Serdar Arseven

Serdar Arseven

Çatırdayan sektörler!..

Çatırdayan sektörler!..

Bu yazıya özürle başlamak istiyorum.
Haklısınız; kutuplaşmış politika arenasının ürettiği suni tartışmaların peşinde koşarken çoğu zaman “reel problemleri” es geçiyoruz.
Sanki, vatandaşın “Ankara’da olup bitenler” dışında derdi yok.
İşsizlik, yoksulluk, piyasadaki nakit krizi vesaire...
Sanki bunlar ilgi alanımızda değil!..

Bu alanlarda en fazla kalem oynatan yazarlar arasında yer alıyor olmam, “görev kusurumu” mazur hale getirmez.
Değil mi ki, zamanının kahir ekseriyetini işgal etmesi gereken “reel problemlere”, zaman zaman ilgi gösterir pozisyondayım...
Özür boyna borç.

Daha fazla uzatmaksızın; önümde biriken iki meseleye el atayım.
Önem sırasına göre değil; başvurusu sırasına göre:
“Vekil imamlar”ın sıkıntısı
Nedir vekil imam?..
Bilirsiniz; asil imam askere gidiyor mesela...
Bu durumda, o gelinceye kadar ezanın susmaması için “vekil” lazım.
Geçici imam yani...
Tekel işçilerinin derdiyle ilgilenen bol; adamlara “bina işgali” bile serbest!..
Hadi bakalım, imam şu veya bu sebepten dolayı “müftülük” işgal etsin!..
Asla ve kat’a.
Ayıptır ve tabii ki günahtır.
Tamam da; o tarafın derdi yok mu?..
Asiliyle vekiliyle imamlar perişan.
Kimse “Yat, kalk, maaş al, oh ne alâ!” demesin.
Garip; bir yandan geçim sıkıntısı çekiyor, diğer yandan yedi gün yirmi dört saat cami mesuliyetini taşımaktan dolayı eşten dosttan, akrabadan kopuk.
Dedikodu gırla; imam haşa sanki peygamber; o denli kusursuzluk beklenmekte!..
Bir de siyasete, politikaya, günlük meselelere teğet geçer laflar etmeyecek.
Ayetlerin, hadislerin “sakıncalı” (!) olanını es geçecek; cumhuriyetin yılmaz bekçilerini rahatsız etme ihtimali bulunmayanlarla idare edecek.
Asil imam bir derece, vekilin derdi daha da büyük.
Sayıları sekiz bin mi ne.
Hiçbir iş güvenceleri yok.
Asil geldi mi, kapı dışarı.
Adamın adı imama çıkmış, simit satsa, kahvede tepsicilik yapsa olmaz.
Bunlar şimdilerde “kadro” istiyor.
Yeni bütçede binlerce vekile yer ayrılırsa ne alâ; ayrılmazsa “imam, imam” iş ara!..
Bu sevgili dostlarımız günlerdir peşimizde.
Meclis’e gittik, elli kadarı sardı etrafımızı.
Biz de, elden ne gelir;
Bu sütundan Sayın Başbakan ve diğer hükümet önde gelenlerine bir çağrı:
“Ahret hayatınız için de, dünya hayatınız için de imamlarımızın dualarını alın!..”
Birileri binaları işgal ederken, bu kardeşlerimiz saygıdeğer duruşlarından dolayı cezalandırılmış olmasınlar.
Plan Bütçe Komisyonu’nda reddedilen düzenlemenin, başka bir formda yeniden gelmesi gerek...
Seçime de gidiyoruz...
Lütfen!..
MÜTEAHHİTLERİN PROBLEMLERİ
Bir de bu mesele...
Bu konuya el atmak, önümüzdeki günlerde de boyna borç.
Bugün..
Dertlerin dile getirildiği bir etkinlikten bahsedeyim.
Türk Müteahhitler Birliği Federasyonu, Ankara Ticaret Odası’nda, Başkan Sinan Aygün’ün ev sahipliğinde kongresini yaptı.
Orada, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Federasyon Başkanı Tahir Tellioğlu ve ATO Başkanı Sinan Aygün’le uzun uzadıya sohbet ettik...
Şöyle böyle 300 sektörü ayakta tutan inşaatçılık, göçmüş durumda.
Ekonominin acayip şiştiği 2004-2007 yılları arasında yüzde 20’lik büyümeye ulaşan sektör, 2008-2009 döneminde yüzde 10 küçüldü.
Bu; “işsizlikteki patlamanın” izahını büyük ölçüde yapan bir vaziyet.
Sayın Tellioğlu’ndan yarım saat boyunca dert dinledim.
Dertlerin en büyüğü, sektörün, her önüne gelenin, yani her parası olanın rahatlıkla cirit atabildiği bir alan olması.
Berber ya da kasapsan; işin iyiyse, para biriktirebiliyorsan vur kazmayı.
Müteahhit oldun gitti.
Canımızı, malımızı emanet ettiğimiz bu sektörde güvenlik neredeyse sıfır yani.
Her önüne gelenin yaptığı bina, “göçer” de “göçürür”de...

İkinci büyük dert, Marmara depreminden sonra uygulamaya konulan yapı denetim sistemi.
Birçok yapı denetim firması, denetlediği inşaatın nerede olduğunu bile bilmiyormuş!..
İmza, kaşe, her şey kağıt üstünde.
Müteahhitlere büyük yük getiren bu sisteme çeki düzen verilmesi, en önemli talepler arasında.
Üçüncü mesele TOKİ:
Başkan Tellioğlu, TOKİ’nin bazı faaliyetlerini ve Başkanı Erdoğan Bayraktar’ı takdir ettiklerini belirtmekle birlikte, “Devlet, müteahhiti batırmamalı. TOKİ ile birlikte faaliyet gösterelim; vatandaş yine ucuz ev alsın” diyor.
Belediyeler bir başka dert;
Adamlar; belediyedeki o görevliye, bu görevliye vere vere canlarından geçmişler!

Bunlar problemlerin başlıcaları.
Çare, haliyle hükümette.
Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Mustafa Demir, konuşmasında “yapı denetim” yükünün büyük bir bölümünü müteahhitlerin sırtından kaldıracaklarını, belediyelerle entegre çalışmalarla, bu alandaki sıkıntının da önemli ölçüde giderileceğini söyledi.
Müteahhitlere düşen sorumlulukları da hatırlattı: “Gelin, sıkıntılarınızı, şikayetlerinizi bize iletin. Sizi hukuksuzluğa zorlamak isteyenleri bize anında şikayet edin. Onla aram bozulur, bunla aram bozulur diye düşünürseniz, bu işi halledemeyiz. Hepimizin eli taşın altında olacak!..”

Onu bunu bilmem, bu inşaat sektörü fena halde yamulmuş durumda.
İnşaatlar, genellikle eğitim düzeyi düşük insanlarımıza kapı açıyor.
Vasıfsız elemanlar, buralarda iş buluyor.
Yan sektörleriyle birlikte, milyonları ayakta tutan bir yapı bu.
Yıkılırsa altında kaldık.
Dün onu gördüm ki, bina çatırdıyor!..
İlginize..
Lütfen!..


Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi