Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Adalet için darbe yapılmaz

Adalet için darbe yapılmaz

Adalet için darbe yapılmaz ayrıca darbenin adaleti olmaz.
Darbeci zihniyet ve darbeciler; bütün dünyadaki namuslu bilim adamlarının tarif ettiği gibi “insani sıfatları taşımayan canlılar” olarak bilinir.
Dünyanın neresinde olursa olsun, tüm darbecilere bakıldığında şu üç unsur ön plana çıkar. “Hükmetme, dolayısıyla imtiyazlı yaşama arzuları, mideleri ve cüzdanları.”
Bundan 50 yıl önce eylül ayı içerisinde üç devlet adamımız idam edildi.
İdam edilenler milletin bağrında yaşıyor. Peki, darbeyi yapanlar, yaptıranlar ve idam edenler milletin neresinde yaşıyor?
¥
Vatana millete hizmet etmelerinin karşılığı idam edilen bu üç şerefli, haysiyetli, namuslu devlet adamlarından haliyle en çok Menderes’ten söz edildi.
Rahmetli Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’dan çok söz edilmedi. Menderes üzerine epeyce kitap yazılırken, Zorlu ve Polatkan hakkında fazlaca bir yayın çıkmadı.
Eften, püften, çerden, çöpten, milletin dimağından, kültüründen, sosyal hayatından uzak filmler yapan sinemacılar ve onları destekleyen sponsorlar, neden üçünün anlatıldığı veya tek tek anlatıldığı sinema filmi yapmaz ve yaptırmazlar mesela?
Menderes, Zorlu, Polatkan ve diğer Yassıada mahkûmları milletimizin yüz akıdır ve bugün geldiğimiz noktaya, onların bıraktığı mirasla gelinmiştir.
Yassıada’da yaşananlardan değil birkaç film, en az yüz filmlik malzeme çıkar. Reyting amaçlı yapılan tarihi dizilerle Yassıada ya da Türkiye’nin karanlık tarihi anlatılmaz.
Sadece Yassıada’nın vahşi adamı Tarık Güryay’ın bu masum Müslümanlara yaptığı muameleler, Vietnam, Hiroşima ve Halepçe’den berbattır.
¥
Rahmetli Fatin Rüştü Zorlu’nun idam ediliş anındaki ruh halinden birkaç satır aktaralım.
İdam gömleği üzerine giydirildikten sonra kendisine dini telkinde bulunan görevlilerin Arapça telaffuzlarındaki yanlışları düzeltir.
Sehpaya çıkarken, kollarının arkadan değil de önden bağlanmasını ister. Çünkü ellerini arkadan bağlayan ip canını yakmıştır. Bu isteğinin kanunen mümkün olmadığı söylenir.
Kendi sandalyesine kendisi vuracaktır, sehpaya dedesi Gaziosman Paşa’nın adına yazılan marşla çıkar.
Boynuna ipini geçirecek celladın elinin ayağının titrediğini görünce onu teskin için;
“Oğlum ne titreyip duruyorsun? İlmik senin değil, benim boynuma geçecek. Allah memleketimizi ve milletimizi korusun. Allah’a ısmarladık” diyerek ayaklarının altındaki sandalyesine tekmeyi vurur.
¥
Bir de Menderes’in son sözlerine bakalım.
“Sizin ve diğer zavallıların iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyoruz. Başımı onlara götürdüğünüzde deyiniz ki:
Hürriyet uğruna ortaya koyduğu başını on yedi sene evvel alamadığınız için müteşekkirdir.
İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme bu kadar metanetle gittiğimi silâhların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz?...”
Hasan Polatkan’ın ölmeden önce söylediği söz de etkileyicidir:
“Karıma, anneme, kardeşlerime ve çocuklarıma söyleyin, ben suçsuzum. Allah’a ve vicdanıma güveniyorum.”


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi