Abdullah Büyük

Abdullah Büyük

İnkâr ve tasdikteki tavrımız

İnkâr ve tasdikteki tavrımız

Önce Durum Tespiti

Cumhuriyet dönemi, topluma her çeşit baskı ve dayatmanın yapıldığı bir dönemdir. Baskı ve dayatmanın altında yaşayan toplumlar, ne yazık ki kimlik sıkıntısı çekerler. İstenmeyen tavırlar ve konuşmalar sebebiyle güven kaybına uğrarlar. İsrailoğulları bu konuda örnektir. Firavun’un acımasız baskısı, dayatması, işkencesi, İsrailloğullarını ikiyüzlü yapmıştır. Sadece bununla kalmamış başka arızaların oluşmasına sebep olmuştur. Mesela, yalan konuşmak, sorumluluk duygusunun azalması, kişisel menfaatçilik ve korkaklık. Bu konuyu, İslam Dünyasının tanınmış âlimlerinden ve sosyoloji uzmanı İbn Haldun, Mukaddime isimli meşhur eserinde ayrıntılarıyla birlikte dile getirmiştir.

İnsan ve Devlet Ömrü

Cumhuriyet döneminde Laiklik sırtından geçinenlerin, yeni dönemle panikleşmesi, bağırıp çağırarak ortalığı velveleye vermesi gayet normaldir. Anormal olan durum ise, insanın belli bir ömrü olduğu gibi, devletlerin de belli bir ömrü vardır gerçeğinin anlaşılamamasıdır. Sormazlar mı insana:

Siz, devleti iyi idare ettinizde, engel mi olduk?

Adaleti, eşyayı hak ettiği yere koymak, tarifini yaparak uyguladınız da biz mi karşı çıktık?

Sorumlu olduğunuz kurumda kendi işinizi takip ederek, başka kurumlara burnunuzu sokmayarak iş yaptınız da biz mi dönen çarkınıza çomak soktuk?

Öyle ise şunu kabul etmeniz gerekiyor: At binenin kılıç kullananındır. Şu gerçeği de kenara atamazsınız: Gölge olma, başka ihsan istemem. Kabulleneceğiniz diğer bir gerçek ise: Atın sahibine göre kişnemesi gerçeğidir. Kabul ediniz ki siz bu işi beceremediniz. Elinizde avucunuzda sımsıkı tuttuğunuz ve tariflerinde bile cahil kaldığınız Laiklik bundan böyle sizin karınlarınızı doyuracak olan bir paravana olmayacak. Yağlı urganlarla idam edilmesine sebep olduğu ilke ve inkılâplar bahane edilerek, karıncanın kanadına bile basılamayacak. Vaktiniz geldi, sağduyu sizi devre dışı tuttu. Ülkesini ve milletini seven insanlar beyaz kefenleri giyercesine ellerini taşın altına koydu ve bu günlere gelindi.

Niçin Korkuyorsunuz?

İmam- Hatiplerden, Kur’an Kurslarından, Peygamberimizden, İmam–Hatip mezunu müdürlerden, vekillerden, iş adamlarından niçin korkuyorsunuz?

Aslında size göre korkmanız normal ve doğru. Çünkü sizler, korktuğunuz insanların da, sizin yaptıklarınızın aynısını yapacağını zannediyorsunuz.

Ama Kur’an-ı Kerim böyle demiyor. Peki, ne diyor? Şöyle diyor:

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” Fussilet Suresi/34. Başka ne diyor?

“Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan bile, ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” Maide Suresi/28.

Elleri Kalemde, Dilleri Duada Olanların Dünyası

İnsanlığın ıslahı, inşası için silahın, bombanın, haksızlığın, baskı ve dayatmanın, ceza ve işkencenin yerini kalem, defter, kitap, eğitim, edeb ve terbiye aldı.

Dünyaya bedel olan sadece Türkler değil, Kürtler de, Lazlar da, Çerkezler de dünyaya bedel anlayışı gerçekleşti. Çalışarak öğünme haz ve mutluluğunu batıda yaşayan insanımız kadar, doğudaki insanımızda hak etmeye başladı. Ülkenin aile ocağına dönüştürülmesi için kul iradesi, Rabbimizin iradesi ile bütünleşiyor. Zaten Müslümanın kader anlayışı da böyle değil mi? Muhammet İkbal ne güzel tarif etmiş: Kader, Allah ile insan arasında yaşanan ortak bir süreçtir.

Okuyucularımıza Saygı ile: 07 Nisan 2012 Cumartesi Günü Saat 20.00’de, Tarsus 75.Yıl Kültür Merkezi’nde, Gülhayat Aile Derneği’nin Organizesi ile gerçekleşecek olan “Peygamberimizin Müslümanı İnşaası” konulu Konferansımızla Tarsus’da olacağız İnşaallah.




Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah Büyük Arşivi