Mehmet Talu

Mehmet Talu

Mevlid Gecesi’ni nasıl ihya edelim?

Mevlid Gecesi’ni nasıl ihya edelim?

Muhterem Okuyucu!
Bu gece mübarek Mevlid kandilidir. Bu yazıyı Mekke-i Mükerreme'den, Kâbe-i Muazzama'dan yazıyorum. Bütün mü'minlerin Mevlid Gecesini tebrik ediyor, Mevlid Kandilinin insanlığın sevgili Hz. Peygamber (sav) Efendimizi daha iyi tanımasına vesile olmasını niyaz ediyorum. Mevlid gecesi, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin şefaatini niyaz etmek için çok muvafık bir zamandır. Bu güzel fırsatı ganimet bilmeli ve kaçırmamalıyız. Hz. Muhammed (sav) Efendimize ve O'nun kurtarıcı mesut edici önderliğine imanımızı tazeleyelim. O'nun hayatını, emirlerini ve tavsiyelerini okuyarak, dinleyerek öğrenelim. "Ey Allah'ın Peygamberi! Sen Allah'ın insanlık için seçtiği son elçisin. Sana ve tebliğ ettiğin çağları kuşatıcı ilahi kanunlara inanıyoruz. Sen bizim biricik önderimizsin. Seni hayatımızın rehberi, cennet yolunun öncüsü biliyoruz. Salât ve selam sana olsun." Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkânıdır.

Bu gece yeni bir başlangıç için en iyi gecedir!
Yeni manevi hamlelere ve nefsi mücadelelere hazırlanmak için, bu gece büyük bir fırsattır. Bu nedenle bu geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur'an-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

Böyle mübarek fırsatlardan faydalanıp af olunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah sayılan hareketlerden sakınalım. Bu gecede yapacağımız dua ve ibadetlerimizin muhakkak kabul olunacağına ve Allah Teâlâ'nın biz kullarına olan lütfü, ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak bu geceyi ihya etmeye gayret gösterelim. Bu fırsat bir daha insanın eline ya geçer, ya geçmez.

Mevlid Gecesi'nin fazilet ve bereketine gönülden inanıp sevabını sadece Allah Teâlâ'dan bekleyerek ibadet, dua ve hayır hasenat ile o geceyi ihya edip değerlendirmeye çalışan mü'minlerin elde edecekleri kazanç, geçmiş günahlarının bağışlanmasıdır. Bu, küçümsenecek bir sonuç değildir. Çünkü insanın geçmişi, sırtında bir kambur gibi daima kendisini takip eder. Günah ve vebal yükü altındaki insan, böylesi fırsatlarda işte o yükten kurtulma imkânını yakalar. Bu son derece rahatlatıcı bir sonuçtur. Yeni doğmuş gibi, hayata yeniden başlamayı kim istemez.

Muhterem okuyucu!
Bu kutsal geceyi ve gündüzünü sakın gafletle geçirmeyelim. Bilhassa böyle gecelerde rahmet ve mağfiret pınarları gürül gürül akarken gönül kaplarımızı doldurmazsak, boş bırakırsak yazık olur. İçimizdeki hararet, ruhumuzdaki susuzluk devam edip gider. İnsan denilen varlık ne tuhaftır. Hem hararetten, susuzluktan yana-yakıla şikâyette bulunur; hem de bu harareti dindirecek, bu susuzluğu giderecek bin bir imkân yanında ve bin bir fırsat önünde iken onlardan faydalanmayı düşünmez. Bu bakımdan hayatımızın sonunda pişman olmamak istiyorsak, bu mübarek geceler hayatımızda dönüm noktası olsun.

Bu geceyi ihya ederken dikkat!
1) Gece uykusuz geçirileceği için, çok ibadet edileceği için, gündüz bir miktar uyunursa geceye takviye olur. O'nun için Mevlid gecesi olmadan önceki gündüzde, şöyle kendimizi ibadete daha iyi hazırlamak için uyumanızı tavsiye ederim; bu bir...

2) Mevlid gecesinde, "Radyo, televizyon seyredeceğim, evde takip edeceğim." filân diye düşünmeyin, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmi yedi kat daha sevaplı, eğer mescit ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı af ediliyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

Onun için Mevlid gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (ra)'dan rivayete göre Resûlullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir." [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi] Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım! Yani şöyle olabiliyor bazen: Mevlid gecesini ihya edeceğim diye uykusuz kaldığı için evinde sabah namazını kılıp yatıyor. Bu yanlış... Sabah namazını camide kılmaya dikkat edin, Mevlid gecesinde ve her zaman... Ama Mevlid gecesinde özellikle bunu kaçırmamaya dikkat edin! Yatsı namazı ve sabah namazı camide olacak. Ondan sonraki zamanınızın bir kısmı camide olabilir, bir kısmı evinizde, kendi özel mekânınızda ibadet etmek tarzında olabilir.

Muhterem okuyucu!
Elhamdülillah, idrak ettiğimiz bu gece ile çok ama çok çok sevinmemiz gereken bir gecedir. Bunda büyük rahmet vardır. Hz. Peygamber (sav) Efendimizin amcası Ebû Leheb ki kâfirdir, ebedi cehennemliktir. Tebbet suresinde kötülenmiştir, beddua edilmiştir. O'nun bile bu gece hatta her pazartesi gecesi azabı hafifletilir. Neden? Evet neden? Çünkü Hz. Peygamber (sav) Efendimiz doğduğunda bir yeğeni olarak sevinmiş, doğum müjdesini getiren cariyesi Süveybe'yi azad etmiştir. [Buhari]

Bir kâfir bu hareketi ile buna nail olursa... Ya Allah'a kul, Peygamberine ümmet olan, bu gece ile sevinen ve bu iman ile ölenin kazanacağı mükâfat... Elbette çok büyük olacaktır. Hz. Peygamber (sav) Efendimizin doğumuna sevinmek bir kâfire yararlı olursa, bir muvahhide elbette çok daha fazla yararlı olur.

Hz. Peygamber'in doğumunu nasıl anacağız?
Muazzez Hz. Peygamber (sav) Efendimizin doğumunu anarken ne yapacağız? Hz. Peygamber (sav) Efendimizin doğumunu anarken, bazı yerlerde olduğu gibi yalnız mevlid okumak, kaside ve ilâhiler söyleyip kandil simitleri dağıtmakla mı yetineceğiz?

Elbette bunlar, güzel adetlerdir. Fakat bunlar, yeterli değildir, O'nun doğumunu anmak bu değildir. Çünkü Hz. Peygamber (sav) Efendimizin doğumunu anmaktan gaye, yalnız kaside ve ilâhiler söylemek ve bazı yerlerde olduğu gibi tatlılar dağıtmaktan ibaret değildir. O'nun doğumunu anmaktan asıl gaye, cihanşümul olan nübüvvet ve risaletini, imanını, Allah'a olan bağlılığını, yüksek ahlâkını, insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, kanaat ve zühdünü anmak ve bütün bunlarda kendisine uyma azmini tazelemek, yüksek ahlâkı ile ahlaklanmaya çalışmaktır.

Resûlullah (sav) Efendimizi anmak, O'na olan sevgi ve saygıyı belli etmek demektir. O'nu sevmek ise sünnetine uymaktır. Sözden ibaret olan sevginin kıymeti yoktur. Sevgi fedakârlık ister. Bu sebeple bu Mevlid Kandili'nde okuyucularıma mesajım; sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimizin hayatını, örnek şahsiyetini ve öğretisini tanıtan kitapları okuyarak O'nu daha yakından tanımaları ve öğrendiklerini hayatlarına aktarmaya çalışmalarıdır. Mevlid kandilinin böyle bir yönelişe vesile olmasını dua ve niyaz ediyorum.

Bu gece, dua ve niyaz gecesidir!
Allah Teâlâ'ya tam bir huşu içinde dua ve niyazda bulunmalıyız. Çünkü dua, rahmet kapılarının anahtarı, kulluğun ruhu ve ibadetin özüdür. Yalnızlaşan insanın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan Allah'ın azameti karşısında aczini kabullenmesi, O'na sığınması ve O'na yakarması, ne isteyecekse O'ndan istemesidir. İnsanın yaratıcısına yaklaştığı en vasıtasız andır. Dua, sınırlı, sonlu ve aciz varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Rabbi'si ile kurduğu bir köprüdür. Dua, kulluk esprisi içinde ve sıradan isteme anlamlarının ötesinde, Allah Teâlâ'nın Rablik ve ilahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.

"De ki: Kulluk ve duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin ki!" ayet-i kerimesi buna işaret eder. [Furkan, 77]

Dua
Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gecede, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalmasını, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artmasını, sürekli, dengeli ve kuşatıcı bir dindarlığa sahip olma şuurumuzun yükselmesini, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklamasını Yüce Allah'tan dileyelim.

Yakın ve uzak çevremizdeki acı ve sıkıntı içindeki yüzlerin gülmesi, akan gözyaşlarının dinmesi, bütün insanlık için korku, endişe, ümitsizlik ve acı veren, masum insanların ölümüne ve yaralanmasına sebep olan her türlü şiddet, terör ve savaşın sona ermesi ve bütün bunların yerini adalet, sevgi, barış ve hoşgörünün alması için dua edelim.

Mevlid gecesi; geçmişimizi değerlendirerek salih amellerimizin kabulünü talep etme, unutarak, bilmeyerek ve cehaletle işlediğimiz amellere tevbe ve af dileme açısından mükâfat alma zamanıdır. Yüce Allah'a verdiğimiz sözleri gereği olarak doğru yol üzerinde kalmak, kalben ve zihnen dalalete düşmemek ve düşürülmemek için de dil, gönül ve amel bütünlüğü içinde dua ve niyazda bulunmalıyız.

Allah Teâlâ'nın rahmetini ve mağfiretini çeken dua, insanın kendi üzerine düşen sorumlulukları fiili olarak yerine getirdikten sonra lisanı ile yaptığı bir yakarış ve sığınmadır. Duaya başlarken, Kur'an-ı Kerim'in bildirdiği ölçüleri esas alarak nefsimize, Yaratana ve yaratılana karşı sorumluluklarımızı düşünerek başlamalı ve kendimizle hesaplaşmalıyız.

Fert olarak yaşadığımız sürece Allah Teâlâ'dan bize gerekli olan bilgi, anlayış ve samimiyet vermesini, doğruyu bulduktan sonra kalplerimizi eğriltmemesini ve bizi affetmesini isteyelim. Acı ve sıkıntı içindeki yüzlerin gülmesi, zulüm ve işkence altında, gözyaşı dökerek yaşamak zorunda kalan insanların bu durumdan kurtulmalarını niyaz edelim. Hangi sebeple olursa olsun ve kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün insanlık için korku, endişe, ümitsizlik, üzüntü ve acı veren, masum ve hiçbir şeyden haberi olmayan insanların ölümüne ve yaralanmasına sebep olan, maddi ve manevi birçok yıkımı beraberinde getiren terör belasının sona ermesi için de dua edelim.

Bu gece namaz gecesidir!
Mevlid Gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar. Sadece farz namazları ve vitir namazı kaza edilmektedir. Sünnetler kaza edilmiyor. Kaza namazı kılarken bir defa ezan okunur ve her bir farz namaz için ayrı ayrı kamet getirilir. "Ya Rabbi! Vaktinde kılamadığım ilk (veya en son) sabah namazının farzını kaza etmeye niyet ettim" şeklinde niyet edilir, tekbir alınır ve namaza durulur. Diğer namazlar için de böylece niyet edilir. Kaza namazlarını kılarken hepsini aynı yerde değil de, ayrı ayrı yerlerde kılmak, yerlerin şahid olması ve secde ile şereflenmesi bakımından daha faziletlidir. Yani sabah namazını kıldığı yerin biraz ötesinde öğleyi ve onun yanında ikindiyi ve biraz ileri veya geri çekilerek diğerlerini kılmak, daha güzel olur.

Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur. Tekellüf yani zorakilik-bitkinlikten kaçınılmak suretiyle nafile namaz da kılınmalıdır. Mevlid Gecesi namazının muayyen bir şekli yoktur. Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle tesbih namazı kılınır. Secde ayetleri okunup, secdeler yapılır. Dua edilir.

Bu gece yoksullara ve yetimlere 'bakma' gecesidir
Mevlid gecesi ve gündüzünde fakir fukarayı, yetim ve kimsesizleri görüp gözetmek, ihtiyaç içerisinde kıvranan din kardeşlerimizin yardımlarına koşmak, onlara imkânlar ölçüsünce tasaddukta bulunmak mutlaka yapmamız lâzım gelen bir husustur. Çünkü Cenab-ı Hak: "Allah Teâlâ sana ihsan ettiği gibi sen de başkalarına ihsan et." [Kasas, 77] buyurmaktadır. Ebû'd-Derda (ra)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: "Fakirleri kollayıp gözetiniz. Çünkü siz aranızdaki fakirler sayesinde, onların duası bereketi ile rızıklandırılıyor ve Allah Teâlâ'dan yardım görüyorsunuz" [Ebu Davud] buyurdu.

Sehl bin Sa'd (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (sav) Efendimiz: "Ben ve yetimi himaye eden, O'nun işine bakan kimse ile cennette şöylece beraber bulunacağız, buyurdu ve şehadet parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz açarak işaret etti (de insanlara gösterdi.)" [Buhari, Müslim, Tirmizi]

Enes bin Malik (ra)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: "Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz." [Buhari, Müslim, Tirmizi] buyurmuşlardır. Yine Abdullah İbn-i Ömer (ra)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: "Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir." [Buhari, Müslim, Ebu Davud] buyurarak, sağlıklı bir toplumun oluşmasında sevgiyi, nimeti ve güzellikleri diğerleriyle paylaşmanın ve çevreyle bütünleşmenin ne kadar önemli olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir.

Resul-i Ekrem (sav) Efendimizin hayat kronolojisi

571- Fahr-i Kâinat (sav) Efendimizin dünyayı teşrifleri; Hicretten 53 yıl önce, 12 Rebîulevvel, 20 Nisan 571 Pazartesi.

- Sütannesi Halime'ye verilmesi.

574- Sütannesi tarafından Mekke'ye getirilerek annesi Amine'ye teslim edilmesi.

575- Annesi Amine'nin Ebva'da vefatı üzerine dadısı Ümmü Eymen tarafından Mekke'ye getirilip dedesi Abdulmuttalib'e teslim edilmesi.

577- Dedesi Abdulmuttalib' in vefatıyla amcası Ebû Tâlib'e emanet edilmesi.

578- Amcası Ebû Tâlib ile yaptığı Suriye seyahati.

589- Uzun süren Ficar Savaşları sonrası Mekke'de asayişin bozulması, can ve mal güvenliği kalmaması üzerine Mekke ileri gelenlerinin zulmü önlemek ve yerli-yabancı hiç kimseye haksızlık yapılmasına izin vermemek maksadıyla ettikleri yemine, "Hılfu'l-fudûl", Hz. Peygamber (sav) Efendimizin de amcaları ile beraber üye olarak katılmaları.

594- Hz. Hatice (r.anha) ile evlenmesi.

605- Kureyş'in Kâbe'yi tamiri sırasında Hacerulesved'in yerine konulması hususunda hakemliği.

