Fatih Akkaya

Fatih Akkaya

Nasıl bir Anayasa?

Nasıl bir Anayasa?

Türkiye kritik bir süreçten geçiyor.
Siyasiler eliyle devlet adeta yeniden dizayn ediliyor.
Devlet kurumlarının başına halka yakın isimlerin getirilmesi politikası güdülerek, devletle-halk arasındaki buzların eritilmesi amaçlanıyor.
Nitekim bu yeni dizaynda “devletle halk arasındaki engellerin kaldırılıyor olduğu” görüntüsü öne çıkıyor.
“Halk devlet için vardır”dan, “devlet halk için vardır”a doğru bir zihniyet değişiminden söz ediliyor.

Bu değişimde tam bir “halk adamı” görüntüsünde olan Başbakan Erdoğan’ın imzası var.
Duruşu, yaşamı ve sorunlara bakışından yürüyüşüne kadar olan tüm göstergeler bu süreci başarılı kılıyor.
Erdoğan ve ekibinde, “şimdi sıra 9 yılda oluşturulan bu fiili durumu yasal alt yapı ile perçinlemede” düşüncesi hakim.
Bu yeni bir anayasa ile olacak.
AK Parti, 12 Haziran seçimlerini bu yüzden çok önemsiyor.
Yeniden tek başına iktidara gelerek, ülkede başlattığı değişimi kalıcı kılmak istiyor.
Türkiye’nin son 9 yılda elde ettiği düşünülen kazanımların sürekliliğinin sağlanması yeni anayasada görülüyor.
AK Parti haklı olarak bu noktaya kadar getirdiği sürecin, aksi halde sözde kalacağından, eskiye dönüşün başlayabileceğinden endişe ediyor.
Buraya kadar tamam.

Bu noktadan sonra “Tamam, yeni bir anayasa yapalım da, nasıl bir anayasa olacak bu” sorusu gündeme geliyor.
Saadet Partisi Genel Başkanı Profesör Mustafa Kamalak’ın dediği gibi, “Türkiye'yi Avrupa kapısına bağlayacak bir anayasa mı yoksa milleti özüne döndürecek bir anayasa mı? Türkiye’yi federasyona götürebilecek bir anayasa mı, yoksa bütünlüğü sağlamlaştıracak bir anayasa mı? Nasıl bir anayasa?”

***

Son anketleri göz önünde bulundurursak, yarışı açık ara önde götüren AK Parti’nin yanı sıra barajı iki parti aşıyor.
Bunlar CHP ile MHP.
Ve BDP’nin desteklediği bağımsız adayların bir kısmı Meclis’te yerlerini alacaklar.
Yeni Anayasa bu parlamenterler eliyle yapılacak.
BDP’lilerin, muhtemel iktidar partisi AK Parti’nin gündeme getireceği yeni anayasayı büyük bir iştahla bekliyor oluşu hayli dikkat çekiyor.
Önümüzdeki dönemi, dağda bayırda sürdürdükleri mücadele sürecinin “galip taraf olarak” masaya oturma noktası olarak gören BDP’lilerde, yeni anayasa ile özerlik gibi “bir takım haklar” elde edileceği beklentisi hakim.
Bu konuda -nasıl oluyorsa- bu beklentilerinden hayli eminler.
Bu, AK Parti’ye yakın liberal çevrelerce dillendirilen “yeni anayasa özerklik de olmalı” görüşüyle birlikte düşünüldüğünde, endişelere yol açmıyor değil.
CHP’de açılım üstüne açılım yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konulara bakışı da hesaba katılırsa ki, seçim beyannamesinde belediyelere özerklik vaadi var, endişeler güçlülük kazanıyor.

Geriye kalan MHP’ye baktığımızda, içler acısı bir hal görüyoruz.
Yanlış insanların yaptıkları namussuzluklar koca camia üzerinde gölge oluşturmakla birlikte, barajı aşması halinde Meclis’te yaralı bir MHP olacak.

Özetin özeti:
Yeni Anayasa tamamen AK Parti iktidarının inisiyatifiyle hazırlanacaktır.
Burada AK Parti için iki yol görünüyor.
Çevresindeki "devlet düşmanı"  ve de BDP ağızlı liberallerin sesine kulak vererek, Türkiye’yi doğrudan olmasa da zaman içinde özerkliğe götürebilecek düzenlemelere prim mi verecek?
Yoksa, din ve vicdan hürriyeti ön plana çıkan bir anayasa teklifi mi sunacak?

Malum, bugün halen 12 yaşından küçüklere Kur’an eğitimi yasak.
İmam Hatip okullarının orta kısmı kapalı.
Başörtüsü sorunu tamamen sona ermiş değil.


Türkiye’yi bir bütün olarak özüne döndürmek de mümkün, özerliği anayasa sokmak da…
Evet yeniden soralım:
“Yeni bir anayasamız olsun ama nasıl bir anayasa?”
Haftaya görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Akkaya Arşivi