendi talimatı olmadığını ve kendisini bağlamadığını ve temsil etmediklerini söyleyebilmiştir. Ağır silahlar kullanmadıklarını söyleyebilmiştir. Muhatabına göre gerçekleri raks ettiren bir karaktersizdir. Muhatabına göre söylem değiştiren bir zındık. Kendisi gibi başta Hasan Ruhani olmak üzere İranlı zındıklar ve Maneheistler önceliklerinin Suriye’de akan kanı durdurmak olduğunu söylüyor. Esad’ın söz ve davranışlarından yola çıkarak bu kanının durmasının ilk şartının Esad’ın gitmesi olduğunu göremiyor mu? Lakin Esad’ın gitmesi için kendilerinin de gitmesi gerekecek. Hizbullah, İran ve Suriye rejimi Suriwyelilere karşı Siyonizmin sünnetini ve çığırını işliyor. Siyonistlerin Filistinlilere yaptığı gibi Suriye halkını tehcir ediyor ve Suriye’yi boşaltıyorlar. Boşaltılan yerlere de dünyanın öbür ucundan getirilen Şiileri iskan ediyorlar. Şii emperyalizmi için ya orada burada yeni mezarlar üretiyor, ihdas ediyorlar ya da yerlerinden yurtlarından sökülen ülkenin asıl sahibi Suriyelilerin yerine Şiileri yerleştiriyorlar. Filistin’in Siyonistleri Yahudiler Suriye’nin Siyonistleri ise Şiiler. Suriye’nin demografik yapısını bozuyorlar (konu ile alakalı, bak:  Mecusilerin Atlarının Ökçeleri Emevilerin Başkentini  Çigniyor/ http://www.asharqalarabi.org.uk/ ad-id!339211.ks#.VfFLiKtrM0U ).

Esad’ın babasından daha kanlı bir cani olduğunun göstergelerinden birisi fiili icraatı, diğeri de sözlü itirafıdır. 2009 yılında Türk matbuatından 5 gazetenin yayın yönetmenini davet ettiğinde bunlar arasında Yusuf Ziya Cömert de vardır. Fırsatını bulmuşken bir soru sorar: Şayet 1982 yılında Suriye’de iktidarda babanızın yerinde siz olsaydınız nasıl davranırdınız, farklı davranır mıydınız? Sorusuna Beşşar Esad pişkince, istifini bozmadan  ‘Ne münasebet,  aynısını yapardım’ diye cevap vermiştir. Nitekim sözlerini tekzip etmeden 2011 yılı itibarıyla icraata koymuştur. Kendi icraat ve beyanlarıyla Beşşar Esad budur. Amcası gibi onlarca yıllık değil yüzlerce yıllık bir nüfus planlaması yapmıştır. Halkın yarısını tehcir etmiş ve 300 binini de katliamdan geçirmiştir. Osmanlılardan Ermeni tehcirinin hesabını soran Batılılar Esad’ı keyifle seyrediyorlar! Nasıl olsa ölen kan Müslümanların ve de üstelik Sünnilerin kanı! Hiç gam değil. Ermeni Yahudi olmasında! Şiiler bugün Suriye halkını tehcir ederek ve ülkeyi boşaltarak Siyonistlerin çığırını izliyor ve sünnetini uyguluyorlar.  

 Bununla birlikte Suriye’de bütün maskeler düştü. Ahmet Sabuni’nin deyimiyle ‘es sevrat tekşifu’l evrat’ yani devrimler turnusol kağıdı gibidir gizli renkleri açığa çıkarırlar. Batı’nın demokrasi ve insan hakları palavraları Suriye’de ve Mısır’a batmıştır. Şii ekseni veya İran mihverinin de Siyonizmin farklı bir versiyonu olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bölgede birbirini besleyen iki sekter çığır var. İsrail ve İran. İkisi de Batı’nın İslam dünyasının böğrüne saplanmış hançeri veya elini yakmadan ateş tuttuğu maşalarıdır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi