Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Türkiye nerede?

Türkiye nerede?

Son günlerde Türkiye’nin konumu tartışılıyor ve bir eksen kaymasının söz konusu olup olmadığı, Batı’dan uzaklaşıp Doğu’ya yönelip yönelmediği sorgulanıyor. Bir süre öncesine kadar tek hedefi AB üyesi olmak ve Avrupa’yla bütünleşmek olan ülkemizin nereye gittiğinin merak konusu olması ciddi bir çelişki.
Gerçekte çelişki bununla sınırlı değil. Tüm dünya ile iyi ilişkiler içinde olmak, AB üyeliği için sarf edilen ciddi gayret, ABD’nin stratejik ortağımız olması, Rusya ile artan ekonomik ilişkiler ve kurulan dostluk, tüm dünyayla bütünleşmek olarak algılanabilir. Yani hedefimiz AB ile sınırlı değil.

Böyle bir siyaset mümkün mü? Gerginliğin İsrail’le sınırlı olması ve bunun da bir düşmanlık sayılmaması gerçekleşebilir mi? Aslında bu durum dünyanın bugünkü görünümü ile uyumlu ama sürdürülebilmesi mümkün mü? Yani dünyada henüz taraflar oluşmamış, bloklar şekillenmemişken bizim de bir kampın içinde olmamamız anlaşılabilir ama ilerde bu durum değişecektir ve yeni durum bizi de bir tercih yapmaya zorlayacaktır.

Benzer durumlarda görünenlere bakarak karar vermek zordur. Çünkü görünen şey belirsizliktir. Öyleyse geleceğin nasıl şekilleneceğini tahmin etmek ve ülkeyi buna doğru yönlendirmekten başka çare yoktur. Siyasi partiler ve güç odakları doğru tahminler yapar ve yönlerini buna göre belirleyebilirlerse varlıklarını sürdürebilirler yoksa eriyip giderler.

Düzeni belirleyen en önemli faktör olan ekonomideki değişimi şöyle öngörüyorum: Geçmişte ekonomide üst bir irade yoktu ve ekonomik büyüklükler liberal bir ortamda bireylerin rasyonel davranışlarının toplamı olarak belirlenirdi ve ortama herhangi bir üst müdahale söz konusu değildi. Yeni düzende bu ortam devletler tarafından belirlenecek ama bireysel davranışlara müdahale edilmeyecektir. Yani bireyler sınırları devlet tarafından çizilecek bir ortamda serbestçe hareket edebilecekler. Küresel sermayenin siyasi bir aktör olmasına izin verilmeyeceği gibi finans kesimi üzerinde devlet denetimi belirleyici olacaktır.

Dinin siyaset üzerindeki etkisinin ne olacağı önemli ama cevaplandırılması zor bir sorudur. Dünya üzerinde Müslüman imajı giderek terörle özdeşleşmektedir. Bugün herhangi bir siyasi çatışmada, terör eylemlerinde başka bir ideoloji ya da etnik unsur yer almamaktadır ve bizdeki etnik sorun çözülecektir. Eğer Batı toplumlarında Müslümanların sorumlu tutulduğu yeni eylemler olursa ve İslam karşıtlığı bir yabancı düşmanlığına dönüşürse şaşırmam. Yeni dünya düzeninde ideoloji ve inançların, etnik farklılıkların yön verici etkisi zayıflayacak ve somut sorunların çözüme yönelik düşünceler etrafındaki kamplaşmalar belirleyici olacaktır.

Bu durumda ya İslam dünyası içine kapanır ya da laik bir tutumu benimser. İçe kapanmanın ekonomik ve siyasi açıdan zor olacağını düşünüyorum. Yani Ahmedinecad’ın öngördüğü Batı’ya karşı bütünleşmek kolay değil. Türkiye yeni dünyadaki konumunu bunları irdeleyerek belirlemeli ve deneme yanılma yoluyla yerini belirlememelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi