H.Celal Güzel

H.Celal Güzel

Tek yol: Referandum

Tek yol: Referandum

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğundan bu yana en ciddî siyasî krizlerinden birini yaşıyor. Kısa bir müddet önce yapılan genel seçimlerde oyların yarısını alan ve tek başına iktidara gelen bir siyasî parti aleyhine kapatma dâvasının açılması, Türkiye’yi şiddetli bir siyasî krize sürüklemiştir. Son iki aydan beri sebeplerini anlattığımız bu demokrasi ve hukuk dışı olayı meydana getiren unsurları tekrarlayacak değiliz. Ancak, bu olayın, siyasallaştırılmış yargının kullanılmasıyla sahnelendiğini kaydetmekle yetinelim.
Yaşadığımız kriz neticesinde, Türkiye’nin dış itibarı önemli ölçüde zedelenmiştir. Gelişmiş demokratik ülke yetkilileri, Türkiye’nin durumunu gülünç bulmakta ve hür dünyadan dışlamaya hazır vaziyette beklemektedir. Başbakan’ın çırpınmalarına karşılık içeride de devlet çarkının aksadığı ve bürokrasinin tıkandığı görülmektedir.
Ekonomi hızla krize sürüklenmekte ve ‘enflasyon tsunamisi’nden söz edilmektedir. İş hayatı felce uğramakta, piyasalardaki kriz beklentisi ekonomik faaliyetleri yavaşlatmaktadır.
Hülâsa, bir avuç oligarşik despotun paranoyası ve tahakküm hırsı yüzünden memleket bir felâketin eşiğine sürüklenmiştir.
* * *
Türkiye’yi muhtemel bir felâketten kurtarabilmek teslimiyetle mümkün olamaz. Başbakan Erdoğan’ın, gerilimi tırmandırmamak için şahsen fedakârlıkta bulunmak istemesini, insanî ve ahlâkî açılardan takdirle karşılıyoruz. Lâkin, yeni parti kurmaktan, bağımsız seçilmekten veya sivil toplum kuruluşunda mücadele etmekten önce, mevcut imkânları sonuna kadar kullanmak lâzımdır. Atalarımız, boşuna ‘Ya devlet başa, ya kuzgun leşe’ dememiştir. Yakın gelecekte, halkın önüne çıkıp oy isteyebilmek için, evvelâ iktidar olmanın gereğini yerine getirmek icap eder.
Geçen hafta yazdığımız gibi, tedbir alınmadığı takdirde, AK Parti mutlaka kapatılacaktır. Bu saatten sonra; centilmence beklemenin, Batılı ülkelerin tepkisinden medet ummanın ya da esası değiştirmeyecek nazikâne hukukî değişiklikler yapmanın faydası yoktur. Gerekli oy çoğunluğu sağlansa dahi, yapılacak Anayasa değişikliklerinin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği anlaşılmaktadır.
* * *
Bu durumda, Türkiye’yi bu siyasî krizden çıkaracak tek yol, Anayasa’nın 175. maddesinin 4. fıkrasındaki ‘referandum’ olarak ortaya çıkmaktadır.
Nitekim, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini sağlayan 5678 sayılı Kanun’un iptali hakkında açılan dâva, Anayasa Mahkemesi’nce, ‘görevsizlik’ sebebiyle ‘oybirliğiyle’ reddedilmiştir. AYM’nin, ünlü ‘367 kararı’na rağmen, görevi dışında olan iptal istemini reddetmesi, referandum konusunda bundan sonra yapılacak düzenlemeler için açık bir içtihat teşkil etmektedir.
Referanduma sunulacak metin, Anayasa’nın 68. maddesinin 4. fıkrasıyla ilgili olmadığı için, Baykal ’ın iddia ettiği gibi, bunun ‘lâikliğin oylanması’ ile hiçbir ilgisi olmayacaktır. Sadece, Anayasa’nın 69. maddesinin 6. fıkrasına, ‘terör ve şiddetle ilgili fiillerin odak hâline gelmesi’ şartı eklenecektir. Bu takdirde, girmeye çalıştığımız AB’nin ‘Venedik Komisyonu Kriterleri’ne uygun bir düzenleme yapılmış olacaktır.
Bu hususta iki noktaya dikkat edilmelidir: Birincisi, AK Parti Grubu’nun 330 oyu firesiz çıkarabilmesi; ikincisi ise süratle hareket ederek, AYM’nin kapatma kararından önce referandumun gerçekleştirilmesi.
Eğer mayıs ayında Anayasa değişikliği çıkarılabilirse, en geç ağustos ayı sonuna kadar referandum gerçekleştirilebilir.
Bu arada, AYM’nin, geçen yılki kararına rağmen referandum kanununu iptal etmesi ya da referandumdan önce AK Parti’yi kapatması ihtimalleri de bulunmaktadır. Ancak, TBMM’nin ve siyasî iktidarın, dayatmalara teslim olmadan ve daha fazla vakit kaybetmeden halka ulaşmaya çalışması lâzımdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
H.Celal Güzel Arşivi