26 Nisan 2018 Perşembe11 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:26Güneş 06:02Öğle 13:08İkindi 16:55Akşam 20:02Yatsı 21:31
    • 29°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 107.352 -0.05
  • Altın: 172,835 -0.48
  • Dolar: 4,0612 -1.02
  • Euro: 4,9557 -0.88

İsrail nasıl durdurulur?-2

Faruk Köse

Geçen yazıda (18.01.2012 tarihli) “Siyonist Yahudi kafası”nın dünyanın ve Türkiye’nin başına bela olduğunu, küresel ve bölgesel gelişmelerin, özellikle iletişim araçlarında, ekonomide ve savunma sanayiinde Yahudi sermayesine muhtaç olan Türkiye’yi İsrail’in insafına teslim etme yönünde ilerlediğini ifade etmiş; yazıyı, “Türkiye İsrail’i durdurmak için ne yapmalı?” sualiyle bitirmiştim.
Şimdi bu suale cevap vermeden önce, “Türkiye açısından İsrail niçin durdurulmalıdır?”a dair birkaç kelam etmek istiyorum.
İsrail derhal durdurulmalıdır; çünkü Türkiye’yi politik, askeri, ekonomik, enformatik, istihbari, kültürel, tedrisi vb. açılardan tam anlamıyla abluka altına almıştır. Bu öyle bir abluka ki, çember sürekli daralmakta, ülke insanının geleceği için onarılması çok zor biçimde hasar alacağı vasıflar tayin edilmektedir. Ülkenin geleceğine ipotek konulmakta, küresel efendilere hizmet için roller biçilmekte; İslam coğrafyası Türkiye eliyle kontrol, denetim ve zapturapt altına alınmak istenmektedir. Bu arada tedavisi imkânsız derin yaralar açılmakta, çözümü mümkün olmayan kompleks problemler oluşturulmakta; dini değerler, kavram yozlaştırması yoluyla dejenere edilmektedir. Bu cümleleri bildik gerçeklerle, ya da bilenlerin yapabileceği yorumlarla dilediğiniz kadar şerh edebilir ve meselenin ciddiyetinin ve mahiyetinin hangi vahim boyutlarda olduğunu görebilirsiniz.
Şimdi gelelim İsrail’in nasıl durdurabilineceğine...
Gerçi, özellikle “bizim Müslümanlar”ın, “İsrail nasıl durdurulur”u hiç düşünmediği, buna ilişkin olarak, ya da başka herhangi bir hususta geleceğe dair bir strateji, plân ve program sahibi olmadıkları dikkate alınırsa, verilecek cevaplar afaki gibi algılanacaktır; ancak yine de konuya dair düşüncelerimi sıralamak istiyor, “artık ciddi konulara kafa yormamız gerektiği”ni ifade sadedinde bu önemlidir diye düşünüyorum.
Bunun için Türkiye’nin, birbirine paralel iki koldan bir dizi icraata hayatiyet kazandırması lazım. Burada en önemli ve öncelikli husus, bu iki kolun eşzamanlı ve paralel olarak yürütülmesidir.
Bu paralel kollardan birinde, şu adımları atarsa İsrail’i durdurması mümkün olabilir:
1- İlk olarak rejim-halk uyuşmazlığını gidermek için devleti yeniden yapılandırarak taban teşkil eden toplumuyla barışık bir siyasi, sosyal, hukuki ve iktisadi sistem kurmak suretiyle; “toplumun asli kimlik ve kişilik değerleri”ni asli haliyle başat unsur, belirleyici öğe haline getirerek...
2- İvedilikle, mümkün olan en yüksek seviyede gerçekleştirilebilecek entegrasyonla “Türk Devletleri Birliği”ni kurarak...
3- İslam Birliği’nin kurulmasını ana gaye edinmek suretiyle, bu amaca yönelik olarak, “TBMM’nin mana ve mefhumunda mündemiç bulunan” Hilafet Makamı’nın yeniden ve etkin biçimde kurulmasına önayak olarak...
4- Türkiye Cumhuriyeti’nin “kuruluş felsefesi”ni ve kurucu ideolojiyi toptan ve “toplumsal rıza ve onay”a uygun biçimde değiştirerek...
5- “Üretici aklın önündeki engeller”i, onlar her ne ise ve ne pahasına olursa olsun, kaldırarak...
6- Meşruiyeti uluslararası angajmanlarda aramayıp, “toplumsal köklere bağlılık”ta bularak...
Türkiye, ikinci paralel kolda, şu adımları da ciddiyetle takip ederse İsrail’i durdurabilir:
1- “Siyonist Yahudi sermayesi”nin Türkiye’deki faaliyetlerine ve “ürün arzı”na, gittikçe daraltacak şekilde kısıtlama getirerek, bu kısıtlamanın gevşetilmesini veya daha da sıkılaştırılmasını İsrail’in tutumlarına ve politikalarına endeksleyerek...
2- Öncelikle ülkemizdeki “Yahudi lobisi”nin etkinliğini kırmakla başlayıp; ardından küresel Yahudi lobisinin Türkiye üzerindeki faaliyetlerine yönelik amansız bir takip ve karşı taarruz yürüterek...
3- Ekonomide, enerji kaynaklarında, savunma sanayiinde ve iletişimde “Yahudi şirketlerine bağımlılık”tan kurtulup, bu alanda yeni tedarik kaynakları temin ederek; özellikle de “ekonomik yeterlilik”i elde edip kendi “savunma sanayii”ni ve iletişim araçlarını geliştirerek...
4- Komşularıyla “sıfır problem” stratejisine yeniden dönüp işlerlik kazandırmak suretiyle, “ABD -ve dolayısıyla siyonist Yahudi- çıkarlarına hizmet edecek politikalar”dan vazgeçip, buna ilişkin andlaşmalara ve angajmanlara son vererek...
5- Askeri ve iktisadi alanda alternatif ilişkiler geliştirerek...
6- Mikro ve makro plânda, mutlaka takip etmek ve başarmak için gerekli altyapı ve hamleleri de hesaba katmak suretiyle, “süreli periyotlara dayalı yerel ve küresel stratejiler ve hedefler” belirleyerek...
Takdir edersiniz ki bütün bunlar, devrim niteliğindeki iç ve dış politika stratejileriyle yapılabilir. Artık bu devrimin hiç gecikmeden, statükonun baskılarına ya da fiili kazanımlarına aldırmaksızın, hemen ve geri dönülmez biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğinin idrakine varmak lazım.
“Akil insanlar”ın, böyle bir köklü devrime hazırlık için lazım gelen stratejileri geliştirmesi, organizasyonları kurması, hazırlıkları yapması, kadroları tamamlaması, gerekli niteliklerle ve sair unsurlarla donanım sahibi olunması zamanı geldi de geçiyor. Dünyanın yeniden biçimlendirildiği bu hareketli günlerde, yeni bir dünya inşa etmek için temel atmanın çok güç olduğu bu oynak zeminde, kim sağlam zeminlere tutunabilirse, geleceğin belirleyicileri de, efendileri de onlar olacaktır.
Neden, dünyayı “adalet” üzere inşa etmek için gerekeni yapmayalım?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.