Ersoy Dede

Ersoy Dede

Yetim ahı alma Bahçeli

Yetim ahı alma Bahçeli

Liderler meydanlarda saydırmaya başladı.. Üstelik de çok alt perdeden de başlamadıklarını söyleyebilirim.

Merak etmeyin bugün meydanlardaki düzey tartışmasına girmeyeceğim. Zira o cephede söyleyecek sözüm çok. Kimin eşref-i mahluk olduğunu kimin esfel-i safilin’de olduğunu Allah’tan (cc) başka bilen yoktur. Elbet önümüzdeki günlerde üslup konusunda geldiğimiz son durumu eleştiren bir yazı yazacağız. Umarım çok geç kalmış olmayız. Zira her parti başkanı, söz sırası kendisine geçtiğinde eleştiri dozunu bir birim yükseltirse, 12 Haziran’ı göremeyiz biz.. Fakat her ne olursa olsun, kim ne derse desin, kavga siyasi partiler arasındadır. İktidar olan ile iktidarı isteyenin meydanlarda atışmasından daha doğal bir kampanya süreci düşünülemez.. Ancaaak MHP, oyunu kuralına göre oynamıyor. Siyasi muhatabı ya da rakibini eleştirmek isterken meseleyi bambaşka yerlere çekiyor.

Lafı dolaştırmanın anlamı yok. MHP’nin kampanya için yaptırdığı seçim şarkısını duymuşsunuzdur.. RAP.. Anti Emperyalist Devlet Bahçeli için önce RAP kısaltmasının anlamını yazalım buraya: Rythmic American Poetry.. Yani tempolu Amerikan şiiri.. Doğum yeri: New York. Ebeveynleri: R&B (Rhytme and Blues), Jazz, Funk.. İşte böyle bir seçim şarkısıyla yürütüyor kampanyasını Milliyetçi Hareket Partisi.. RAP çalınırken tabii o işin bazı ritüelleri var. Mesela Devlet Bahçeli’nin böyle bol pantolonlar giymesi, uzun zincirli kolyeler takıp, seçim otobüsünün üzerinde breakdance yapması gerek. Öyle demeyin. Profesyonel dansçılar bilirler, breakdance, aşırı derecede efor sarf edilerek yapılan bir dans türü olduğu için, söz konusu sanat dalı içinde “HAREKET”i sembolize eder. “MİLLİYETÇİLİK” kısmını zaten anlatmıştım biliyorsunuz. Tüm bunları da ancak bir “PARTİ”de yapabileceğinizi söylememe bile gerek yok. (Lütfen milliyetçi-muhafazakâr hassasiyetleri yüksek rap müzik yapan dostlarım –Sagopa başta olmak üzere- alınganlık göstermesinler.. Tüm bunlar şakadan ibarettir) Ama şimdi söyleyeceklerimde çok ciddiyim..

Kampanya için yapılmış (yaptırılmış, sipariş edilmiş, onaylanmış, beğenilmiş, kabullenilmiş, ses çıkarılmamış vs.. vs..) o şarkı. Sadece MHP’yi anlatıp diğer siyasi partileri eleştirmiyor. Siyasi iradeyle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan, derin güçlerin (özellikle Almanya’dan Türkiye’yi idare etmeye çalışan kuvvetlerin) operasyonuna maruz kalan Deniz Feneri’ne neden ve nasıl hakaret edebiliyorsunuz siz? Diyor ki MHP (ya da sahipleniyor, her ne ise) “... Milleti Sarmış Bölünme Korkusu / Bozulmuş Devletin Sağlam Dokusu / Bölücü Söylem ise ayrılık Türküsü / Her Yandan Yükseliyor Yolsuzluk Kokusu / Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana / Ekmeğini Tuza Banıp da Yiyor / El Çocukları Jeeple Gezerken / Deniz Feneri Kaçtı Gidiyor....” Bu ne şimdi Sayın Bahçeli? Eleştiri mi bu? Hükümete mi bu? Ak Partiye mi bu? Eliniz vicdanınıza gitti mi hiç? Anadolulu bir akademisyensiniz ve milliyetçi muhafazakâr hassasiyetleri yüksek seçmene yönelik politika üretiyorsunuz. Anadolu’da kaç yüz bin ailenin her namazın sonunda bir de Deniz Feneri’ne ve bağışlarıyla o derneği ayakta tutan yardımseverlere dua ettiğini biliyor musunuz? Bu son komplolar sayesinde yapılan operasyonun kısmen başarıya ulaşmasıyla yardım miktarının düştüğü ve çok sayıda aileye bağlanmış olan fakirlik maaşının bu sebeble kesildiğini biliyor musunuz peki? Peki ya, bu hayra mani olanların, yetimlerin “ah”ını aldığından haberdar mısınız? Nasıl içinde hem bölücülük, hem yolsuzluk geçen bir dörtlüğü getirip Deniz Feneri gibi, adı geçtikçe insanın heyecandan tüylerini diken diken eden bir derneğe bağlarsınız? Biraz insaf, iman, izan Allah Aşkına.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi