Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

CeBIT başlıyor

CeBIT başlıyor

CeBIT Eurasia Bilişm Fuarı, TÜYAB’da bugün başlıyor..
Birileri cep telefonlarına bakmak için, birileri de yeni tabletleri görmek için gelecek ama, bilişim dünyasında bana kalırsa çok daha köklü değişiklikler oluyor.
Bilişim ve GENOM insanlık tarihini geçmişe ve geleceğe dönük bir şekilde en azından algı düzeyinde yeniden şekillendirecek.. Biri biyolojik varlığımızı, ötekisi ise algılarımızı, düşünce dünyamızı, kimliğimizi radikal bir şekilde dönüştürüyor..
Keşke bu fuarda bizim ARGELA’nın AVATAR’ını, IBM’in WATSON’unu tartışsaydık.. Keşke ANDROİD kuşağı ile Microsoft’un MİDORİ kuşağını konuşsaydık.. UBUNTU ile PARDUS’ü karşılaştırsaydık.. Bilişime tüketici ya da bir pazar/piyasa olayı olarak değil de, geleceğin dünyasını inşada nasıl yararlanabileceğimiz, sektörün sunduğu ürünlerin sunduğu fırsatları ve olumsuz etkilerini konuşabilseydik.. Mesela, neden hâlâ bir “National database”imiz (Ulusal Bilgi Bankamız) yok? Neden bilgi ajanslarımız oluşmadı? Neden hâlâ media her hafta 50.000 tiraj kaybederken kendini yeniden yapılandırmıyor, neden hâlâ entelektüel mülkiyet hakları kooperatifimiz yok, neden hâlâ sanal piyasalar tam olarak oluşturulamadı, neden hâlâ bilgi güvenliği ile ilgili sorunlar yaşıyoruz? Neden hâlâ Türkiye bilgi çöplüğü, HW çöplüğü, SW çöplüğü olmaya devam ediyor? Bazı konular devletle ilgili kuşkusuz. Ama bu konu sadece devletin sorumluluğunda da değil. Her şeyi devletten beklemenin de bir anlamı yok..
Yeni bir dünya kuruluyor.. Yeni süreçte her şey değişecek.. Din algısı bile..
Bir yandan sosyal media yeni özgürlük kapıları arıyor, öte yandan aile parçalanıyor, tam bir atomizasyon süreci yaşanıyor. Bilgi kirlenmesi agnostisizme sebeb oluyor..
Ben fuarda daha çok SAMPAŞ’ın çözüm ortakları bölümünde POİ MEDİA standında olacağım..
Bilişimde çok hızlı, baş döndürücü bir gelişme sözkonusu. Onun için geç kalmayalım ama bu işleri aceleye de getirmeyelim. Konunun “efradına cami, ağyarına mani” bir halde ele alınması gerek.
Bu işlerde senkronizasyon çok önemli. Oryantasyon da öyle ve tabii optimizasyon da.. Yoksa “eli ayağı boş değil, tuttuğu iş değil” döner dururuz. Her şey vardır, ama hiçbir şey yolunda değildir aslında..
Bilişim sektörünün bizim için bir gider kapısı, tasarruf kapısı değil, aynı zamanda gelir ve istihdam kapısı haline gelmesi gerek. En düşük yatırım maliyetiyle en yüksek katma değer bu sektörde.. Ama bizim ulusal çapta bir iş platformumuz yok..
Bu teknoloji bize hız ve etkinlik, kalite kazandıracaktır ve bütün sektörler için hem ARGE, hem pazar anlamında inanılmaz bir katma değer fırsatı sunacaktır..
Ne yazık ki, bizim iş adamlarımız çok da bunun farkında değil. Hatta, yeni durumun kendilerinin aleyhine olduğunu düşünüyorlar. Teknoloji kullanma özürlü patronlar, yeni sistemi yönetememekten korkuyorlar.. Aldıkları bilgi işlemciler ise, 10 sene önce mezun olan kişiler ve eğer bu kişiler yeniliklerden habersizse, gelişmeleri izleyen her hangi bir yüksek okul talebesi kadar bile bu işlerden habersiz olabilirler.. Onlara şöyle demek istiyorum: Gelecek dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni hayaller kurma zamanıdır.
Eğitimden pazarlamaya, e-devletten e-demokrasiye, savunmadan istihbarata her alanda bu teknoloji belirleyici bir role sahip.
Aslında Türkiye bu konuda önemli adımlar attı. TÜRKSAT da bu konuda temel yatırımları yaptı. Ulaştırma Bakanlığı da bu konuda yeni yeni adımlar atıyor. Ama bu konuda kamu, özel, 3. sektör ve Üniversiteler olarak, media olarak bir master plan çerçevesinde topyekun bir seferberliğe ihtiyaç var.. KOSGEB’den TÜBİTAK’a kadar teknoloji teşvikleri konusunda Türkiye’nin ihtiyaçlarını tesbit edip açıklarımızı kapatmamız gerekiyor.. Eğer özgür projeler geliştirip bunları başarı ile uygulamak istiyorsak, Cyber güvenlik/ Siber savunma konusu ve kriptoloji ile birlikte bilgi güvenliği hayati bir öneme sahip..
Keşke YÖK de devreye girip, bilişim, iletişim, elektronik, elektro mekanik, bilgisayar mühendisliklerinin olduğu üniversiteleri, belli sektörlerde uzmanlaşmaya yöneltse ve bunlar o alanda derinlemesine araştırmalar yapsalar, uzmanlaşsalar.. Yoksa sadece pazara pazarlamacı ya da montaj, bakım-tamir servislerine eleman ve kullanıcı operatörler yetiştiririz.. Ya da destek elemanı yetiştiririz. Birtakım sivri zekalı beyinler ise büyük şirketler tarafından ithal edilir.. Öyle tek başına bilgisayar mühendisi olmak artık çok fazla bir şey ifade etmiyor..
Mesela GIS/CBS sektörde özel bir yere sahip.. Artık kentlerin sanal simülasyonları çıkartılıyor. Her yer gözaltında. Bunun için dünyadaki yeni yazılım ve teknolojileri izleyeceğimiz bir referans kütüphanesine ve laboratuvara ihtiyacımız var. Hem dünyadaki gelişmeleri görmek, hem de ürettiğimiz kartları ve yazılımları diğer kart ve yazılımları eş zamanlı olarak test etmek için dev laboratuvarlara ihtiyacımız var..
Dilerim, gelecek yıllarda bu fuar vesilesi ile eş zamanlı İstanbul’da, kamu, odalar, üniversiteler, firmalar forumlar düzenlerler.
Gelişmeler, doğru yönde ve ileri doğru, ama hâlâ işin başındayız. Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi