Fatih Akkaya

Fatih Akkaya

Şimdi kararlılık zamanı

Şimdi kararlılık zamanı

Ve Kandil’deyiz.
Sonunda Kandil’e de "açıldık".
“Sonunda” demekle yetinip, dahası noktasındaki “geç bile kaldık” yollu yorumlara prim verecek değiliz.
Halk olarak birlik ve beraberlik içinde günümüze ve önümüze bakmalı,
Kararlı bir duruş sergilemeliyiz.
Ki, siyasilerin, askerin gücüne güç katalım.
Evet, özellikle karar vericilerin yani Hükümetin desteğe ihtiyacı var.
Askerin de hayli bozuk olan morale.
Çünkü birileri sessiz sessiz pusuda bekliyor.
Bu birileri ne BDP ne DTK…
Bunlar çok daha tehlikeliler.
“Demokrat” gözüküp, sinsice bölücülük yapıyor bu zevat.
Hükümetin aslında dengeli götürmek istediği “açılım politikaları”nda, “hata” deyip, tolere ederek tahammül gösterdiğimiz malum “uç adımları”nın mimarları bunlar.

Kim mi bunlar?
Geçen hafta Yeni Akit’in Ankara Temsilcisi Yener Dönmez “Açılımcılar sussun” başlıklı yazısında deşifre etti bir kısmını:

“Hasan Cemal, Nuray Mert, Ruşen Çakır, Cengiz Çandar, Oral Çalışlar, Mehmet Ali Birand, Ece Temelkuran, Can Dündar, Mehmet Altan ve Taraf yazarlarının tümü…”

Yener Dönmez ağabeyi bu cesur yazısından ötürü tebrik ediyorum.
Köşe yazarları içinde bir çoğunun görmekle birlikte, dengeler gözeterek fısıldamaya dahi çekindiği “aydın ihaneti”ni haykırdığı için…
Bu listeye birkaç isim de ben ekleyebilirim:
Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu ile Kürşat Bumin’i örneğin…
Yine Zaman’dan İhsan Dağı ile Mümtazer Türköne’yi…
AK Parti'nin milletvekili seçtirdiği Mehmet Metiner'i, Bugün'den Gülay Göktürk ile Sabah'ın  Taraf'tan transfer ettiği Rasim Ozan Kütahyalı'yı da unutmamak gerekir.


Pek çoğu eski solcu olan ve akreditasyonu son dönemde kapan bu zevat olaya şöyle bakıyor:
“Hatanın tamamı devlette, PKK haklı."
"Öcalan herhangi bir mahkum değil. Ev hapsine alınmalı... TSK lağvedilmeli..."
Özetin özeti bu.
Zihinlerinde bu “düşünce” hüküm sürüyor.
Aslında bu “düşünce”den öte bir şey:
“Devlete”, “ordu”ya karşı kin ve nefretle dolular.
Diğer taraftan hayli şefkatli yaklaştıkları teröristbaşına, PKK’ya, BDP’ye, DTK’ya bin yılın başında bir yönelttikleri eleştirileri de göstermelik.
Hükümeti “açılım” konusunda böyle işlediler.
Şimdi bu sözde demokrat-liberal ve Kürtçü takımı pusuda bekliyor.
Kandil harekatına yüksek perdeden karşı çıkacaklar çıkmasına da…
Açık kolluyorlar.

Bu noktada halka olduğu gibi muhalefet partilerine de byükü görevler düşüyor.
Hükümete, orduya destek olmalılar.
Siyasi çıkarı bir kenara bırakıp..
Kandil harekatında kararlılığa teşvik edici bir tavır ortaya koymalılar.
Bu kararlılığı sekteye uğratacak çıkışlar “pusuda bekleyenler”i anında harekete geçirecektir.
Hükümet de bunlara primi tamamen keserek, bugünkü duruşunu muhafaza etmelidir.
Böylelikle Kandil harekatı bir kararlılığa dönüşmelidir.
“Terör örgütünü tamamen bitirme” kararlılığına.
Bu kararlılık oluşmadıktan sonra, sonuç alma bakımından bugünkü sınır ötesi harekatlar da öncekilerden farksız olmayacaktır.
Kuzey Irak'a Türkiye ilk defa harekat düzenlemiyor.
Önemli olan bu kararlılığın oluşması.

Bu kararlılığın kuşkusuz iki ayağı olacaktır.
Dışarıdakilerin etkisiz hale getirilmesi ve içeridekilerin etkisiz hale getirilmesi.
Dışarıdakiler için hava operasyonu tamam…
Bu ciddi bir kara harekatı ile desteklenmeli.
Ve en önemlisi, “fedailer” gönderilmeli bölgeye.
Hava ve kara operasyonlarının örgütte oluşturacağı korku ve telaştan faydalanıp, yakından nokta atışı yapmaları için.

İçeridekilere gelince.
Öncelikle İmralı ile tüm temas kesilmelidir.
Öcalan yargılanmış ve mahkum olmuştur.
Özel muamele bir yere kadar olmalıdır.
Hele her konuda “basın toplantısı”na varan “görüş bildirme” kanalı acilen kapatılmalıdır.
Diğerleri için ise…
Kanunlar açık ve artık “statüko” ile anılamayacak, daha bağımsız bir yargı erkimiz var.
Onlar gereğini yapacaktır.
“Şeriatın kestiği parmak acımaz.”
Haftaya görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

[email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Akkaya Arşivi