Mehmet Şeker

Mehmet Şeker

Kutlu cephesinden güzel haberler

Kutlu cephesinden güzel haberler

Geçen hafta, uzun zamandır görüşemediğimiz Mustafa Kutlu'yu ziyarete gittim.

Yaklaşık iki ay olmuş uğramayalı.

Önceleri neredeyse her gün görüştüğümüzü nazara alırsak, ne kadar uzak düştüğümüzü hesaplamak kolaylaşır.

Dergâh'ta olmazsa Erenler'de buluşur, çay içer, sohbet eder, sonra slogan atmadan sessizce dağılırdık.

Derken orası kalabalıklaştı, iyice turistik hale geldi.

O sıralar hemen yan tarafta Sinan Paşa Medresesi'nin tadilatı başlamıştı.

Bir gün "Gel bir gidip bakalım" dedi, "buraya da hayat gelecek yakında."

İçeriden kamyon kamyon toprak ve döküntü çıkıyordu; gün gün takip etmiştik.

Kısa sürede açıldı, hizmete girdi.

İlesam ve Balkan Türkleri Dernekleri paylaştı o tarihî yapıyı.

Daha sonra Türk Ocağı.

Ardından Türkiye Yazarlar Birliği'nin İstanbul Şubesi açıldı, Kızlar Ağası Medresesi'nde.

Bir süre de orayı mekân tuttuk.

Ne var ki bizim grup yavaş yavaş denize doğru ilerlemekteydi.

"Birileri bizi denize mi dökmek istiyor?" diye sormuştum.

Zaten zaman içinde bizim ekip parçalara ayrıldı.

Görüşmeler seyrekleşti.

* * *

Mustafa Ağabey'i epeydir o kadar keyifli görmemiştim.

"Çok iyi bir zamanda geldiniz" dedi.

Onun hakkında yazmak için araştırma yapan ve tanışmak isteyen bir kardeşimle beraber gitmiştik.

Üzerinde çalıştığı kitaba son noktayı az önce koymuş Mustafa Ağabey.

İsmi "Anadolu Yakası".

Bir televizyon kanalında yaşananlar anlatılıyor.

Son cümleyi yazıp "nokta" dediği anda kapıdan girmişiz.

Dizgi baskı derken, Ramazan başlarken piyasaya çıkar inşallah.

* * *

Yazarken kâğıt kalemden başka bir şey kullanmıyor, deftere yazıyor.

Hem de "geldiği gibi".

Dönüp kontrol etme, değiştirme, karalama, düzeltme yok.

Kaç defter olmuştur kimbilir.

"Bu defterleri saklamak lazım" dedim, "Ben onları saklamayı da beceremem" dedi, "Meslekten arkadaşlar istiyor, onlara veriyorum."

Meslekten dediği, hikâye yazanlar.

Kimler olduğunu da söyledi, sıraya girmiş bekleyenleri de.

İsimleri saymayalım, biraz özel gibi geldi.

Bilinmek isteyen varsa kendileri yazsın; hepsi kalem sahibi.

* * *

Sohbet arasında çoğu kitabının filme çekilmeye müsait olduğunu söyledi.

Sinemaya olan ilgisi dolayısıyla, yazarken o hususu dikkate aldığını da.

Ancak bugüne kadar sadece birkaç tanesi çekildi.

"Kapıları Açmak" ve "Mavi Kuş" hikâyelerinin çekim maceralarını anlattı ki, onlar başlı başına birer hikâye olacak çapta.

* * *

Ve bir de müjdeli haber aldık.

"Uzun Hikâye" yakında çekilecekmiş.

Osman Sınav yıllar sonra karar vermiş ve son bir yıldır mekân bakıyormuş.

Mustafa Ağabey, on yıl önce Uzun Hikâye'yi "Bunu senin çekmeni istiyorum" diyerek vermiş ona.

İyi bir şey çıkacağını tahmin edebiliriz.

Daha ileri gidip, çok iyi olacağını da söylemek mümkün...

Osman Hoca bir sene boyunca mekân aradıysa, iş ciddi demektir.

Bir prestij eseri çıkmasını beklemek durumundayız.

Kutlu cephesinden güzel haberler alınca, size de duyurmak istedim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Şeker Arşivi