Meclis bir ırkçıyı neden çağırdı?

Meclis bir ırkçıyı neden çağırdı?

Meclis'te kurulan yeni bir komisyon var. Adı da içinde bulunduğumuz "yüzleşme" sürecine uygun: İnsan Hakları İnceleme Komisyonu...
Kamuoyuna daha çok 90'larda yaşanan insan hakları ihlalleri ve faili meçhul cinayetler alanında yaptığı çalışmayla yansıdı.
Özellikle insan hakları ihlalleri konusunda mağdurları veya işin uzmanları davet ediliyor ve Türkiye'nin yaşadığı karanlık ve kirli geçmişe ilişkin tanıklıklar dinleniyor.
Anlamlı bir çaba...
Bir anlamda dünyada örnekleri görülen "Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu"na giden yolun açılmasına katkı sunabilecek bir ilk adım. Konuşulanlara ve yaşadıklarını anlatanlara bakılınca da, oraya gideceğine şüphe yok.
Ancak geçtiğimiz hafta komisyonun adıyla da çelişen bir durum yaşandı.
Ankara Üniversitesi'nde hukuk dersleri veren ve o bölümün başkanlığını yapan Prof. Dr. Anıl Çeçen komisyona çağrıldı.
İlk bakışta "hukuk" dersi veren bir hocanın çağrılması garip karşılanmayabilir... Ama o hukuk hocası ırkçı fikirleriyle bilinen Ulusalcı- Kemalist Anıl Çeçen ise biraz düşünmek gerekmez miydi?
Gerekirdi çünkü adı İnsan Hakları olan bir komisyona önerebildiği tek şey ırkçılık:
"İnsan Hakları Sözleşmesi geçerliliğini yitirdi. Savaş hukuku uygulansın. Göstericilere füze atılsın. Türklere doğum kontrolü yapılıyor, ama yoksul Kürtlerin on çocuğu var. Ben araştırdım Dünya Bankası bunlara para ödüyor. Ortada bir plan var."
İki şey akıl almaz geliyor bana...
Bu sözlerin sahibi bu ülkede nasıl "hukuk öğrencisi" yetiştirir?
Tıpkı Mahmut Esat Bozkurt'un yetiştirdikleri gibi mi? O zihniyetin bu ülkeyi "tek tip"cehennemineçevirmesinin bedelini bu toplum canıyla, kanıyla ödedi, halen de ödüyor.
Peki, bu sözlerin sahibinin benzer fikirleri bilindiği halde insan hakları arayışı içinde olan bir Meclis onu nasıl çağırır?
Bu konuda önce şunu söylemem gerekiyor. Anıl Çeçen ismini komisyona MHP üyeleri çağırmış... MHP'nin iki üyesi var: Mustafa Erdem ve Atilla Kaya...
Komisyonun diğer üyeleri arasında adı insan hakları mücadelesiyle özdeşleşen isimler de var: AK Parti'den kendisi de üniversiteden gelen Naci Bostancı, Gülşen Orhon, Erdal Kalkan, CHP'den Sezgin Tanrıkulu, Dersim çıkışıyla tanınan Hüseyin Aygün...
Olayı öğrenmek için komisyonun başkan vekili Naci Bostancı'yı aradım. "Mayınlı bir arazide" çalışma yaptıklarını söyleyen Bostancı şöyle diyor:
"Bir öneri gelince biz de dinledik. Biraz farklı yansıdı ama biz her kesimin görüşünü alıyoruz. Görüşlerine katılmamız gerekmiyor."
İşin belki de en ilginç yanı böylesi ırkçı fikirleri bilinen Anıl Çeçen'in İnsan Hakları Komisyonu'na çağrılmasıydı... Düşünsenize Meclis bir komisyon kuruyor ve diyor ki "bu ülkede görmezden gelinen insan hakları ihlallerini ele alıp ortaya koyayım ki insanlar birbirini anlasın..."
İyi bir amaç...
Peki, Anıl Çeçen bu insanı dehşete düşüren fikirleriyle ne kattı bu amaca? Soruyu Naci Bostancı'ya sordum:
"Onun gibi düşünen başkaları da olabilir. Bilemiyoruz ama sonuçta Türkiye'de kimler ne düşünüyor bu konuya ilişkin hepsini masanın üzerine koymak gibi bir işlevi yaparken, onu da bir yere koyacağız. Ama komisyondaki arkadaşların mesafeli durduklarını söyleyebiliriz."
Yazıyı, konuyu ilk kez Taraf gazetesinde gündeme taşıyan Orhan Miroğlu'nun şu sorularıyla bitirelim:
"Hopa meydan savaşları başlatan üniversiteliler, hocalarının bu ırkçı fikirlerine karşı ne düşünüyorlar?
Peki ya YÖK, YÖK niye susuyor?"

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi