Copa sessiz kalanlar cinayete destek olur

Copa sessiz kalanlar cinayete destek olur

Uğur Kaymaz davası güvenlik gerekçesiyle Mardin’den alındı, Eskişehir’de görüldü ve orada da karara bağlandı.

Uğur’u ve babasını öldürmekten yargılanan polisler, ‘nefsi müdafaa’dan beraat ettiler ve bu kararı Yargıtay oybirliğiyle onadı.

Dün Eskişehir’de benzer bir davanın, Şerzan Kurt davasının ikinci duruşması yapıldı.

Şerzan Kurt Batman’dan Muğla’ya üniversite okumak için gelmişti.

Mayıs ayında bir polisin açtığı ateş sonucu, 21 yaşında hayatını kaybetti.

Şerzan, bir polis kurşunuyla vurulup öldürülmeseydi, ‘Anadolu ve Mezopotamya halklarının kardeşliğini’ yazacaktı.

Öğretmen olan babası, oğlunu toprağa gömerken, ardından böyle konuştu..

Şerzan’ın organlarını başka bir insana hayat versinler diye, bağışladı Ömer Kurt..

Bir şartla ama, otopsiye zarar vermemek şartıyla.

Dün Şerzan Kurt’un davası görüldü Eskişehir’de.

Davanın Eskişehir’e alınması sürecinde avukatların ve ailenin haberi olmadı.

Eskişehir, polis kurşunuyla vurulan Kürt çocuklarının davalarının görüldüğü güvenli bir şehir haline geliyor her nedense.”

Bu satırlar Taraf Gazetesi yazarı Orhan Miroğlu’na ait.

PKK’nın ölümle tehdit edip susturmaya çalıştığı Orhan Bey, polis-devlet-yargı üçgenine işaret ediyordu yazısında.

Evet, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz sırtından vurularak öldürülmüş, davası Eskişehir’e alınmış ve polisler beraat etmişti.

Şimdi aynı filmi bir başka Kürt gencinin öldürülmesinde görüyoruz.

Şerzan Kurt da bir polis kurşunuyla öldürülmüş.

Orhan Miroğlu yazısına Şerzan’ın bir fotoğrafını da eklemiş.

Öyle yakışıklı bakıyor ki insanın içini acıtıyor.

Davası Eskişehir’de görülüyor.

Polisin copunu savunanlar aslında Uğur’un, Şerzan’ın davalarının da kapatılmasını istiyor.

Askere elindeki silahı siyasi amaçla kullandığı için karşı çıktık, hala çıkıyoruz.

Darbe planlarını ortaya çıkaran emniyet güçlerini alkışlıyoruz ama bu şiddet gücünü elinde tutan polisin orantısız güç kullanımını eleştirmemize engel değil.

Copa sessiz kalan, kurşuna onay vermiş olur.

Gençleri ne kurşunlayın, ne coplayın.

Devlet, hukukun sınırlarını sadece darbe döneminde aşmaz.

Hukuksuzluk nereden gelirse gelsin karşı çıkmak gerekir.

Ancak Uğur Kaymaz’ın, Şerzan Kurt’un öldürülmesini görmezden gelenlerin şimdi demokrat kesilmeleri de arızalı.

Balyoz’a hala inanmıyorsanız yuh olsun size!

Kendi komutanlarına karşı plan yapmışlar.

Sürgün listeleri hazırlamışlar, komplo planları yapmışlar.

Silahları “Poyrazköy’e gömün” emirleri vermişler.

Belki onlar “boru” demiştir, astları yanlış anlamıştır.

Bir kısım medya eldeki belgelere değil de damada güvenmeyi tercih edip Balyoz’u karalama çabası içine girdi.

Mutlu Çölgeçen SABAH’ta biraz Wikileaks gürültüsüne kurban giden önemli haberler yaptı.

Balyoz’un iddia edildiği bir darbe planı olduğunu gösteren belgeler yayınladı SABAH.

Şimdi de Gölcük’te gizli bölgelere gizlenmiş belgeler ortaya çıktı.

Sayın İlker Başbuğ, “Allah Allah diye bağıran” bir ordunun mensupları kendi komutalarına karşı plan yapar mı? Hukuk dışı eylem planları hazırlar, gizli bölgelere saklar mı? Bir ortaya çıkıp anlatsanız memnun oluruz.



Haftanın mısrası

Vurun ulan

Vurun.

Ben kolay ölmem.

Ocakta küllenmiş közüm.

Karnımda sözüm var.

Haldan bilene...

(Ahmed Arif, 33 Kurşun)



Haşlama Kuzu!

Burhan Kuzu bir takım yerlere “Ergun Babahan’ı arayıp haşladım” iddiasında bulunmuş.

Beni haşlamak ona bir numara büyük gelir. Ben zaten haşlama sevmem, rafadan severim. Herkes haddini bilsin...

Bu arada, bana ilham verdi, Siyasal’a yeni marş öneriyorum; “İşte geldim kuzu, kuzu...”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi