Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Aday adaylarının en heyecanlı son 3 günü

Aday adaylarının en heyecanlı son 3 günü

“Aday adayları” ile ilgili son defa yazıyorum... Çünkü, Tayyip Erdoğan ve kurmayları Abdülkadir Aksu, İdris Naim Şahin, Ekrem Erdem, Haluk İpek, Bekir Bozdağ, Nurettin Canikli, Ayşenur Bahçekapılı ve Mustafa Ataş’tan oluşan heyet, önlerine gelen “isim”lerle ilgili kararlarını ya verdiler, ya vermek üzereler... Dolayısıyla, bundan sonra “aday adayları”ndan söz etmenin hiçbir faydası olmaz.

Yüksek Seçim Kurulu da, “oy pusulası”ndaki parti sıralamasını dün kur’a ile tesbit ettiğine göre, sona doğru gidiyoruz demektir.

Öyle sanıyorum ki;

Bütün partiler gibi, AK Parti de “aday listesi”ni önümüzdeki bir-iki gün içinde netleştirip, 11 Nisan’da, yani önümüzdeki pazartesi günü YSK’ya teslim edecek.

İşte bu yüzden, bugün son defa “aday adaylarını tanıtmak” istiyorum... Bir hafta sonra, inşallah, artık “aday”lardan söz ederiz.

NEREDE DURACAĞI BELLİ OLMAZ!

“Aday adayları”nı tanıtmaya geçmeden önce; önceki günkü yazımda bahsettiğim Ataullah Hamidi ile ilgili bir “bilgi notu” daha aktarmak istiyorum.

Malûm, kendisi Refah Partisi ile başladığı siyasi çizgide önce ANAP’a, sonra da Cem Uzan’ın Genç Partisi’ne geçmiş ve “Uzan’ın hortumlamaları”nı savunmuş!.. Buna “yalpalama” mı denir, “savrulma” mı, kararı siz verin!..

Şimdi de;

AK Parti’den Batman aday adayı!..

“Berlin’deki kumar turu”nu hatırlatınca; hem kendisi, hem oğlu telefona sarılıp, “haksızlık” ettiğimi söylemişler.

“İşlerimin yoğunluğu”ndan, maalesef kendileriyle görüşemedim... Arkadaşlarıma not bırakıp; Savcı Nuh Mete Yüksel’in, “Merve Kavakçı’nın evine baskın” olayında Merve Kavakçı’ya nasıl sahip çıktıklarını, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a telefon açıp, “polisleri nasıl geri çektirdiklerini” filan anlatmışlar...

Ve sitem etmişler:

“Hasan Bey, bunları niye yazmadı?”

Yazacak, o kadar şey var ki!..

Sadece şu kadarını söyleyeyim:

Ataullah Hamidi, yerel “Batman Postası” gazetesini ziyaret ettiğinde, gazetenin yazarı Kemal Çelik’e demiş ki;

“İlk tercihim AKP... Eğer AKP olmazsa, gideceğim parti DP’dir!”

Oysa, benim bildiğim Tayyip Bey, özellikle bu dönemde; “yanında sağlam duracak” adamlar istiyor!..

Ataullah Hamidi ise;

Daha şimdiden “ikinci adres”e göz kırptığına göre; “aday” olursa, hele de “seçilir” ise, herhalde “nereye gideceği” belli olmaz!..

Karar, yine de Tayyip Bey’in..

3. BÖLGE’DE ADAY PATLAMASI

Bunu böylece ifade ettikten sonra, gelelim “aday adayları”nı tanıtmaya...

Bu seçimde, özellikle “İstanbul 3. Bölge”de bir “aday adayı patlaması” yaşanıyor...

Malûmlarınız olduğu üzre;

Daha önce birkaç aday adayını tanıtmaya çalışmıştım...

Bugün de Yetkin Çavdar’dan ve halen ABD’de bulunan Ahmet Öktem’den söz etmek istiyorum.

Kendilerine de söyledim;

“Bugüne kadar neredeydiniz?”

Yetkin Çavdar, arayıp da, “aday adayı” olduğunu söylemenin, “kendisini reklâm etmek” gibi olacağını düşündüğü için aramamış... “Hiç olur mu” dedim; “yapmak” kadar, bunu “duyurmak” da önemlidir!..

Yetkin Çavdar’ı az-çok tanırım.

“1970’li yıllar”dan bu yana,”çizgi”sini hiç değiştirmedi... Önce MTTB’de, sonra MGV’de önemli görevler üstlendi.

Refah Partisi ve Fazilet Partisi ile başladığı “siyasi çizgi”nin sonunda, tavrını AK Parti’den yana koydu.

Gerek dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun yanında “Danışman” olarak, gerek Beylikdüzü Belediyesi’nde önemli görevler ifa etti...

“28 Şubat süreci”nde “çok çileler” çekti.

Sadece ben değil, Tayyip Bey de çok iyi tanır Yetkin Çavdar’ı...

Hem de “ailece” tanır.

“İşadamı” olarak sürdürüyor hayatını... Sonunda, “görev ve sorumluluk alma zamanıdır” diye düşünüp, “aday adayı” olmuş...

Uzun yıllar Ankara’da görev yaptığı halde; Silivri, Büyükçekmece ve Çatalca’da yapılan “temayül yoklaması”nda büyük bir teveccüh görüp, “birinci” seçilmiş.

Şimdi, “görev” bekliyor.

Karar, elbette Tayyip Bey’in...

OSMANİYE’DE 39 ADAY ADAYI

Sözün tam da burasında bir parantez açıp, bir hususu aydınlığa kavuşturmak istiyorum.

Bu köşede tanıtmaya çalıştığım hiçbir “aday adayı” ile bir “menfaat ilişkim” yok... Bazılarıyla tanışıklığımız elbette var ama birçokları “kendilerini tanıtan bilgi ve broşür”leri gönderiyor, ya da “Akit okurları” bilgilendiriyor, ben de onları tanıtmaya çalışıyorum.

Yoksa, kimseyi kayırmıyor, kimseye ayrıcalık göstermiyorum...

Hani, atalarımız;

“Ağlamayan çocuğa meme vermezler” derler ya; hiç kimse kusura bakmasın; “arama zahmeti”ne katlanıp da benimle irtibata geçmeyenlerin sesini nasıl duyurayım?..

Eğer “aday adayı” olmuşsan, arayacaksın arkadaş!.. Arayacak ve tanıtacaksın kendini...

Haa, eğer ben yazmazsam, o zaman gel, hesap sor benden... Hatta, gel suratımın ortasına bir yumruk indir!..

Ama sen, hem “kendini tanıtacak” bir girişimde bulunmayacaksın, hem de “niye onlardan söz ettin?” diye hesap soracaksın!..

Peki, sen ne yaptın?..

Bir “telefon” olsun, açtın mı?..

Bir “mail” olsun, gönderdin mi?..

Şimdi kalkmış;

“39 aday adayı varken, niye sadece ikisinden bahsettin?.. Yoksa onlara kefil mi oluyorsun?” diye sitem ediyorsun?..

Açık ve net söyleyeyim;

Ben aday adaylarından söz ederken, hiçbirine “kefil” olduğumu söylemedim.

Meselâ, çok “gürültü” koparan “Osmaniye” ile ilgili yazımda adları geçen Mücahit Durmuşoğlu ve Hüseyin Karalar’a da “kefil” olduğumu söylemedim!.. Hiç kimseye kefil değilim!..

Ben, onları sadece tanıttım.

Gönül isterdi ki;

Adil Börklüce ve Hayrettin Küçüksoy veya geri kalan “35 aday adayı” da arasın ve onlardan da söz edeyim.

Ama aramadılar!..

Söyleyin Allah aşkına;

Onlar aramayınca, onların “aday adayı” olduğunu ben nereden bilebilirim?..

Meselâ Adil Börklüce...

Onun İlim Yayma Cemiyeti ile başlayan “çizgi”sinden hiç sapmadan yürüdüğünü, 1994-97 yılları arasında “MGV Başkanlığı” yaptığını, yaşanan “ayrışma” esnasında MGV’den ayrılıp, 2004’te Kadirli’de “Memur-Sen’e kurucu başkanlık” yaptığını, “AK Parti Siyaset Akademisi”ni “birincilik”le bitirip, “sertifika”sını “Başbakan Erdoğan’ın elinden aldığını”, bütün bunların ötesinde “çevresinde sevilen-sayılan bir eğitimci” olduğunu biliyordum ama, ne yalan söyleyeyim; “aday adayı” olduğunu bilmiyordum...

Öğrendim, yazdım işte...

Yazdım ama, geri kalan “35 aday adayı” ne olacak?..

Hayır; bu “aday adayları”ndan söz etmekle, kesinlikle onları “kayırdığım” veya onlara “ayrıcalık” tanıdığım düşünülmesin!..

Ve ayrıca;

Bu aday adaylarından bahsetmekle, kesinlikle “Genel Merkez’i yönlendirmek” gibi bir düşüncem yok... Ki, Tayyip Bey de kesinlikle sevmez böyle bir şeyi... Ben, tamamen “iyi niyetle” çıktığım bu yolda, “bana ulaşanlar”ın seslerini duyurmak istedim... Hepsi bu!..

ADIYAMAN’DA İBRAHİM ÖZTÜRK

İşte, şimdi de İbrahim Öztürk’ü tanıtmak istiyorum.1965’te Besni’de doğmuş, 1990-1995 yılları arasında “MGV Başkanlığı” yapmış... O da, Adıyaman’dan aday adayı...

Bütün Adıyaman tanıyor onu.

Çünkü 2004’te AK Parti’den aday olup, “Besni Belediye Başkanı” seçildi.

2009’da yine aday oldu... Ama, diğer partiler, karşısına “blok liste” ile çıkınca, yüzde 42.8 oy almasına rağmen başkanlığı kaybetti.

Şimdi de, milletvekili aday adayı.

Teşkilâtın “temayül yoklaması”nda “Adıyaman dördüncüsü” seçilmiş.

Evli ve 4 çocuk babası.

Ne diyebilirim ki;

Allah yolunu açık etsin.

Son kararı;

Elbette Tayyip Bey verecek.

Uzun lâfın kısası;

Kim “hak” ediyor ise, kim “yürekli ve dik bir duruş” sergileyecekse, o “aday” olsun ve o yürüsün bu yolda!..

Bunu sadece Osmaniye veya Adıyaman için değil, bütün aday adayları için söylüyorum.

UŞAK’TA MUSTAFA AKGÜN

Alın işte... Önceki gün, Mustafa Akgün arayıp, “Uşak’tan aday adayı” olduğunu söyledi.

Ne yapayım şimdi;

“Diğer aday adayları” dururken, ona “ayrıcalık” mı yapmış, diğerlerine “haksızlık” mı etmiş oldum?..

Adam aramış, “Ayna” vasıtasıyla “sesini duyurmak” istemiş... Duyurmayayım mı?..

Meselâ ben, Mustafa Akgün’ü de “kitap”larından tanırım... Şu ana kadar “30 kadar kitap” yazmış, özellikle de “Yahudi’nin Tahta Kılıcı” adlı kitabıyla adından söz ettirmiş... “Tarımsal Araştırma”lardan emekli olduktan sonra “Yayın Şirketi” kurmuş...

Şimdi de “Uşak aday adayı” olmuş!.. Ne yapayım yani; “Bana mı sordun?” deyip, tersleyeyim mi adamı?..

Bir işe soyunmuş... Görevim, herkes gibi, onun da sesini duyurmak...

Lütfen dikkat;

Hiç kimseyi “lânse” etmediğim gibi, Mustafa Akgün’ü de lânse etmiyorum... Sadece, çıktığı “siyasi yolculuk”ta, kendisine “başarılar” diliyor, “hayırlı olsun” diyorum.

Öyle ya;

Son kararı Tayyip Bey verecek.

Tayyip Bey, sadece “kaliteli” ve “temiz” insanları listeye almakla kalmayacak, öyle umuyorum ki; “AK Parti’ye sızmaya” çalışan “Truva Atları” ile Malatya’da olduğu gibi “tefeci” olarak bilinen insanların da üstlerini çizecektir!..

Görüyorsunuz ya;

Sadece bana ulaşan “aday adayları”nın müsbet yönlerini değil, “AK Parti’ye sızmaya” çalışan “Kökten CHP’li”leri, “Truva Atları”nı, “tefeci” ve “kumarbaz”ları da yazıyorum.

“Bana ulaşabilen” aday adaylarından söz etmemek, onlara da bir “haksızlık” olmaz mı?..

3. BÖLGE’DE AHMET ÖKTEM

Meselâ, İstanbul Üniversitesi’nde okurken, “Erdoğan’ın tavsiyesi” ile ABD’ye gidip, orada “Diplomasi ve Uluslararası İlişkiler” alanında, yüksek lisans yapan, “yüksek onur derecesi” alan ve “ihtisas” yaptığı “finans” alanında da “yüksek onur derecesi” ile ödüllendirilen Ahmet Öktem’den söz etmeyeyim mi?..

27 Kasım 1980’de Siirt’in Kurtulan ilçesinde dünyaya gelen Ahmet Öktem, hem “genç bir beyin” hem de “genç bir aday adayı!”

O da, İstanbul 3. Bölge’den aday adayı olmuş.

Diyor ki;

“Diplomasi ve Uluslararası İlişkiler eğitimim sırasında Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliğinde staj yaparak ülkemizi Birleşmiş Milletler’in 61. Genel Kurulu’nda ve komite toplantılarında temsil etme şerefine nail oldum. Staj süresince diplomatlarımız ve sayın Büyükelçimizin sağladıkları destek ve eğitimlerle Güvenlik Konseyi, Genel Kurulu, komite çalışanları ve Medeniyetler İttifakı oturumlarında görev alarak teorik olarak üst seviyede olan eğitimimi büyük bir tecrübeyle desteklemiş oldum.

Yapmış olduğum staj süresince tanıştığım diplomatlar, büyükelçiler, devlet başkanları ve ülkemizden Birleşmiş Milletler toplantılarına katılan bakanlarımız, milletvekillerimiz ve bürokratlarımızdan edindiğim bilgi ve tavsiyeler de kendimi geliştirmem noktasında büyük katkı sağladı.”

Şimdi de, Türkiye’ye dönüp, edindiği “tecrübe”ler ışığında “siyaset” yapmak istiyor.

3. Bölge’den aday adayı...

Haa, “3. Bölge”de onlarca aday adayı varmış... Ne yapalım?.. Bu yarışı kim kazanırsa, kim hak ederse ve kim “lâyık” görülürse, o “aday” olacak.

Benim yaptığım;

Sadece onları tanıtmak.

“Bizi niye tanıtmadın?” diyecek olanlar olursa, onlara da cevabım şudur:

Arasaydınız arkadaş!.. Zahmet edip “telefonun tuşları”na bassaydınız, bana ulaşırdınız!..

Ben, “bana ulaşanları” yazdım.

Aramayanlar treni kaçırdı.

Çünkü; “liste”ler 3 gün sonra, yani 11 Nisan’da YSK’ya teslim edilecek!..

Son kararı Tayyip Bey verecek.

Benim yaptığım, sadece tanıtım...

Kesinlikle “yönlendirme” değil!..

Herkes kendi işini yapsa!

Herkes “yer”ini bilecek... Hiç kimse “had” ve “hudud”unu aşmayacak... Eskilerin dediği gibi; “herkes kendi evinin önünü süpürürse, sokak tertemiz olur!”

Herkes kendi “evinin önü”ne ve de “önündeki iş”e bakacak!.. “Siyasetçi” siyasetçiliğini, “hukukçu” hukukçuluğunu, “asker” askerliğini, “bürokrat” bürokratlığını ve “gazeteci” gazeteciliğini bilecek!..

“Kendi işi”ni yapmayıp da, “başkasının işine burnunu sokanlar”ın olduğu bir ülkede “gerilim” de olur, “kaos” da!..

“Balyoz’dan tutuklanan 163 askerin tahliye edilmemesi” üzerine, Genelkurmay bir açıklama yapıp, demiş ki;

“Bu durumu anlamakta zorlanıyoruz!”

Aslında, ben de “Genelkurmay’ı anlamakta” zorlanıyorum... Öyle ya; bu açıklama, resmen ve alenen “yargıya müdahale”dir!..

Buna “muhtıra” diyenler de var ama, biz “müdahale” demekle yetinelim...

Daha düne kadar; “Demokrasiye bağlı, hukuka saygılı” olduğunu söyleyen bir Genelkurmay, ne oldu da “yargıyı etkilemeye teşebbüs” etti, anlayamadım!..

“Gazeteciler” hakkında, “yargılamayı etkilemeye teşebbüs”ten, tam “5 bin dâvâ” açılırken, “Genelkurmay’ın ayrıcalığı” nedir ki, kimseden çıt çıkmıyor?..

Kimbilir, yargı; belki de “kendi işine” bakıyordur!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi