Bazı şeylerin kazası olmaz bayım!..

Bazı şeylerin kazası olmaz bayım!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bol vaatli seçim bildirgesini tam da cuma namazı saatine denk getirmesi, kamuoyunda ve medyada geniş biçimde kritik edildi. Beyannamenin muhtevası ayrı konu, ama sunuştaki zamanlama hatası; öncelikle CHP’nin medya-haberleşme ve halkla ilişkiler konusunda yeterince dikkatli ve özenli davranamadığı, bu alanda stratejik hatalar yaptığını ortaya koyuyor...
Bu konuda, parti ileri gelenlerinin yaptığı gafları da dikkate aldığınızda, ülkenin en eski siyasi partisi olan CHP’nin; hâlâ daha bu ülkenin değerlerine, halkın inanç ve kültür hassasiyetlerine ne kadar bigane kaldığını anlıyorsunuz. Ekonomi Profesörü Hurşit Güneş, CHP’nin mali işlerden sorumlu genel başkan yardımcısıdır. Seçim beyannamesinin cuma saatinde açıklanmasına yapılan eleştirileri, “Cuma namazını kaza etsinler...” diye savuşturmaya kalkmış. Yaptığı hatayı anlayınca da, vaziyeti şöyle toparlamaya çalışmış: “Biliyorum cuma namazının kazası olmaz ama, yine de kaza etsinler...”
“ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK” diye, buna derler... Hem kazası olmaz diyor, hem de kaza edin diyor. Bu ne laubalilik! Güneş’in bu şekilde çam üstüne çam devirmesi, tam otuz yıl önce cereyan eden ibretlik bir olayı hafızamda canlandırdı... Bilmeyenler için hatırlatalım; Hurşit Bey, 1950’lerden itibaren önce Demokrat Parti, daha sonra Hürriyet Partisi ve CHP’de siyaset yapan, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulunan ünlü politikacı ve hukukçu Turan Güneş’in oğludur.
1981 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (Şimdiki Marmara Üniversitesi), yeni anayasaya hazırlık mahiyetinde uluslararası bir sempozyum düzenlemişti. Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olarak, ben de bu önemli etkinliği dikkatle izlemeye çalışıyordum. Ağırlıklı olarak İtalyan ve Fransız akademisyenlerinin katıldığı o sempozyumun belki de en renkli siması, Turan Güneş’ti. Hemen her oturumda konuşmacı ve moderatör olarak önemli katkılarda buluyordu. Üslubu ve esprileriyle gerçekten toplantılara renk katıyordu.
Bir keresinde, siyaset bilimi ve hukuk alanında iz bırakmış ve artık hayatta olmayan önemli kişilerden bahsederken şöyle bir ifade kullandı: “MÜSLÜMAN OLANLARA ALLAH RAHMET EYLESİN, MÜSLÜMAN OLMAYANLARIN DA TOPRAĞI BOL OLSUN!” Merhumun bu sözleri tercüme edildiğinde, o oturumdaki yabancı profesörlerin yüzünün rengi öyle bir değişti ki, inanınız hâlâ daha bugünkü gibi gözümün önünde... Turan Güneş dinimizdeki çok mühim bir hassasiyeti (Müslüman olmayanların ardından rahmet okunmayacağı hükmü...) o beynelmilel toplantıda da açıkça göstermişti. Hemen belirtelim ki, bu meselede din âlimleri yüzlerce, binlerce cilt kitap yazmıştır. Ancak bugünkü asıl konumuz olmadığı için, bu meselede detaya girmeyeceğiz.
Tebarüz ettirmeye çalıştığımız husus, baba ile oğul arasındaki şuur farkı... Turan Güneş’in dini meselelere olan vukufiyet ve hassasiyetine bakınız. Bir de onun oğlu Hurşit Güneş’in ortaya koyduğu sığlık ve ciddiyetsizliğe bakınız! Acaba Turan Güneş hayatta olsaydı, oğlunun bu yaptığına ne derdi?
Evet, bazı şeylerin kazası olmadığı gibi, bazı şeylerin de telafisi mümkün değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi