Serdar Arseven

Serdar Arseven

Yine “bilgilenemedik” netekim!..

Yine “bilgilenemedik” netekim!..

12 Eylül darbesinin yıldönümünde, darbecileri günün anlam ve önemine uygun “hareketlerle” andığımı belirttikten sonra…
Geleyim meseleme:

Vakit’in sürmanşetinde, 12 vatan evladını kurban verdiğimiz Osmanlı TIR Garajı’ndaki faciaya ilişkin “korkunç iddiaya” yer veriliyordu…
Uluslararası Nakliyeciler Birliği (UND) Başkanı Tamer Dinçşahin’in de, kendisine geçmiş olsun ziyaretinde bulunanların dikkatini çektiği bir mesele:
“Sular aniden 3-4 metre yükseldi. Bunu yağmurla açıklamak çok zor; su toplama gölünün patlamasından şüpheleniyoruz!..”

UND Başkanı, geçmiş olsun ziyaretleri sırasında dile getirmedi ama…
O su toplama gölü, “askerî” alandaydı ve yapaydı.
Bu bilgiye ilaveler de, iki gün boyunca “endişelerini dile getiren” okuyucularımızdan:
- TIR’ları şoförleriyle birlikte yutan korkunç sel baskınının, “gölet”ten TIR parkına giden kanala çekilen setin mahiyetiyle alakalı olup olmadığı araştırılsın!..
- Askeriye, baskının “Büyük ölçüde gölet kaynaklı olup olmadığını” açıklasın!..

Askeriye açıklar mı?..
Bekleyen kim…
Çevre işlerinde de özel uzmanlığa sahip muhabirlerimizden Murat Alan ve olay yerini görüntüleme işlerinde kendisine yüzde yüz itimat ettiğimiz Fahrettin Dede’yi yolladık bölgeye...
Kim anlatsın?..
Murat:
- Abi, biz oraya bir girdik... Tepemizde Skorsky helikopterleri... Hani, tepeden kazara bi şey mi düşer diye, üç buçuk durumlarındayız… Lâkin vazife kutsal. Gidip de dönmemek, dönüp de fırça yemek var. Ne yaparsın; ilerle göletin bulunduğu alana doğru... Skorskyler Maşallah, bir yandan hafiften ürperti veriyorlar ruhumuza, bir yandan da gurur.
- Uzatma Murat kardeş!..
- Nasıl uzatmayayım abi. Skorskyler senin kafandan geçmedi ki…
- Bırak uçağı muçağı, felakete gel!..
- Abi, dehşet!.. Maniaları aşarak girdiğimiz alanda, koca meşe ağaçları bile devrilmiş… Yarım saatlik bir yağmur, ağaçları nasıl yerinden söker?.. Gölete yaklaşıyorum bu düşüncelerle; tepemde Skorskyler… Ağaçların hepsi aynı yöne yatık, resmen bir tarama durumları olmuş gibi… Bir yer patlamış sanki, sular bir engeli yıkıp geçmiş…Havadan damlamalarla olacak bir iş mi bu?.. Onbinlerce ton su boşalmış gibi aynı anda.

Neyse, ayrıntıya girmeyelim..
Bizim Murat Alan, Fahrettin Dede’nin görüntüleri eşliğinde gördüklerini, görmediklerini anlatıyor bugünkü Vakit’in sürmanşetinde...

Ben, meselenin başka tarafındayım…
Diyorum ki; malûm sebepten dolayı katılamadığımız Genelkurmay Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda, konuya ilişkin bilgilendirme yapıldı mı…
Yoksa…
Bu toplantı da her zaman olduğu gibi “Bilgilendir-Me” toplantısı olarak mı geçti kayıtlara...

Doğrusu…
Bu sefer farklı olacağını düşünüyordum;
Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler’den “Oradaki gölette (bilmem kaç bin) ton su vardı… Yağışlardan sonra su varlığı şu kadar bin ton oldu. Sel baskını esnasında şu şu çalışmalar yürütülmüştür” yollu açıklamalar gelmesini umuyordum...
Ya da;
Tam tersi; “Gölet suları, TIR’larla şoförlerini maalesef yuttu, şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum” demesini...
Açıklaması ne yönde olursa olsun, toplantının “Bilgilendir-Me” değil de “Bilgilendirme” toplantısı olmasını arzu ederdim…
Heyhat!..
Anadolu Ajansı metninden, Paşa’nın “Gölet”e dair açıklamalarının yer aldığı bölüme itinayla baktım…
Aynen şöyle:
“İstanbul’daki selde, bir tugayın bölgesinde bulunan göletten taşan suların, etkili olduğu yönünde haberlerin basında yer aldığının anımsatılması üzerine Tümgeneral Güler, bu göletin birliklerin sulardan geçiş eğitiminde kullanılan tankların ve zırhlı personel taşıyıcılarının bu eğitimi yapmaları için oluşturulan bir gölet ve eğitim arazisi olduğunu bildirdi. Tümgeneral Güler, ‘Hepinizin bildiği gibi şiddetli yağmur, felaketin yaşandığı bölgeyi olduğu gibi, o bölgeye de düşmüştür. O bölgedeki yağmurun bir kısmının oraya gitmesi olabilir! Ama göletin belirtildiği şekilde bir hasara neden olduğu şeklinde herhangi bir bilgi yoktur’ dedi.”

Bu bölümden ne anladınız?..
Paşa bilgi mi veriyor, yoksa ellerinde bilgi olmadığını mı söylüyor?..
Ne demek, “Herhangi bir bilgi yoktur!..”
Bizim muhabirlerin kafasının üzerinden bölgeyi inceleyen helikopterler, gölet işlerinden sorumlu komutanlar vs., yeterince bilgi vermiyor mu?..
Koca teknoloji, Sayın Paşamıza Gölet’le ilgili net açıklama yapmasına yarayacak doneleri sunmuyor mu?..
Yapılacak açıklamanın, teknik verilere, rakamlara, mukayeseli haritalara filan dayanması gerekmez mi?..

Bakın, ben bu “iddianın”, yani “felaketin çok büyük ölçüde gölet kaynaklı olduğuna dair iddia”ya ilişkin bir tartışmaya girmiyorum.
Zerre anlamam bu işlerden.
Lâkin, bir “basın bilgilendirme” toplantısının ne kadar “doyurucu” olup olmadığı konusunda, nacizane uzman sayılırım!..
Ya, sevgili paşam;
O soruya “bilgi yok” çerçeveli bir cevap vereceğinize…
En azından deseydiniz ya;
“Bilgiler derleme aşamasındadır, gerekli çalışmaların tamamlanmasından sonra kamuoyuna bilimsel verilere dayanan açıklamalar yapılacaktır!..”

Bakınız muhterem Paşam…
İhtiyaç varsa ki; buradan kesinlikle var gibi görünüyor; Vakit’in uzman muhabirlerinden birini göndereyim!..
Size, “Bu açıklama doyurucu olur” ya da “doyurucu olmaz” bilgisini versin!..
Siz de bu sayede sağlıklı, doyurucu açıklamalar yapın…
Bu kardeşiniz de, Ramazan günü böyle üzülmesin!..
Üzmeyin beniiii!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi