Mehmet Talu

Mehmet Talu

Ramazan ayını iyi değerlendirelim

Ramazan ayını iyi değerlendirelim

Orucu bozan ve yalnız kaza gerektiren şeyler

1- Sade un, sade hamur veya pirinç yemek.

2- Bir defada çok miktarda tuz yemek.

3- Yenmesi adet edinilmeyen bir toprağı yemek.

4- Zeytin çekirdeği v.b. şeyleri yutmak.

5- Ayva gibi olmadan yenmeyen ham meyva yemek.

6- Pamuk ve kağıt gibi yenmesi adet edinilmeyen şeyi yutmak.

7- İçi henüz olmamış taze ceviz yutmak.

8- Kuru ceviz, fındık, fıstık veya bademi katı kabuğuyla yutmak.

9- Taş, demir, bakır, altın, gümüş, toprak yutmak.

10- Hukne etmek yani arkasından ilaç akıtmak, şırınga yaptırmak, fitil kullanmak, lavman yaptırmak. Çünkü sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle sona eren, sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur. Sindirim borusu ise, ağızla başlar. Ağzın gerisinde yutak bulunur. Sonra yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve anüs gelir. Sindirim ince bağırsaklarda tamamlanmaktadır. Kalın bağırsaklarda ise, sadece su, glikoz ve bazı tuzlar emilmektedir. Kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, hukne yapılması yani arkasından ilaç akıtılması, şırınga yaptırılması, fitil kullanılması, lavman yaptırılması oruç bozar. Çünkü bütün bu durumlarda orucu bozacak kadar şeyler bağırsakta kalabilir.

11- Burnuna ilaç çekmek, burun damlası kullanmak. Ancak tedavî amacıyla burna damlatılan ilaç, yaklaşık 0,06 cm3 kadar az olursa, oruç bozulmaz. Çünkü bu kadar az olan damla burun çeperleri tarafından emilmekte, çok az bir kısmı mideye ulaşmakta, belki de hiç ulaşmamaktadır. Bu da, mazmazada olduğu gibi ma'fuv kapsamında değerlendirilebilir.

12- Boğazına huni ile bir şey akıtmak.

13- Kulak zarının delik olması durumunda, kulağının içine yağ, ilaç veya su damlatmak. Çünkü bu durumda orucu bozacak kadar yağ, ilaç veya suyun mideye ulaşması mümkündür.

14- Ağzına aldığı boyalı ibrişim vb. şeyin boyasıyla rengi bozulmuş olan tükürüğünü yutmak.

15- Karnında veyahut başında bulunan bir yaraya akıtılan ilaç mideye veya dimağa yani beynin, kafanın içine ulaşmak. Bu bakımdan zamanımızda, oruçlu iken vurulacak olan iğne veya aşının orucu bozar kabul edilmesi daha ihtiyatlıdır. Çünkü iğne ile kaba etten veya damardan deva veya gıda olarak verilen ilâcın, bedenin her tarafına kan dolaşımı yoluyla yayıldığı bugün tıbben kesinlikle sübut bulmuş, yaralara konulan ilâçların beyin ve karın boşluğuna ulaşması hususundaki tereddüde artık yer kalmamıştır. Dışarıdan verilen bir ilâcın mide veya beyne ulaşmasının katiyyeti halinde, orucun bozulacağı fakîhlerce ittifakla kabul edilmiştir.

Şöyle ki: Başta olup ta beyne kadar derinleşen veya karında olup ta karın boşluğuna kadar inen yaralara tatbik edilen ilaç katı ve kuru ise orucu bozmaz. Fakat bu gibi yaralara sıvı ilaç konulursa, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye göre orucu bozar ve sadece kazayı gerektirir. İmam Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed'e göre ise orucu bozmaz. Çünkü konulan ilacın beyne veya karın boşluğuna varıp varmadığı kesinlikle bilinememektedir.

Görülüyor ki, bu mesele üzerinde İmam-ı Azam ile İmameyn arasındaki ihtilaf, yaraya konulan ilacın beden dahiline yani karın boşluğuna veya dimağa vâsıl olup olmaması noktasındadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Talu Arşivi