Kimi saklarsın, kimi gönderirsin?

Kimi saklarsın, kimi gönderirsin?

Asker sorunu... Kürt sorunu... Kemal Bey sorunu... Siyasi olaylarla uğraşmaktan diğer konulara yer kalmadı. Halbuki hayat tüm çeşitliliği ile akıp gidiyor.
Geçen gün "güncel edebiyat" dergisi Sabit Fikir'in ağustos sayısını karıştırıyordum... "Kitapları elde tutulmayan yazarlar" başlıklı bir yazı gördüm.
Yoksullar, dar gelirliler yararlansın diye artık kullanılmayan kıyafetler, mobilyalar filan elden çıkarılır ya... Londra'da bu tür eşyalar arasında en çok hangi yazarların kitapları yer alıyor diye araştırmışlar... Türkiye'de de iyi tanınan Dan Brown'ın kitaplarının ilk sırada olduğu ortaya çıkmış. Yazarın "Da Vinci Şifresi", "Melekler ve Şeytanlar", "Dijital Kale" gibi kitapları, iki yıldır "en çok bağışlananlar" sıralamasında birinci geliyormuş.
Bu bilgiyi görünce aklıma kendi tecrübelerim geldi. Evde yer kalmadığı için bazı kitapları elden çıkarıyorum.
Gazetede bu konuyla ilgilenen arkadaşlar var. Kitapları kolilere yerleştiriyoruz.
Onlar da ihtiyacı olan Anadolu okullarına gönderiyor.
Hayırlı bir girişim olsa da, benim için çok zor veda edilecek kitapları seçmek:
Okurken saatlerimi harcadığım... Üzerine düşündüğüm... Bazı satırların altını çizdiğim... Üzerine arkadaşlarla sohbetler ettiğim, bazen yazılar yazdığım kitaplardan ayrılmak hiç kolay değil...
Dan Brown'unkiler hariç! Hatırlıyorum:
Elden çıkaracağım kitapları seçmek üzere raflar arasından gezinirken... Dan Brown'un koca bir boşluktan ibaret olan kâğıttan tuğlalarını gözümü kırpmadan valize atıvermiştim.
Daha satın alırken tahmin ediyordum...
Hatta tahmin bile değil, emindim birer hiç olduklarından. Ama işte insan yine de merak ediyor. Birileri üzerine yazıyor, arkadaşlar muhabbetini yapıyor, filan...
"Popüler" kitapların böyle bir özelliği var: Sattıkça satıyorlar... Birkaç yıl sonra da ıskartaya çıkarılıyorlar.
Burada kişisel kriter herhalde tekrar okuma isteğidir: Hangi yazarları, hangi kitapları tekrar okumak istersiniz?
İşte o kitapları elden çıkarmak zordur, hatta özel şartlar haricinde mümkün değildir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halit Karay, Vladimir Nabokov, Italo Calvino favori yazarlarımdan birkaçı:
Onların kitaplarından kâh bir sayfa, kâh bir bölüm okudum mu; keyfim yerine gelir. (Tabii ayrıca şair ve denemeciler var...)
Sadece ben değil, Londralılar da aynı işe yaramazlık duygusunu taşıyormuş ki Dan Brown'un kitapların kolayca elden çıkarmışlar.
Siz kimleri tercih ederdiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi