Merve Kavakçı İslam

Merve Kavakçı İslam

Yarı hür müyüz?

Yarı hür müyüz?

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan iki uluslararası rapordan söz ediyorduk. İkincisi New York merkezli Freedom House’un hazırladığı insan hakları raporu. Türkiye basınında pek de yer verilmediğini vurgulamıştık. Seçimle yatıp seçimle kalkan bir Türkiye var şu anda ve içeride söylenenler dışarıdan gelen sesleri çoktan bastırdı. Biz yine de kulak verelim, hata payını da göz önünde bulundurarak dengeli bir kuşkuyla sonuçlarını okuyalım.
Önce şu bilgi: Freedom House ülkelerin demokratik değerlerini inceleyerek yani hukuk devleti olma, şeffaflık ve hesap sorulurluk/verilirlik değerleri, insan hakları durumunu göz önünde bulundurarak ülkeleri hür veya hür olmayan olarak skalalandırıyor. Bu ülkede yaşanan başörtüsü yasağı zulmünü 2000’li yıllarda ilk seslendiren organizasyonlardan olmuştu mesela.
Bu son hazırladıkları raporda özel olarak medyanın durumuna bakıyorlar, raporun adı Basının Özgürlüğü 2011: Küresel Medya Bağımsızlığı Araştırması. Rapor en kötü durumdaki ülkeleri sıfırla temsil ediyor, en iyi durumdaki ülke ise yüz rakamıyla temsil ediliyor.
Rapora göre 68 ülke basın açısından ‘hür’ olarak kategorize edilmiş. Bu, yüzde 35’e de tekabül ediyor. 65 ülke ‘yarı-hür’ olarak klasifiye edilmiş ki bu da yüzde 33’e karşılık geliyor. 63 ülke ise ‘hür-olmayan’ olarak sınıflandırılmış. Bu da yine yüzde 32’lere tekabül ediyor. En iyiler arasında İskandinav ülkeleri başı çekiyor, en kötüler yani en az hür olanlar arasında Kuzey Kore, Türkmenistan, Özbekistan, Libya, Eritre, Burma (Myanmar), Belarus, Küba, İran ve Ekvador sıralanıyor.
Bu son raporda 196 ülke incelemeye alınmış, buna göre Türkiye 112. olarak yarı-hür kategorisine konmuş. Daha önce yapılan aynı tür bir araştırmada Türkiye bu skalaya göre 51 puanda imiş. Şu andaki konumunda ise 54 puanla temsil ediliyor. Yani bir gerileme var. Bu gerilemeyi rapor Türk Ceza Kanunu’nun 301 ve 216 gibi fikir hürriyetini bir şekilde kısıtlayan maddelerine bağlıyor. Ayrıca anti terör kanunu çerçevesinde tartaklanan veya bastırılan gazetecilerin durumunu kalkış noktası olarak da kullanıyor. Bu bağlamda Ergenekon Terör Örgütü soruşturmaları çerçevesinde alınan tavırları da dolaysız olarak fikir hürriyetine getirilen kısıtlamalar olarak görüyor.
Bir başka deyişle ETÖ ile alakalı olarak tutuklananlardan sivil kanadı temsil edenler gazeteci ise onları sadece hükümet aleyhine yazmış olmaları sebebiyle böyle bir duruma maruz kaldıkları iddiasından hareket ediyor. Bir miktar Ergenekon taraftarlığı yani. Rapor medya patronlarının köşeye sıkıştırılmasından bile söz ediyor yani onları salt doğruluğu temsil eder kabul ediyor. Ayrıca satır aralarında ETÖ duruşmalarına da gölge düşürme, sebebini sorgulama anlamına da gelebilir bu, açıkça ifade edilmese de böyle bir çıkarıma rahatlıkla ulaşılabilir de.
Türkiye ile yakın sıraları paylaşan ‘gelişmiş’ batı ülkeleri de var. Bu da ilginç, zira biz genelde Batının yani Avrupa’nın ne kadar ‘ileri’ olduğunun vurgulanmasına alışığızdır, bu tür araştırmaların sonuçları arasında. Ama durum öyle değil yani tek bir Batı’dan söz edemiyoruz. Nasıl ki tek bir ‘Doğu’dan bahsetmek yanlıştır, mesela bütün Müslüman ülkeleri aynı ‘basket’e koymak, aynılaştırmak tehlikelidir ki -buna karşı doğudaki akademik dünyadan sık sık eleştirel sesler yükselir- aynı şey batı için de geçerlidir. Freedom House’un bu raporu buna da dikkat çekmiş oluyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Merve Kavakçı İslam Arşivi