Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Taşmayan Sabır, Sabır Değildir

Taşmayan Sabır, Sabır Değildir

İnsanlık tarihinde bir sabır timsali gösterilecekse o da Hz. Eyüp Peygamberdir. O’nun gösterdiği sabrı kimse gösterememiştir. Ama öyle bir zaman gelmiştir ki, sabrı tükenmiş ve Allah’a yaralarının iyileşmesi için dua etmiş ve şifa bulmuştur.
Belki de yeryüzünde insanların birbirlerine en çok tavsiye ettiği şey sabırdır. Kendim pek uymasam da ben de en çok sabır tavsiye edenlerdenimdir. Yine sabır tavsiye ettiğim bir seminerimin sonunda, utana sıkıla bir bey yanıma gelip, özel görüşmek istediğini ve bir çare aradığını söyledi. Ben de “buyurun” diyerek bir köşeye çekildik ve anlatmaya başladı.
“Siz beni tanımazsınız, ben de sizi burada gördüm. Çok güzel şeyler anlattınız. Siz anlatırken, ben de ailemi düşündüm. Eğer karım da burada olsaydı, inanın o da sizi desteklerdi lakin yine de bildiğini okurdu. Ben bir evlilik yorgunuyum. Yönetilmekten ve boyun eğmekten, kişiliğim ve kimliğim tarumar oldu. Bir iki örnek vereyim ve ne yapmam gerektiğini lütfen söyleyin. Yalnız şunu da hemen söyleyeyim, benim durumumda ya da benzeri şekilde o kadar mütedeyyin aileler var ki sormayın gitsin.”
“Biliyorum, çok daha ötelerini de biliyorum” diyerek anlatmasını istedim.
“İki yıl mı üç yıl mı önce kadife bir pantolon alınmıştı, bu yıl kadife pantolonun fermuarı bozuldu. İki liralık fermuar için yok yere öyle çok laf işittim, öyle çok azar yedim ki, feleğim şaşmış ne diyeceğimi bilemeden hanımın karşısında öylece kalakalmıştım. İki liralık bir fermuar için bu kadar onur kırmaya, haysiyet yıkmaya gerek var mıydı bilmiyorum ama hâlâ şaşkınlığımı atabilmiş değilim.
Hemen ertesi gün ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir şey olmamış gibi küçük bir ihtiyaç için çarşıya inmiştik. Vitrinlere bakarken, (ben vitrinlere bakmaktan hiç hoşlanmam) hanım içeri girdi, arkasından ben de girdim çaresiz. Sessiz bakışlarla izlemeye başladım. Üst kata çıktı, kendisine uygun kıyafetlere baktı ve 400 liralık elbise alarak mağazadan ayrıldık.
Her kıyafeti beğendiğinde bana da soruyordu ‘Nasıl buldun’ diye. Ben de donuk bir ifade ve robot bir yüzle, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi masumca ‘iyi’ diyordum. ‘İyi’ derken, iki liralık fermuar için yediğim laflar, beynimde hortum tesiri yapıyordu.
İkinci hadise de şöyle oldu. Ben teknik bir elemanım. Projeler üretiyorum, uyguluyorum ve öyle para kazanıyorum. Eşim de çalışan birisi. En mutlu olduğu zaman dilimleri, ev dışında geçirdiği vakitlerdir. Toplumu kurtarma projeleri var ama nedense kurtarmaya evden başlamıyor. Her neyse kafanızı şişirmek istemiyorum.
Günler önce bir kuruma, iştigal ettikleri saha ile ilgili bir proje teklifinde bulunmuştum. Birkaç gün sonra projeme olur verdiler. Ben de heyecanla ve zevkle o proje üzerindeki eksiklikleri tamamlamak üzere kaynak arayışına girdim. Tabii bu sevincimi de paylaşmam lazım, hem aradığım şeyi sorayım hem de söyleyeyim diye lafa başlayacakken, eşimden emirvari bir soru geldi:
‘Elektrik süpürgesini sen mi götüreceksin yoksa eve mi gelip bakacaklar. Eğer sen götürürsen 10 lira servis parası almayacaklarmış, eve gelirlerse 20 lira alırlarmış’ dedi. Ben de ‘Eve gelsinler, şimdi 10 lira için sokaklarda araba kovalamanın bir anlamı yok’ dedim.
Vaay! Sen misin bunu diyen, 10 lira için yemediğim laf kalmadı. Hâlbuki her hafta eve temizlikçi geliyor çatır çatır para ödeniyor. Üstelik en az 15 bin liralık bir projenin üzerinde çalışıyorum. 15 bin liralık bir projeye harcanması gereken beyin, 10 lira yüzünden tarumar ediliyor. O günüm gitti tabii. Kendimi toparlayamadığım için işimi yapamadım.
Kısacası hocam, evde ve evlilikte; huzur, güven, sevgi, saygı, muhabbet ve anlayış sürsün diye çok çaba harcadım ve hâlâ harcıyorum. Seminerde söylediklerinizi anladım ama daha başka ne tavsiye edersiniz” diye sordu ve sözünü bitirdi.
Söylenecek çok şey vardı söyledim. Son olarak; “Hazırda bir valiz bulunmalı” dedim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi