Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır

Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır

Bu haftaki eserimiz Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları’ndan. Yazarı ise sadece Türkiye’ye değil, Avrupa başta olmak üzere bütün bir Türk dünyasına dilimizi sevdiren, Türk dünyasını dil birliğinde buluşturan şair ve araştırmacı yazarımız Yavuz Bülent Bakiler.

Yavuz Bülent Bakiler, aslen Azerbaycan Karabağ’dan. Dedeleri Kırım harbinde oralardan göçerek Sivas’a yerleşmişler. Bu sebeple Yavuz Bülent Bakiler, bütün Türkiye’yi ve bu bütün içinde Sivas’ı, sınırlarımız dışında da dede memleketi Azerbaycan’ı çok sever, oralara gider, ata yurdundan destanlar yazar.
Sovyet Rusya dağılmadan önce Azerbaycan’a giden her Türk’ün arkasına en az üç ajan takarlarmış. Yediğinden, içtiğinden, kaç saat uyuduğundan, af edersiniz ihtiyaç gidermede bile ne kadar kaldığına kadar takip edilir ve dizi halinde raporlarlarmış.
Yavuz Bülent Bakiler’in böyle zamanlarda iki defa Rusya ve Azerbaycan’a yolu düşmüş. O da takip edilmiş. Adım adım izlenmiş. Hatta zehirlemeye kadar işi götürmüşler ama kendi ifadesiyle; “takdir tedbiri” bozduğu için zehirlenmekten kurtulmuş. Buna rağmen Bakiler, ölümlerden ölüm beğenip defalarca Azerbaycan’a gidip gelmiş. İşte bütün gidip gelmelerde tuttuğu ve Azerbaycan şivesiyle; “yol gayıtlarını” yani “yol notlarını” ya da “yol kayıtlarını” kitaplaştırmış. Heyecanla ve koşar adımlarla okunabilecek harika bir eser olmuş.
Bakiler, zulüm dönemleri ve sonraki serbest dönemlerde Azerbaycan’ı birkaç defa ziyaret eder. Yine bir ziyaretinde aynen bizdeki Ergenekoncuların belli medyayı kullandığı gibi, Rus KGB’si de oradaki bir kısım medyayı kullanır ve Bakiler’in niyetini öğrenmek için basının karşısına çıkarıp, röportaj yaptırırlar. Bundan sonrasını yazardan dinleyelim:
“Ben o basın toplantısında kırk defa bindiğim dalı kesmişim. Çok tehlikeli açıklamalarda bulunmuşum. Sen misin Türk gibi düşünmekten, Türk gibi yaşamaktan bahseden! Sen misin büyük Türk birliği üzerinde duran ve Azerbaycan’ı dünya Türklüğünün bir parçası olarak gösteren? Şimdi alırsın boyunun ölçüsünü, görürsün Moskova’nın soğuk yüzünü! Bu konuda ilk ciddi ikaz, Prof. Dr. Abbas Zaman’dan geldi.
Bakü’deki basın toplantısından iki gün sonra, Azerbaycan Otelinde kaldığım odanın kapısı gecenin saat tam on birinde hafifçe vuruldu. Kalkıp kapıyı açtım. Karşımda, Abbas Zaman duruyordu. İçeri girmedi. Beni, elimden tutarak ışıkları söndürülmüş kat salonunun bir köşesine götürdü. Elinde, basın toplantısında söylediklerimi yazan gazetelerden birkaçı vardı. Onları bana uzatarak fısıltı halinde şunları söyledi:
‘Yavuz! Gazetelere verdiğin beyanı okudum. “Can Azerbaycan” isimli bir kitap yazacağını söylüyorsun. Beni çok iyi dinle: Bu, çok ama çok önemli bir konudur. Bizim felaketimiz olabilir. Bu bakımdan çok dikkatli olmalısın. Sen bu Rusları, bizim kadar bilmezsin. Bunlar çok binamus adamlardır. Çok canavar ruhlu, çok zalim kimselerdir. Ruslar, bizimle Türkiye arasında dostane münasebetler kurulsun istemiyorlar. O bakımdan 1917 inkılâbından beri Türkiye kapısını bize kapadılar.
Türkiye’den buraya, buradan Türkiye’ye gidip gelmeler çok zorlaştı. Şimdi bu Ruslar, 60-70 yıl sonra aramızdaki kapıyı hafifçe araladılar. Birkaç yılda bir, buradan bir kişi çıkıp Türkiye’ye gidiyor veya oradan buraya birkaç kardeşimiz geliyor. Bu, bizim için çok hayati bir gelişmedir. Eğer bu kapı yeniden kapanırsa, 60-70 yıl sonra bir daha ya açılır ya açılmaz.
Kapının kapanması, bizim felaketimiz olur. Senin nasıl bir kitap yazacağını biz çok iyi biliyoruz. Burada kimlerle görüşüyorsan hepsi tespit edilmektedir. Yazdıklarından bizi de mesul tutarlar ve adamlar bir kitap yüzünden aramızdaki kapıyı kapatabilirler. Komünist sistem noksansız bir zulüm sistemidir. Allah’ı bilmeyen, Allah’tan korkmayan kuldan utanır mı? Eğer yarın senden bu gece benim buraya niçin geldiğimi sorarlarsa dersin ki gazetelerde çıkan açıklamalarımı getirmişti. Böyle dersin onlara, sadece bu gazeteleri gösterirsin. Bu gece ben sana başka hiçbir şey söylemedim.’ ”
Evet, bu alıntıladığım bölüm, yüzlerce ayrı mevzudan biriydi. Daha niceleri var ki, “yok artık” dedirtecek kadar kimi zaman sevindiriyor, güldürüyor, mutlu ediyor, kimi zaman da ağlatıyor. Yakın tarihi tanıma bakımından ayrıca bir de iyi bir tarih kitabı.
Eser hakkında bilgi için Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları 0212 526 16 15

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi