‘Avrupa demokrasiye yatırım yapsın’

‘Avrupa demokrasiye yatırım yapsın’

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın temaslarını takip etmek üzere Brüksel’deyiz. Doğrusu ilk gün hayli hareketli geçti. Bakan Egemen Bağış’ın, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında yaptığı konuşmayla başlayalım öncelikle. Bağış, konuşmasına iyi hazırlanmış ve doğrusunu söylemek gerekirse meramını olabildiğince açık ve sözü dolaştırmadan anlattı muhataplarına.

KCK operasyonuyla ilgili tartışmaların ilerleme raporlarına yansımasını değerlendirirken, PKK’nın neredeyse tüm Avrupa’yı kuşatan bir narko-terör örgütü olduğuna dikkat çekti. Dolayısıyla PKK ve etrafındaki yapıların, sade-ce Türkiye’yi değil, Avrupa’yı ve özellikle de uyuşturucu üzerinden gençleri teh-dit eden boyutunu dile getirdi.

Egemen Bağış’ın, Avrupa’nın yeni bir Rönesans’a ihtiyaç duyduğu ve kendilerinin bu yönde kendilerine katkı sağlayabileceği vurgusu, herhalde son dönemde AB ile Türkiye arasındaki ilişkinin ‘yeni rengi’nin de ifadesi.

Nitekim parlamentodaki konuşmadan sonra yaptığımız sohbette, artık fasılların açılıp açılmamasıyla ilgilenmediklerini ve ‘Türkiye’nin demokratikleşme hedefi için yürüdüklerini’ belirtti. ‘Bundan 10 yıl önce bize demokrasi dersi verenlere, şimdi biz demokrasi dersi veriyoruz’ diye de ekledi.

Kendisinin Europolitics’in son sayısında yayınlanan makalesinin başlığı da hayli anlamlı. Krizden çıkmak için çırpınan Avrupa’ya ‘Demokrasiye yatırım yapın’ başlığıyla sesleniyor Egemen Bağış.

AB konusunda kuşkusuz en önemli başlıklardan birisi Kıbrıs’ın dönem başkanlığı. ‘İpler kopacak mı’ sorusuna cevabı şöyle Bağış’ın:
‘Hayır, buraya yine geleceğiz. KPK toplantılarına katılacağız. Ama dönem başkanı ile aynı masaya oturmayacağız.’

Bunun tercümesi, Türkiye’nin Rum tarafını yok sayma politikasının devam edeceği. Rum tarafı dönem başkanlığında nasıl bir politika izleyecek onu da hep birlikte göreceğiz. Ancak 2013’teki yeni dönem başkanına kadar sürecin hayli gergin olacağı çok açık.

***

Biliyorum, dün gün boyunca Hollandalı bir parlamenterin sözüm ona muhalefet etmek ve Türkiye’de basın özgürlüğü olmadığını göstermek için yaptığı ‘karikatür’ protestosunu ve Egemen Bağış’ın ona verdiği cevabı tartıştı Türkiye.

Adından bile söz etmeye gerek duymadığım bir parlamenterin, bizzat kendisi ‘karikatür’ olan bu girişimine, sadece Türkiye tarafından değil, KPK Eşbaşkanı Helene Flautre’dan da sert tepki geldi.

Egemen Bağış’ın tepkisini aşırı bulanlar olabilir. Lakin işi gücü provokasyon olan bu adama söylenecek söz bulmak da kolay değil. Ama Bakan Bağış’ın şu sözlerini aktarmazsam haksızlık etmiş olurum:

‘Kıta Avrupası’nda hala ırkçılıkla yaşayanlar var. Onlara gerçekten acıyorum. Onları Mevlana’nın ‘Gel, ne olursan ol yine gel’ anlayışıyla, Yunus Emre’nin ‘Yaratılanı yaratandan ötürü severiz anlayışıyla” tedavi etmeye hazır olduğumuzu burada vurgulamak istiyorum.’

***

Bir küçük not daha. Brüksel’deki bu zeminler, iktidar ya da muhalefetin değil, Türkiye’nin geleceği için önem taşıyor. O nedenle Türkiye’nin elini güçlendirmek için daha ortak bir dil kullanmanın yollarını aramak lazım. Açıkçası Egemen Bağış’ın konuşmasına böyle bir katkı/destek gelmedi.

Brüksel’den ve AB gündeminden aktaracaklarım bitmedi. Ancak bugünkü yazıyı şöyle bitirmek istiyorum. Gerçekten Avrupa başkentlerinde inanılmaz bir kasvet var. Beyrut’ta, Şam’da, Halep’te, Erbil’de gezmeye ve oralardaki inanılmaz hareketliliğe alışan birisi olarak, ne kadar sıkıldığımı anlatamam.

Bunun üzerinden Avrupa’nın çöküşü hikayelerine bir yenisi eklemek niyetinde değilim. Lakin benim tercihim böyle. Brüksel’de değil, Halep’te olmayı özlüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi