Serdar Arseven

Serdar Arseven

Kılıçdaroğlu neye yarar?..

Kılıçdaroğlu neye yarar?..

CHP’deki Genel Başkan değişikliği, medyadaki tarafları ilginç ruh hallerine sürükledi.
AK Parti’ye çoğu konuda destek verenleri “yandaşlık’la itham eden meslektaşlarımız, “yandaşlığın” cılkını çıkartmış halde.
Bir coşku ki sormayın; “Kendimi bildim bileli CHP’ye oy verdim!..” diye söze girmelerden; yeni ekibin ağır toplarına “Efendim iktidara yürüyorsunuz, ne diyeceksiniz?” türünden sorular yöneltmeye kadar...
Yandaşlığın en süfli tezahürleri.
Bu da “yoldaş medya” oluyor galiba.

O taraf böyle...
Öbür tarafta ise tam bir gayretkeşlik hali; Kılıçdaroğlu’nun niçin tutmayacağını gösterme çabası.
Ben bu iki tarafın tamamen dışındayım.
Ve de meseleyi objektif olarak ele almanın derdindeyim.

Kılıçdaroğlu’nun bir rüzgar estirdiğini; ancak bunu bir “fırtına” olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını görüyorum.
“Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele” başlıklarının öne çıktığı bir tarz, sınırlı ölçüde iş yapar.
En azından, CHP’nin doğal çevresini ve kararsızların bir bölümünü toplar.
Bunun da tavanı yüzde 30’dur.
O kadar...
Doğrusunu isterseniz, CHP zihniyetine ilişkin yargılarım belli olmakla birlikte, o veya bu partinin güçlenmesi benim işime gelir.
Ülkemin işine gelir.
Dolayısıyla hak ederse, CHP de güçlensin.
Majestelerinin muhalefeti, ülkeye ne kazandırır ki?..
Baykal’ın CHP’si; bana ne veriyordu, sana, ülkeme?..
İşte; Baykal’ı kaset skandalının patlamasından bir hafta kadar önce AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ne güzel tarif etmişti:
“Sabahları spor, mükellef kahvaltı. Tam bir emekli hayatı. Sayın Baykal niye iktidar olsun ki?.. Kendisi, 2002 seçimlerinden sonra Yaşar Nuri Öztürk’e ‘Hocam biz iktidar olup da başımıza bela mı alacağız’ demişti. İktidar ateşten gömlek. Muhalefetse adamın saltanat kayığı!.. CHP zengin partidir. Ana Muhalefet Lideri de protokolde beş altı adamdan biridir... Ne olacak ki; sonuçta 50 seçim kaybetse de gitmiyor!..”
Evet, Çelik’in tespitleri dört dörtlüktü.
Baykal, Ana Muhalefet pozisyonundan ziyadesiyle memnundu.
Lâkin; CHP tabanındaki hal bu değildi.
Büyük bir enerji birikmişti orada; hırslarını Baykal’dan alamayanlar bize yöneliyorlardı.
Özellikle son zamanlarda, CHP gençliğinden tehdit üstüne tehdit alıyorduk.
Faturayı, Genel Başkanlarına kesemeyenler başarısızlığın sorumlusu olarak, CHP’yi defalarca zor duruma düşüren bizlere tepki gösteriyorlardı.
Biz de bu çocukları bir şekilde bulup uyandırmaya çalışıyorduk...
Mesela şöyle: “Bak aslanım, bak oğlum...Çaren bizde değil; ülkenin böyle muhalefetsiz kalması bizi de rahatsız ediyor. Adam ol da, partine sahip çık!..”

CHP için için kaynıyordu.
Ne zaman CHP Genel Merkezi’ne gitsek, Baykal’cılar “Önder Sav”la ilgili dedikodu üretiyordu.
Biz de gazetecilik işte; ziyadesiyle faydalanıyorduk Baykal’cılardan...

Şu oldu, bu oldu; “50 seçim kaybetse de gitmeyecek” pozisyondaki Baykal, bir “uçkur” hikayesine gitti.
Yani vesilesi o “iğrenç” kaset hikayesi oldu.
“Servis yapanın elleri kırılsın” diyerek geçelim meselenin o tarafını ve gelelim yeni döneme...
Bu dönem yeni mi?..
Tamamen değil; dönüşümler çok keskin olmaz zaten... Olamaz...
Kimse “Kongre’de niçin çarşaf değil de blok liste oylandı” meselesine sarılmasın.
O denli ani bir operasyondan sonra, böylesine kemikleşmiş ilkeleri, saplantıları, yaşlıları bulunan bir partinin aniden demokratikleşmesini kimse beklememeli...
Ve demokratik bir partinin zaten olmadığını da herkes bilmeli!..

Kılıçdaroğlu’nun gelmesi, siyasete heyecan getirmesi iyidir...
Harekette bereket vardır.
Baykal tarzı Ana Muhalefetin, İktidar Partisi’ne yaradığını öne sürenler, meseleye dar açıdan bakmaktadır.
Mesele, motivasyon meselesidir.
Kılıçdaroğlu’nun şu veya bu kuvvette bir rüzgar etmesi, iktidarı da motive edecektir.
Ya saflarını sıklaştırıp, yeni bir ruh ve heyecanla yola devam edecek; ya da hızla irtifa kaybedecektir.
Ensede soğuk nefes hisseden, daha hızlı yol alır!..

Bakın; hükümet işsizlikle mücadeleye büyük katkı sağlaması beklenen pakete hız verdi.
İşveren, işsizlik sigortası payını azaltan, yeni memur alımına hız veren, iş kuran gençlerin sosyal sigorta primlerinde indirim sağlayan, firmalara ekipman desteği sunan, esnek çalışma imkânlarını artıran bir paket...
Bu paket hızla yürürlüğe sokulurken, uygun medya organlarının da bu paketi daha iyi tanıtması için gerekli çalışmalar yapılacak...

Bu, Kılıçdaroğlu sayesinde atılan bir adım değil elbette.
Çalışma Bakanlığı’nın, TOBB, TÜRK-İŞ ve işadamları dernekleri ile birlikte gerçekleştirdiği “Ulusal İstihdam Stratejileri Çalıştayı”ndaki öneriler doğrultusunda uygulamaya konulan bir paket.
Lâkin; uygulamanın hızlanmasında ve olumlu neticelerin alınmasında siyasetteki yeni dönemin etkisi olacak!..
Olmalı!..

Ben rekabeti severim.
“Suyun seviyesi çekilsin de görünür olayım” tarzından hiç hoşlanmam.
AK Parti, evet siyaseti 8 yıl boyunca domine etti.
Bu dönemde, karşısına hiçbir ciddi muhalefet hareketi çıkmadı.
Ben bunun sağlıklı bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Kılıçdaroğlu; medyanın ısrarlı sorularına rağmen, “lâiklik” meselesine vurguda geleneksel çizginin gerisinde kaldı.
Muhalefetinin ağırlık merkezini “reel” alanlara kaydıracağı izlenimini veren Yeni Genel Başkan’ın, “Aş, iş, ekmek, refah, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele” gibi kavramları öne alması önemli.

Kılıçdaroğlu’na “başarılar” diliyorum.
Zira o başarılı olduğu takdirde, CHP zihniyetini çok iyi bilen geniş kitlelerin daha başarılı olmaya mecbur kalacağını biliyorum!..
Hareket, bereket!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi