Taha Akyol

Taha Akyol

Sehven...

Sehven...

ÖSYM Başkanı Prof. Ali Demir, nihayet, YGS kitapçığındaki doğru cevapların “sehven sıralı olarak verildiğini” söyledi.
Kamuoyunda “şifre” denilen şey de zaten doğru cevapların “sıralı olarak verilmesi” idi.
Tabii “şifre” kelimesi amaca dönük bir tertibi ifade ediyor. Başkan ise bilinçli ve kasıtlı olarak, yani birilerini kazandırmak amacıyla tertiplenmediğini, dizilimin “sehven” gerçekleştiğini söylüyor.
Bunu ilk tespit eden matematik profesörü Ali Nesin olmuştu.
Taraf‘a yaptığı açıklamada, kamuoyunda “şifre” denilen bu dizilimin mevcut olduğunu ama bunun “beceriksizlik”ten kaynaklandığını söylemişti. Kasti bir düzenleme olduğunu sanmıyordu ama yine de etik açıdan Prof. Ali Demir istifa etmeliydi...
Evet, ortaya çıkan durum karşısında ben de Prof. Ali Demir’in istifa etmesi gerektiğine inanıyorum.

Hukuki değil, etik
“Sehven” de olsa gerçekleşen “şifre”nin birilerine ulaştırılıp bazı adayların kazandırıldığı yolunda bir emare dahi mevcut değil. Prof. Demir’in “Hiçbir adayı haksız bir şekilde diğerinin önüne geçirecek herhangi bir uygulama asla oluşmamıştır” şeklindeki sözleri, en azından savcılık soruşturması sonuçlanıncaya kadar hukuken geçerlidir. O yüzden sınavların iptali gerekmez.
Prof. Ünal Yarımağan dönemindeki KPSS sınavı “sınav sürecinde bazı usulsüzlükler meydana geldiği” gerekçesiyle iptal edilmişti; YGS için böyle bir durum yok.
Fakat ortada sorumluluğu Prof. Demir’e ait olan bir ‘sorun’ da var... Prof. Demir 4 Nisan günlü açıklamasında şöyle diyordu:
“Basına verilen kitapçığın, sınav evrakının üretildiği sistemin dışında üretildiği kesindir. Bu kitapçık başka hiçbir adaya verilmemiştir. Adaya özgü kitapçık oluşturan algoritma incelendiğinde bu tür bir şifrenin ilgili yazılım tarafından üretilmediği tespit edilmiştir. Bunu fiziksel olarak tespit etmek için de depodaki kitapçıklar rastgele incelenmiş ve benzer bir yapının hiçbir kitapçıkta olmadığı tespit edilmiştir.”
Bu izahatıyla Cumhurbaşkanı dahil birçok kimseyi “tatmin” etmişti.
Şimdi ise bu tür bir şifrenin, “sehven gerçekleştiğini” söylüyor. Bu incelemeyi baştan yapsaydı, Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak birçok kimseyi “tatmin” eden konuşmaları yapmayacaktı.
Kamu görevinde “ağır kusur”un bir yaptırımı olmalıdır. Bu, hukuken sorumlu tutulmayı gerektirecek düzeyde değilse, etik yaptırım “istifa”dır.

Harizmi şifresi
9 Nisan günlü “El Harizmi, Algoritma” başlıklı yazımda, İslam medeniyetinde bilimlerin 12. yüzyılın sonuna kadar dünyaya öncülük ettiğini, sonraki yüzyıllarda söndüğünü yazmıştım. 16. yüzyıldaki Osmanlı bilgini Taşköprülüzade, 9. asırda yaşamış olan Harizmi’nin düzeyini yakalayamamıştı.
Niçin?
Test usulü ‘şifre’li dört cevap seçeneği sunmuştum:
a) Padişahlar savaş ve ganimetten başka bir şey düşünmediler.
b) Padişahların çoğu eğlence ve kadın düşkünüydü.
c) Osmanlı’da dinci ideoloji aydınlanmaya, bilime engel oldu.
d) Hiçbiri.
Bu dört şıktan doğru cevabın şifresi (d) idi; yani “hiçbiri.”
Okurlarımdan birçok “cevap” geldi. Mukayeseli bilim tarihi üzerine eserler okumuş olanlardan öğretici, ufuk açıcı mailler aldım.
Son derece yüzeysel önyargılarla ilk üç şıktan birini veya “üçünü de” doğru bulanlar da vardı.
Yarın bu konuyu yazacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Taha Akyol Arşivi