Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Kaşıma ve kanatma

Kaşıma ve kanatma

Geçtiğimiz günlerin Şike Yasası... Veya milletvekillerine bol kepçe maaş verme konusunda hükümeti ikna etme... Akabinde MİT yasasındaki değişiklik...

Şimdi de cemaatçilik kaşıntısını birileri kuş gribi gibi sardı ortalığa. Cemaatçilik sanki bu ülkenin acil problemi imiş gibi. Veya iktidar kadroları ile cemaatler kapıştı kapışıyor...

Özellikle bazı memurların sızlanmaları var:

“Cemaatten olmadığımız için bize görev vermiyorlar...”

Veya tansiyonu daha yüksek başka iddialar da var...

Cemaat tut deyince tutuluyor, bırak deyince bırakılıyor...

Peki bu cemaat hangi cemaat?

Tabii ki öncelikle Fethullahçılar gündemde... Her taşın altını cemaat savunması olarak kitap haline getirince anlaşılıyor ki birileri bu konudaki gündemi sürekli sıcak tutmak istiyor...

Tanıdığım kadarı ile söylüyorum; Fethullah Hoca cemaatçiliğe kökten karşı birisidir, bu tip ayrımcılığa prim vermez, fetva vermez, yol vermez, yüz vermez...

Ortam gereği yine de fatura doğrudan ona çıkıyor...

Laik- antilaik ayrımı tutmadı yerine daha etkin bir silah...

Bu iki kamp Ortadoğu’da emperyalistlerin işine yaradı, ülkemizde deneme aşamasında.

Maalesef birçok samimi Müslümanlar “dışlandık” diyor.

İçten içe de bir sürtüşmenin ve de yakınmanın olduğunu söyleyebilirim...

Adını psikolojik gerilimden alan bu tip oyunlara “Beşinci Kol” mu diyelim, ne diyelim?

Sinsice ve de ustalıkla arayı açma...

Tam da Deccal işi.

Ergenekon cenahı Mustafa Kemal’in heykellerinin bu iktidar döneminde hakarete uğradığını birtakım resimler ihdas ederek yayarken, beşinci kol denilen odaklar da cemaatçiliğe hız vermekle meşgale buluyorlar. Maksat kapışma olsun, huzur ve barış bozulsun...

Huzur bozucular işbaşında... Özellikle yargı cenahındaki cemaatçi denilenleri bir sefer daha gözden geçirince anladım ki bu işin altında yine bir şeytanı parmak var.

“Cemaatin adamıdır” diye tayin edilenler yok değil, ama o kişilerin cemaatle uzaktan yakından alakası yok. Hatta çoklarının da alnı bile secdeye değmez...

İslâmi yaşantıları hiç ama hiç yok...

Ne var ki bilinmeyen bir güç o kişileri cemaat ayağında göreve getiriyor.

Cemaat adına hava iyi basılıyor ve de çok yerde tutuyor...

Rahmetli Erbakan hocanın başbakan yardımcılığı dönemlerinde ayakkabılarla caminin içerisine dalanları çok gördük. Maksat hocanın yanında görünüp de bir koltuk kapmak.

Sade o kadarla değil...

Adalet Bakanlığı’nın alt katındaki mescid şahit. MSP iktidar olduğunda mescidin cemaati dışarılara kadar taşarken, CHP gelince iki safa inerdi...

Periyodik olarak bu olayı hep görürdük.

Bakan namazlı ise cemaat kalabalık, bakan namazsızsa cemaat az...

Şu andaki durum bundan farklı değil.

İstikametine uygun mektep medrese görmeyenler bu iktidar döneminde cemaatin adamı oluverdiler. Samimiler de bir kilometre gerilerde...

Bazen üzülerek bazen kızarak soruyorum, gerek Fethullah hoca kesimi ve gerekse diğerlerinden aldığım cevaplar hep aynı.

Öylesi bir ayırımın asla olmayacağını ve de cemaatçiliğin İslam hukukuna göre bir suç olduğunu söylüyorlar. Hatta ileri gelenler bu olaya çokça üzüntülü, tepkili...

Diyorlar ki Müslümanın tarikatı, mürşidi, meşrebi olabilir, cemaat deyince tek bir cemaat var, o da Muhammedi olanıdır, onun dışındakiler tefrikadır, şeytanidir, iftiradır, haramdır...

O zaman ben de şunu anlıyorum, işin başında bulunanlar oldukça hareketsiz, durgun, teslimiyetçi, dikkatsiz, bihaber... Çıkıp da açıkça bu işin bir fitne olduğunu haykıramıyorlar.

Gerek iş çokluğu, gerek mevkiin verdiği rehavet...

Samimilere kapılar kapalı, öylelerine ardına kadar açık, maalesef öyle...

Ben olup bitenlere zamanın fitnesi, hatta deccalı diyorum... Tez elden tedbir alınmadığı taktirde bünyedeki yaranın giderek daha da kanayacağını haber vermek görevim.

Küçük cemaatlerin(büyüğü Muhammedi olanıdır) önde gelenlerine bu aşamada görev düşüyor... Zaman zaman değişik vesilelerle bir araya gelerek konuşmalı, anlaşmalı, kaynaşmalı...

Değilse, ayetin hükmü girer devreye:

“İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım(c.c).”


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nusret Çiçek Arşivi