610- İlk vahiy ve Hira

Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, kırk yaşına yaklaşınca, yalnızlıktan daha fazla hoşlanır olmuştu. Gerekli azığı ile Mekke'ye yaklaşık 12 km mesafedeki Nur dağındaki Hira mağarasına giderdi. Ramazan aylarını genelde burada geçirirdi. Kırk yaşını tamamladığında, Ramazan ayının sonlarına doğru bir gece yine Hira'da ibadet ve tefekkür ile meşgul iken Cebrail (as) kendisine Alak Sûresi'nin ilk beş âyet-i kerimesini getirdi. Böylece Hz. Peygamber (sav) Efendimizin Risâlet görevi başlamış oldu.

613- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin, açık davetle emir olunması üzerine yakın akrabalarını İslâm'a davet etmesi.

614- Müşriklerin zayıf Müslümanlara eziyet etmeye başlaması.

615- Mekke'de şartların zorlaşması üzerine Habeşistan'a ilk hicret.

616- Habeşistan'a ikinci hicret

- Resûlullah (sav) Efendimizin ve Müslümanların Dârulerkâm-dan çıkmaları.

- Haşimoğulları ve Muttaliboğullarının Hz. Peygamber (sav) Efendimizi korumak amacıyla Ebû Tâlib mahallesine toplanmaları ve müşriklerin onlara karşı boykot uygulamaya başlaması.

619- Boykotun sona ermesi

620- Hüzün yılı: Amcası Ebû Tâlib'in ve validemiz Hz. Hatice (r.anha)'nın vefatı.

621- İsrâ ve Mîrac hadisesi, beş vakit namazın farz kılınması.

- Birinci Akabe Biati ve Hz. Peygamber (sav) Efendimizin İslâm'ı öğretmesi için Mus'ab bin Umeyr (ra)'ı Medine'ye göndermesi. 622- İkinci Akabe Biati.

- Mekke'den Medine'ye hicretin başlaması...

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin, Hz. Ebû Bekir (ra) ile birlikte hicreti ve Sevr Mağarasına sığınması, 26 Safer/9 Eylül.

- Kuba'ya varış, 8 Rebîulevvel/ 20 Eylül ve Kuba mescidinin inşası.

Hicret
Akabe görüşmeleri sonrasında İslâm Medine'de yayılmış ve Mekke'deki Müslümanlar da büyük oranda Medine'ye göç etmişlerdi. Kureyş'in ileri gelenleri gelişmeler üzerine Dârunnedve'de toplanmış ve Resûlullah (sav) Efendimizin öldürülmesi kararını almışlardı. Müşrikler bir plan yaptılar. Ancak bu planı Cebrail (as) Hz. Peygamber (sav) Efendimize haber vermiş ve kendisine hicret iznini iletmiş bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Efendimiz, yerine o gece için Hz. Ali (ra)'ı bırakarak Hz. Ebû Bekir (ra) ile yola çıkmıştır.

Hicret Güzergâhı
Hz. Ebû Bekir (ra)'nın evinden çıktıktan sonra ıssız yollardan Mekke'nin güneyine doğru ilerlediler. Bu, aslında Medine'ye seyahatte takip edilen yön değildi. İstikametteki bu farklılık ile peşlerinde olanları yanıltmak hedeflenmişti. 1. 5 saat, 3 mil mesafede Sevr Dağı'nın tepesindeki mağaraya vardılar. Kureyş'in araması bitinceye kadar, perşembeyi cumaya bağlayan geceden pazar gününe kadar üç gün bu mağarada gizlendiler. Kılavuzları Abdullah, dördüncü günün, pazar sabahı develeri mağaraya getirdi. Sahili takip ederek Medine'ye doğru 24 saat hiç dinlenmeden yol aldılar Deve yürüyüşü ile 13 günlük olan Medine yolunu 8 günde katederek 12 Rabîul evvel/23 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba'ya ulaştılar. Kuba'da: "Ta ilk gününde temeli takva üzerine tesis edilen mescidde, senin namaz kılman elbette daha uygundur. Orada tertemiz olmayı sevenler vardır. Allah da çok temizlenenleri sever." [33] Âyet-i kerimesinde zikri geçen bir mescid inşa edildi ve namaz kılındı.

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırması. 12 Rebîulevvel / 24 Eylül.

- Ezanın Müslümanları birleştirici bir çağrı olarak kabul edilmesi.

623- Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik tesis edilmesi,

- Medine vesikasının tanzimi ve Medine Haremi sınırlarının tespiti.

- Mescid-i Nebevî'nin inşasının tamamlanması.

624- Kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrilmesi. - Ramazan orucunun farz kılınışı... İlk bayram ve Teravih namazının kılınması.

- Bedir Gazvesi. 17 Ramazan/13 Mart.

- İlk Kurban Bayramı...

- Zekâtın farz kılınması...

625- Uhud gazvesi. 7 veya 11 Şevval/23 veya 27 Mart.

- Hz. Hamza'nın şehid olması.

- İçkinin haram kılınması.

626- Zaturrika Gazvesi ve korku namazı kılınması. 10 Muharrem/ 11 Haziran.

- Medine'de ay tutulmasının gözlemlenmesi ve Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin husuf namazı kıldırması.

627- İfk Hadisesi.

- Hendek yani Ahzab Gazvesi.

628- Umre seferi,

- Hudeybiye Antlaşması.

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin Bizans ve Sasani imparatorları başta olmak üzere civar ülke yöneticilerine ve kabile reislerine İslâm'a davet mektupları göndermesi.

- Hayber Seferi, Mute Savaşı.

630- Mekke'nin Fethi. 20 Ramazan/11 Ocak.

- Taif Gazvesi Resûlullah (sav) Efendimizin umre yapması.

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin bazı şehir ve kabilelere zekat amilleri göndermesi.

- Alkame bin Mücezziz kumandasında ilk deniz seferinin düzenlenmesi..

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin Habeş Necâşisi Ashame'nin vefatını haber verip gıyabi cenaze namazını kıldırması.

- Ka'b bin Zübeyr'in Müslüman olması ve Hz. Peygamber (sav) Efendimizin hırkalarını ona hediye etmesi.

631-Fahr-i Kâinat (sav) Efendimizin Kur'ân-ı Kerîm'i Cebrail (as)'a iki defa arz etmesi ve yirmi gün itikâfta kalması.

- Müseylemetulkezzâb'ın peygamberlik iddiasında bulunması.

Veda Haccı ve Hutbesi... 9 Zilhicce/7 Mart.

- Veda tavafı.

- Nasr suresinin nüzulü.

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin vefatı. 13 Rebîulevvel/8 Haziran Pazartesi.

- Hz. Peygamber (sav) Efendimizin defnedilmeleri. 14 Rebîulevvel/9 Haziran Salı.

Peygamberi anmak, sünnetine sarılmakla mümkün!
Müslümanlık Mekke'de doğmuş, Medine'de gelişmişti. Hudeybiye Barış Anlaşması'ndan sonra, Medine dışında yayılmaya başladı. Mekke'nin fethinden sonra, her taraftan Arap kabileleri Medine'ye gelip Müslümanlığı kabul etliler. Kısa zamanda, Allah'ın yardımıyla Arabistan baştanbaşa Müslüman oldu. Sayıları çok az Musevi ve Hıristiyan'dan başka, yarımadada Müslüman olmayan kabile kalmadı. Bu başarı şüphesiz Allah'ın yardımının bir sonucuydu. Kur'ân-ı Kerîm bunu şöyle anlatıyor:

"Ey Muhammed, Allah'ın yardımı ve fetih günü gelip, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini görünce, hemen Rabbini hamd ile tesbih et. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir" [Nasr Sûresi: 1-3]

