Serdar Arseven

Serdar Arseven

Adam değil bunlar, ah “bizimkiler” bir anlasa!..

Adam değil bunlar, ah “bizimkiler” bir anlasa!..

Son zamanlarda ekrana sıkça çıkıyorum...
Ve her çıkışımda da bir şekilde tartışmaların ortasında kalıyorum...
Biraz agresif olduğum doğru...
Biraz da karşımdakilere “tepeden bakar” görüntü verdiğim söyleniyor.
Birincisi yani agresif tavrım, “tepkimden” kaynaklanıyor!..
İkincisi, tepeden bakar tavrım da, karşımdakilerde “bir numara” olmamasından...
Adamlar o kadar boş, o kadar sepet ki...
Ciddiye almak mümkün değil!..
¥
Esasında karşımdakilere değil tepkim; “mukaddesat karşıtlarına”, “darbecilere”... Şunun bunun oğlanlarına kızdığım yok!..
Ben esasında “bizimkilere” sinir oluyorum!..
Bir tuhaf halleri var; hâlâ ezikler...
Hâlâ meşruiyet dertleri var.
Muarızları çatır çatır saldırırken, hesap sorarken, sorgularken...
“Bizimkiler” savunma pozisyonunda!..
“Kompleks” denilen illet, kolay çıkmıyor ruhtan...
“Bizimkiler”in çoğu “köy” ruhlu, bir yandan öylesine samimi, diğer yandan öylesine ezik...
İnançlarının onları “üstün” kıldığının farkında değiller...
Ya da neye inandıklarını bilmiyorlar!..
¥
Sözde aydınımız çıktığında ekranlara, pısıp kalıyor.
Taaa, “tek şef” dönemlerinden kalma bir ruh hali...
Aydın geçinenlerimiz, “Ya adamların canını sıkarsak... Ya aramız bozulursa, ya bir daha televizyona çağrılmazsak, ya olan popülaritemizi de kaybedersek” korkusunda...
Bunlar bebekliklerinde, çocukluklarında analarından babalarından sürekli dayak yemişler, öğretmenlerinden dayak yemişler, üç pırpırlı bir çavuş karşısında el kavuşturmuşlar, askere gittiklerinde koca mekanizmanın karşısında ne kadar “küçük” kaldıklarını düşünmüşler...
Bir cemaate girmişler, orada “birey” yerine konulmamışlar...
Bir partiye girmişler, boynu hep eğri tutmuşlar...
“Yemek buldun ye, dayak buldun kaç” felsefesiyle büyümüşler.
Böyle büyütülmüşler.
Ve bir gün, iktidar değişimi, para kazanımı filan derken, bir yerlere gelmişler...
Gelmişler ama o “ezik ruh halini” üzerlerinden atamamışlar...
Ben yine de bunları çok seviyorum...
Ben yine de bir başkasına, -ezik de olsa- bir “Müslüman”ın ayağının tozu kadar değer vermiyorum...
Adamlar alışmışlar bizimkileri ezim ezim ezmeye, şöyle “tok” konuşan, hiçbir grupla bağı bağlantısı olmayan, küçük hesaplar yapmayan, karşılarına her durumda kendilerini “ofsayta” düşürecek sorularla çıkan bir adam gördüler mi kırmızı görmüş boğaya dönüyorlar!..
İşte son olarak Habertürk’te “içki” tartışmasına katıldık...
Adamlar, Tayyip Bey’e “dincilik” tarafından yüklenirken...
Biz “top”u karşı sahaya attık...
“Cumhuriyet gazetesinde içki yasak mı serbest mi?..”
Ivır, kıvır derken...
Cumhuriyet’in adamı, bir de yardımcısı Baro Başkanı “Kabasakal” ve bir de programcı etiketli bayan...
Üçü birden...
Cumhuriyet gazetesinin “bile” içkiye sınırlama getirdiğini kabullenmek zorunda kaldılar!..
¥
Sözüm sana,
Bizim ezik büzük adamlarımız karşısında kaplan kesilen mukavvadan kahraman; sen kendi müessesende içkiye sınır koyuyorsan..
AK Parti’nin kısıtlaması niçin garibine gidiyor?..
Ya da nasıl oluyor da “evrensel” uygulamayı “dinciliğe” filan bağlıyorsun!..
Akit’in haberini okuyun...
İnternet sitelerine girin, bizim www.haberevet.com’a girin, videoyu izleyin, adamlara ne sormuşuz...
Ve nasıl güç durumda bırakmışız...
Habertürk denilen kanalın gazeteciliği de, “adam”lığı da nereye kadarmış...
Hepsini görün...
Ve imkanınız varsa, şu “malûm” kardeşlerimi uyarın!..
Ezilmesinler, kendilerini hakir görmesinler...
“İnançlarının onları üstün kıldığını” asla unutmasınlar!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi