Mehmet Talu

Mehmet Talu

Hicret yurdu 3

Hicret yurdu 3

Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz burada, cahiliyye insanlarını medeniyete kavuşturmuştu. Hem maddi, hem de manevi temizliği öğretti onlara. Temiz bir toplumun nasıl oluşması gerektiğini hayata geçirerek gösterdi. Kız çocuğunu diri diri gömecek kadar katı-gaddar insanlardan, can taşıyan her varlığa, hatta eşyaya dahi rıfkla, merhametle muamele edecek bir Medine-i Münevvere toplumu oluşturabilmişti. Kin, nefret ve intikamın hakim olduğu nice kalpleri yumuşatarak, onlardan bir sevgi ve merhamet toplumu meydana getirdi. Çıkarcılığı, çapulculuğu ve fırsatçılığı revaçta olan bir topluma, kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyi, diğergâmlığı, kardeşliği yaşattı. Komşusu aç iken, tok gezilemeyeceğine inandırdı. Dürüstlüğü, güvenilirliği, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, kul hakkını, hak ve hukuku, hakkaniyeti, eşitlik ve adaleti öğretti. İyiliği, güzelliği, hayrı, ahlâkı, samimiyeti, olgunluğu, takvayı tattırdı. İnsanlara hizmette, emanet ve mesuliyet bilincini, ehil olma esasını getirdi. Dayanışmayı, yardımlaşmayı, sosyal adaleti tesis etti. Irz, namus konularında hassas olmayı, iffetli, ahlâklı bir toplum kurmayı başardı. İlme, Kur'an-ı Kerim'e, hikmete, hakikate ve bilgiye önem verdi ve Mescidin içinde "Ashab-ı Suffa" diye anılan bir ilim yuvasını açtı, onları bizzat yetiştirdi. Köle ve cariyeler, insan olduklarını, kadınlar saygınlıklarını, fakirler sahipsiz olmadıklarını, güçsüzler kimsesiz kalmadıklarını hep O'ndan, O'nun uygulamalarından öğrenmişti. Kısaca onlara insanlığı, insanca yaşamı, Müslümanlığı, medeniyeti gösterdi.

Güç ve imkanı olduğu halde, misilleme yerine sabrı, Mekke-i Mükerreme'nin fethinde olduğu gibi, intikam alma yerine affı, onda gördü insanlar. Medine-i Münevvere'de Yahudi kabileleriyle birlikte barış içinde yaşama tecrübesini de O, gösterdi insanlara.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz, asırlardır süregelen bir cahiliyye toplumunu, 23 yıllık risaleti süresince saadet toplumuna çevirmeyi başarmıştı. ALLAH Teâlâ'nın hidayeti ve Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin örnekliği sayesinde cahiliyye döneminin kaba, zorba ve müşrik insanlarının, çok kısa sürede gerçekleşen bu toplumsal değişimle, nasıl örnek bir nesil meydana getirdiklerine şahit oldu tarih. İşte bu sebepledir ki: "Şayet Resûlullah (S.A.V.) efendimizin peygamberliğini isbat için hiçbir mucize olmasa, sadece O'nun ashabı bile bunun isbatına yeter." Yani, O'nun önderliğinde oluşan bu yeni ve medenî toplumun vücuda gelmesi, adetâ mucizevî bir değişimdir.

Medine-i Münevvere'ye giderken hacı veya umreci, âdeta kendisinin de Hicret etmekte olduğunu düşünmelidir. Buradaki Hicret, hakiki bir Hicret değil, mecazi bir Hicrettir. Öncelikle Abdullah b. Amr b. As (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin bir hadis-i şerifinde buyurduğu gibi:

"Asıl muhacir, ALLAH Teâlâ'nın yasakladıklarını terk edendir." (Buhari, İman: 3, No: 10, 1/13, Rikak: 26, Müslim, İman: 64-65, Ayrıca Bk. Ebû Davud, Cihad: 2, Tirmizi: Kıyamet: 52, İman- 12, Nesai, İman: 8-9-11) anlamında bir hicrettir. Yani hacı bu hicretiyle, Mekke-i Mükerreme'yi ve Mekke-i Mükerreme'lileri terk etmemekte, ALLAH Teâlâ'nın kendisine haram kıldığı yasakları terk etmektedir.

Hicret Yolu: Mekke-i Mükerreme'de Hz.Ebû Bekir (R.A.)'in Mesfele'deki evi, Sevr mağarası, Usfân vadisinin aşağı tarafı, bugün Benî Süleym yurdu olarak bilinen Emeç vadisi, Kudeyd, Harrâr, Seniyyetül-mere, Likf, Medlicetülekıf, Mercihmicâc, Cedâcid, Ecred, Zûselm, Abâbîd veya Abâbîb, Kâha, Arc, Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere arasında Derbülgâir olarak bilinen Seniyyetül-ğâir, Batnıri'm, Kubâ, Ranûnâ vadisi, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evi.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz tedbir olarak kafilelerin normalde gittikleri yolu izlememiş, müşrikleri şaşırtmak için ayrı bir güzergahı izleyerek hicreti gerçekleştirmiş ve böylece bizlere nasıl tedbirli hareket etmemiz gereğini öğretmiştir.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz ve beraberindekiler Hicret yolculuğu sırasında Kudeyd'de yiyecek bir şeyler almak üzere Ümmü Ma'bed Âtike binti Hâlid'in bulunduğu çadıra uğradı. Burada Resûl-i Ekrem (S.A.V.) efendimiz sürüye katılamayacak kadar zayıf, sütten kesilmiş bir keçiyi besmeleyle sağınca keçi oradakilere yetip artacak kadar süt verdi. Ümmü Ma'bed'in, daha sonra çadıra dönen kocası Ebû Ma'bed el-Huzâî'nin isteği üzerine Resûlullah (S.A.V.) efendimizi tavsif ederken kullandığı ifadeler, O'nun fizikî özelliklerini anlatan hilye edebiyatına konu olmuştur.

Ümmü Ma'bed'in çadırının bulunduğu yer bugün Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere otobanından ayrılarak deniz istikametine doğru gidince büyük elektrik trafolarının bulunduğu yerde olup Mekke-i Mükerreme'ye 180 km. uzaklıktadır. Burası aynı zamanda Câhiliye döneminde Menât putunun bulunduğu Müşellel'in çok yakınındadır. Menât Mabedi, Mekke-i Mükerreme-nin fethinden sonra çevredeki putları yıkmak amacıyla görevlendirilen ashap tarafından ortadan kaldırılmıştır.

[-] Normal [+] Aile Hayat Tavsiye Et Yazdır Paylaş Yorum Yaz Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz burada, cahiliyye insanlarını medeniyete kavuşturmuştu. Hem maddi, hem de manevi temizliği öğretti onlara. Temiz bir toplumun nasıl oluşması gerektiğini hayata geçirerek gösterdi. Kız çocuğunu diri diri gömecek kadar katı-gaddar insanlardan, can taşıyan her varlığa, hatta eşyaya dahi rıfkla, merhametle muamele edecek bir Medine-i Münevvere toplumu oluşturabilmişti. Kin, nefret ve intikamın hakim olduğu nice kalpleri yumuşatarak, onlardan bir sevgi ve merhamet toplumu meydana getirdi. Çıkarcılığı, çapulculuğu ve fırsatçılığı revaçta olan bir topluma, kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyi, diğergâmlığı, kardeşliği yaşattı. Komşusu aç iken, tok gezilemeyeceğine inandırdı. Dürüstlüğü, güvenilirliği, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, kul hakkını, hak ve hukuku, hakkaniyeti, eşitlik ve adaleti öğretti. İyiliği, güzelliği, hayrı, ahlâkı, samimiyeti, olgunluğu, takvayı tattırdı. İnsanlara hizmette, emanet ve mesuliyet bilincini, ehil olma esasını getirdi. Dayanışmayı, yardımlaşmayı, sosyal adaleti tesis etti. Irz, namus konularında hassas olmayı, iffetli, ahlâklı bir toplum kurmayı başardı. İlme, Kur'an-ı Kerim'e, hikmete, hakikate ve bilgiye önem verdi ve Mescidin içinde "Ashab-ı Suffa" diye anılan bir ilim yuvasını açtı, onları bizzat yetiştirdi. Köle ve cariyeler, insan olduklarını, kadınlar saygınlıklarını, fakirler sahipsiz olmadıklarını, güçsüzler kimsesiz kalmadıklarını hep O'ndan, O'nun uygulamalarından öğrenmişti. Kısaca onlara insanlığı, insanca yaşamı, Müslümanlığı, medeniyeti gösterdi.

Güç ve imkanı olduğu halde, misilleme yerine sabrı, Mekke-i Mükerreme'nin fethinde olduğu gibi, intikam alma yerine affı, onda gördü insanlar. Medine-i Münevvere'de Yahudi kabileleriyle birlikte barış içinde yaşama tecrübesini de O, gösterdi insanlara.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz, asırlardır süregelen bir cahiliyye toplumunu, 23 yıllık risaleti süresince saadet toplumuna çevirmeyi başarmıştı. ALLAH Teâlâ'nın hidayeti ve Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin örnekliği sayesinde cahiliyye döneminin kaba, zorba ve müşrik insanlarının, çok kısa sürede gerçekleşen bu toplumsal değişimle, nasıl örnek bir nesil meydana getirdiklerine şahit oldu tarih. İşte bu sebepledir ki: "Şayet Resûlullah (S.A.V.) efendimizin peygamberliğini isbat için hiçbir mucize olmasa, sadece O'nun ashabı bile bunun isbatına yeter." Yani, O'nun önderliğinde oluşan bu yeni ve medenî toplumun vücuda gelmesi, adetâ mucizevî bir değişimdir.

Medine-i Münevvere'ye giderken hacı veya umreci, âdeta kendisinin de Hicret etmekte olduğunu düşünmelidir. Buradaki Hicret, hakiki bir Hicret değil, mecazi bir Hicrettir. Öncelikle Abdullah b. Amr b. As (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin bir hadis-i şerifinde buyurduğu gibi:

"Asıl muhacir, ALLAH Teâlâ'nın yasakladıklarını terk edendir." (Buhari, İman: 3, No: 10, 1/13, Rikak: 26, Müslim, İman: 64-65, Ayrıca Bk. Ebû Davud, Cihad: 2, Tirmizi: Kıyamet: 52, İman- 12, Nesai, İman: 8-9-11) anlamında bir hicrettir. Yani hacı bu hicretiyle, Mekke-i Mükerreme'yi ve Mekke-i Mükerreme'lileri terk etmemekte, ALLAH Teâlâ'nın kendisine haram kıldığı yasakları terk etmektedir.

Hicret Yolu: Mekke-i Mükerreme'de Hz.Ebû Bekir (R.A.)'in Mesfele'deki evi, Sevr mağarası, Usfân vadisinin aşağı tarafı, bugün Benî Süleym yurdu olarak bilinen Emeç vadisi, Kudeyd, Harrâr, Seniyyetül-mere, Likf, Medlicetülekıf, Mercihmicâc, Cedâcid, Ecred, Zûselm, Abâbîd veya Abâbîb, Kâha, Arc, Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere arasında Derbülgâir olarak bilinen Seniyyetül-ğâir, Batnıri'm, Kubâ, Ranûnâ vadisi, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evi.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz tedbir olarak kafilelerin normalde gittikleri yolu izlememiş, müşrikleri şaşırtmak için ayrı bir güzergahı izleyerek hicreti gerçekleştirmiş ve böylece bizlere nasıl tedbirli hareket etmemiz gereğini öğretmiştir.

Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz ve beraberindekiler Hicret yolculuğu sırasında Kudeyd'de yiyecek bir şeyler almak üzere Ümmü Ma'bed Âtike binti Hâlid'in bulunduğu çadıra uğradı. Burada Resûl-i Ekrem (S.A.V.) efendimiz sürüye katılamayacak kadar zayıf, sütten kesilmiş bir keçiyi besmeleyle sağınca keçi oradakilere yetip artacak kadar süt verdi. Ümmü Ma'bed'in, daha sonra çadıra dönen kocası Ebû Ma'bed el-Huzâî'nin isteği üzerine Resûlullah (S.A.V.) efendimizi tavsif ederken kullandığı ifadeler, O'nun fizikî özelliklerini anlatan hilye edebiyatına konu olmuştur.

Ümmü Ma'bed'in çadırının bulunduğu yer bugün Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere otobanından ayrılarak deniz istikametine doğru gidince büyük elektrik trafolarının bulunduğu yerde olup Mekke-i Mükerreme'ye 180 km. uzaklıktadır. Burası aynı zamanda Câhiliye döneminde Menât putunun bulunduğu Müşellel'in çok yakınındadır. Menât Mabedi, Mekke-i Mükerreme-nin fethinden sonra çevredeki putları yıkmak amacıyla görevlendirilen ashap tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Talu Arşivi