Bu sûre, Kur'ân-ı Kerîm'in bütün olarak inen son suresidir. Mekke'nin fethinden önce inmiştir. Dinin tamamlanması, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin görevinin bitmesi demekti. Bu sebeple Abdullah bin Mes'ûd (ra)'dan rivayete göre Resûlullah (sav) Efendimiz bu sûre inince: "Bana vefatım haber verildi" buyurmuştur. [Hanbel] Veda Haccı'nda, arefe günü Arafat'da, dinin kemâle erdiğini bildiren son ahkâm âyet-i kerimesi36 vahyedilmiş; ertesi gün Mina'da son âyet-i kerime [Bakara, 281] inmiş, Kur'ân-ı Kerîm tamamlanmıştı. Bütün bunlar, aziz Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimizin vefatının yaklaştığını gösteriyordu. Nitekim Veda Hutbesinde: "Belki burada sizinle ebedî olarak bir daha beraber olamayacağım," [Darimi, Mukaddime] buyurarak ashabıyla vedalaşmıştı.

Peygamber, hayattır!
Hz. Peygamber (sav) Efendimiz yirmi üç yıllık peygamberlik dönemi boyunca putperestliğin yerine tevhidi, zulmün yerine adaleti, düşmanlığın yerine kardeşliği, sürtüşmenin yerine dayanışmayı getirme gayreti içinde olmuştur. Toplumda barışın hâkim olmasını hedeflemiştir. Doğruluk, nezaket, güvenilirlik, adalet, hoşgörü ve cömertlik gibi ahlâkî davranışlarıyla insanlara örnek olmuştur. Buna karşılık; kan davası, gasp, soygun, şiddet, intikam, kin beslemek, içki, kumar, hırsızlık, yetim malı yemek, yalan, gıybet, çekememezlik, koğuculuk gibi fert ve toplumun huzurunu bozan davranışlarla mücadele etmiştir.

Bütün bu faaliyetlerin sonucu olarak, vahyin ışığında mükemmel kişiliğiyle ekonomik, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda gerçekleştirdiği faaliyetler sayesinde "cahiliyye" olarak nitelendirilen ve temel özellikleri; bilgisizlik, putperestlik, kabile asabiyeti, zorbalık, zulüm, haksızlık, başıbozukluk, merkezî otoriteden yoksunluk, adaletsizlik, barış ve nizamdan uzak bir hayat, çocukları öldürmek, vahşiyane hareketler, kan davası gibi davranışlar olan bir dönemi kapatarak, yerine barış ve huzurun hâkim olduğu yepyeni bir toplum oluşturmuştur.

Hz. Peygamber (sav) Efendimizin vefatından sonra da Müslümanlar, O'nun uygulamalarını bilgi ve düşünce süzgecinden geçirerek hayatlarına uygulamışlardır. O'nun zamanında nüveleri oluşan yapıdan faydalanarak kısa süre sonra orijinal bir medeniyet, yani İslâm medeniyetini kurmuşlardır. Hz. Peygamber (sav) Efendimizin ilme verdiği önem, İslâm dünyasında ilmin ve ilim kurumlarının oluşmasına ve gelişmesine zemin hazırlamıştır. Sağlık ve temizliğe verdiği önem, kişilere sağlığı koruma konusunda örnek olmasının yanında, sağlık kurumlarının ve tıp bilimlerinin gelişmesine yol açmıştır.

Sosyal yardımlaşmaya ve dayanışmaya, yetimlerin, yaşlıların, yoksulların ve özürlülerin sorunlarına eğilmesi, vakıflar ve diğer sosyal yardım kurumlarının oluşmasına etkide bulunmuştur. Adalete verdiği önem, adlî kurumların oluşmasını etkilemiştir. Çalışmaya, üretime ve ticarete verdiği önem, İslâm dünyasında ekonomik canlılığa vesile olmuştur. Aileye, akraba dayanışmasına ve akrabalar arasında yardımlaşmaya verdiği önem, aile kurumunun sağlam bir şekilde ayakta durmasının yanında, belki günümüzde bile büyük ölçüde olumlu etkisine şahit olduğumuz gelir düşüklüğü sebebiyle ortaya çıkabilecek bunalımların önlenmesine vesile olmuştur. Estetiğe ve güzelliğe verdiği değer, İslâm sanatlarının doğuşuna temel teşkil etmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Talu Arşivi