Azerbaycan'ın tercihi: Rusya mı, Türkiye mi?

Azerbaycan'ın tercihi: Rusya mı, Türkiye mi?

Bir süredir Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik görüşmeler yürütülüyor ilişkilerin 'normalleşmesi' adına.
Normalleşme deniyor çünkü bu iki ülke arasında diplomatik ilişkiler yok ve sınır kapısı kapalı.

Birçok konu bu çerçevede müzakere ediliyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de aktif rol oynadığı bu sürecin olumlu sonuç verme ihtimali çok yüksek. Öncelikle Türkiye istekli. 'Komşularla sıfır problem' anlayışı içinde bölgesinde bir barış halkası oluşturmaya çalışıyor. Barış, Türkiye'nin demokratikleşmesi, ekonomik gelişmesini sürdürebilmesi ve de AB üyeliği hedefine ulaşabilmesi için gerekli.

Ermenistan da artık kabuğunu kırmak, izolasyondan kurtulmak, dünya ile bütünleşmek istiyor. Eski Sovyet cumhuriyetleri içinde yıllardır yerinde sayan tek ülke. Bunun nedeni de Karabağ'ın işgali. Bu işgal Ermenistan'ı Rusya'ya mahkum etti. İşgal sürdükçe Rus nüfuzundan çıkması imkânsız. Bölgedeki tüm süreçlerden, kurumlardan ve enerji hatlarından dışlanmış durumda. Batı'daki Ermeni varlığına rağmen Batı'dan da kopuk.

Öte yandan, Batı, geçen yılki Rus-Gürcü savaşından sonra Ermenistan'ı kazanmak istiyor. Gürcistan'ın Rus nüfuz alanına düşmesi ihtimaline karşı Hazar ve Orta Asya enerji kaynaklarını nakledeceği bir alternatif güzergâh bulmaya çalışıyor. Bu, Ermenistan. Ama bu Ermenistan değil. İstikrarlı ve komşularıyla savaş halinde olmayan bir Ermenistan. Dolayısıyla Ermenistan'ın Batı'yla işbirliği yapabilir hale gelebilmesi için Türkiye ve Azerbaycan'la ilişkilerini normalleştirmesi gerektiği yönünde ciddi çabalar var küresel düzeyde.

Yani Ermenistan bir yol ayrımında; hem Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesi hem de işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesi için baskı altında... Bu sorunların çözümü için daha iyi bir konjonktür olamaz.

Ama birileri hem Azerbaycan'da hem de Türkiye'de 'milliyetçiliği' kaşıyarak bunu engellemeye çalışıyorlar. Tıpkı 2002-2004 döneminde Kıbrıs'ta yapmaya çalıştıkları gibi. Bazı Azeri yetkililer de buna fırsat yaratıyor.

Örneğin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye'nin Ermenistan kapısını açması durumunda doğalgazı kesmekten bahsetti. Hükümetin Ermenistan'la normalleşme politikasını 'Azerbaycan'a ihanet ediliyor' diyerek eleştirenler acaba buna ne der?

Yetmedi, Aliyev adeta Türkiye'ye gözdağı verircesine Rusya'ya gitti. Kremlin'de Medvedev'le görüştü ve Rusya'yı 'dostumuz, komşumuz ve stratejik ortağımız' olarak tasvir etti, Azeri doğalgazının tümüyle Rusya üzerinden dünyaya satılması konusunda da bir pürüz olmadığını söyledi.

Sanki Ermenistan'la yürütülen görüşmeler bahane edilerek 'Azeri-Türk kardeşliği' yerine 'Azeri-Rus kardeşliği' ortaya atılıyor. Rusya ile 'stratejik ortaklık' Azerbaycan'ı Rus nüfuz alanına hapseder. Belki, 'büyük birader Rusya'yı özleyen bazı yöneticiler vardır Bakü'de.

Şu basit gerçekleri bazıları bilmiyor olabilir ama Azeri halkı biliyordur:

Ermenistan, 1992-1994 döneminde Dağlık Karabağ'ı işgal ederken arkasında hangi güç vardı? Rusya. Hâlâ işgalin sürmesini sağlayan dayanak hangi ülke? Rusya. Ermenistan ile ortak savunma anlaşması olan ülke hangisi? Rusya. Peki bu ortak savunmayı gerektiren saldırının hangi ülkelerden gelebileceği öngörülüyor? Azerbaycan ve Türkiye. Ermenistan'da Rus askerî üsleri kimlere karşı konuşlanmış durumda? Azerbaycan ve Türkiye. Bu Rusya ile Azerbaycanlı liderler 'stratejik ortak' olduklarını düşünüyorsa Türkiye'nin Ermenistan'la ilişkilerini normalleştirme politikalarına diyecekleri bir şey yoktur.

Türkiye, Karabağ işgalinden dolayı Ermenistan'la ilişkilerini dondurdu ve sınırını kapattı. Bugün gündemde olan, tedrici bir şekilde sınırın açılması ve diplomatik temsilin sağlanması. Üstelik bunların olması için de Karabağ sorununda bir gelişme kaydedilmesini şart koşuyor. Bunun üzerine Aliyev ne yapıyor? Gazınızı keseriz diyor ve 'dostu ve stratejik ortağı' Rusya'dan Türkiye'ye mesaj gönderiyor. Kardeşlik bu mudur?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi