Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Para, sağlık ve mutluluk

Para, sağlık ve mutluluk

Yeni yıla girerken terazinin kefesini dünya ile doldurmak isteyenlerin; televizyonlarda, radyolarda ve gazetelerde ortak bir isteği vardı.

Para, sağlık ve mutluluk.

Oysa üçü de çok pahalıdır bunların. Emek harcamadan, bedel ödemeden, terlemeden hiçbirisi elde edilemez.

Pek bedavacı bir toplumuz. “Paramız olsun, sağlımız yerinde olsun, mutluluğumuz olsun” istiyoruz. Pekala olsun. Sonra! Sonrası yok, olsun işte.

Bedava para, bedava sağlık ve bedava mutluluk; “Bedava sirke baldan tatlıdır menfaatperestliği,” gibi bir şey olmuyor mu?

Aman ha, yaman ha, bunları söylerken kimseyi suçluyor değilim. Sadece ne kadar zihinsel dumura uğradığımızı hatırlatmak istiyorum.

Birbirimize tebessüm etmeyi bile çok gördüğümüz bir çağda; emeksiz para, sağlık ve mutluluk nasıl elde edilecek?

¥

Para her şeyi halletseydi; varlıklı insanlar, fakirin de zenginin de sarındığı kefenle gömülmez, bedenleri toprağa verilip, börtüye böceğe yem edilmezdi.

Sağlık her şeyi halletseydi; ağlamayı, gülmeyi, hüzünlenmeyi, düşmeyi, kalkmayı, hastalanmayı ve iyileşmeyi bilmezdik.

Oysa insan olan insan; ağlar, güler, eğlenir, hüzünlenir, kaybeder, kazanır, düşer, kalkar, hastalanır, iyileşir, velhasıl kendisine tahsis edilen her nefesin bir vazifesi vardır.

Mutluluk her şeyi halletseydi; bu sefer de insanlar can sıkıntısından patlar, duygusuzlaşır ve bencilleşirdi.

Yani her üçünün bir arada ölçülü ve dengeli bir biçimde bulunması, insan fıtratına terstir. Dünyanın da insanların dengesi bozulur.

Bir de “para, sağlık ve mutluluk” niye yeni yıldan beklenilir? Üstelik niye yeni yıl denilir onu da anlamış değilim.

Her yeni yıl dediğimizde; dünyamız, insanlar ve diğer canlılar, bir yıl daha ihtiyarlamış olmuyorlar mı? Neden yeni bir yıl peki?

Geçelim bunları da esas meseleye gelelim. Para, sağlık ve mutluluk istemek için yüzümüz olmalı değil mi?

Bu soruya “evet” diyenler için başta ben de olmak üzere aşağıdaki satırlarda kendimizi bir testten geçirelim isterseniz.

¥

-Allah’ı tanıdığımızı iddia ediyor, fakat O’na olan borcumuzu ödüyor muyuz? Bu borcu fakir ve muhtaçlara ihsanda bulunarak veriyor muyuz?

-Kur’ân-ı Kerim’i okuyoruz, fakat hüküm ve kurallarından ne kadar haberdarız?

-Şeytanın insan düşmanı olduğunu bildiğimiz halde kaçımız; yalan, iftira ve dedikodudan uzak kalabiliyoruz?

-Kendimizi ümmet-i Muhammed’den sayıyor da neden sünnetleri es geçiyoruz?

-Hepimiz Cennete girmek istiyoruz ama gerekli amelleri işleyebiliyor muyuz?

-Cehenneme gitmek istemiyoruz fakat işlediğimiz günahlarla neden yarış halindeyiz?

-Ölümün hak olduğunu bildiğimiz halde ne kadar hazırlıklıyız? Aynı sonun bizim başımıza geleceğini bile bile hiç ibret almadan yakınlarımızı nasıl toprağa veriyoruz?

-Çevremizdekilerin kusurlarını görüyor fakat kendi kusurlarımızı neden görmüyoruz?

-Allah’tan gelen bütün nimetlere şükrediyor muyuz? Bu nimetlerin ne kadarını muhtaçlarla paylaşıyoruz? Vesselam...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi