Serdar Arseven

Serdar Arseven

Sayın Abdullah Gül, o açıklamayı niçin ve nasıl yaptırttı?..

Sayın Abdullah Gül, o açıklamayı niçin ve nasıl yaptırttı?..

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sözcüsü Ahmet Sever, Ruşen Çakır’a konuşunca tartışma büyüdü.

Kamuoyunda da meselenin arka planına dair merak oluştu.

Merakı giderelim.

•

O istişare toplantısında...

Sayın Gül, “Ahmet Sever’e bazı AK Partililerden gelen ‘Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığına aday olursa Sayın Abdullah Gül aday olmaz’ yollu değerlendirmelerden kaynaklanan rahatsızlığını belirtir bir açıklama yaptırtmayı düşündüğünü” söyleyince genel destek buldu.

Sadece bir dostu buna karşı çıktı, bu tavrın yanlış değerlendirmelere yol açabileceğinin altını çizerek.

Sayın Gül ise, CHP ve MHP kanatlarından gelen eleştirilerden etkilenmişti.

Bazı AK Partililer tarafından düşürülmek istendiği “Oldu, bitti, artık kenara çekilecek!” konumunun Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı ile bağdaşmadığını belirtti.

Bu konuda, “gerekli yerlere gerekli uyarılarda” bulunmaya çalışmış ama sonuç alamamıştı.

“Gül yeniden aday olmaz!” yollu değerlendirmelerle muhalefetin çizmek istediği “AK Parti’yle uyumlu Cumhurbaşkanı” tablosuna malzeme taşıyan bazı AK Partililer, hâlâ konuşmaya devam ediyorlardı.

Cumhurbaşkanlığı seçimine bunca zaman varken, böyle tartışmalar içine giren AK Partililerin bu tavırlarından vazgeçmelerini sağlamak mümkün olmayınca böyle bir yola gidildi.

•

Halbuki, Cumhurbaşkanı Gül, çok yakın çevresine “Ne Cumhurbaşkanlığına devam, ne de Başbakanlık” mesajını veriyordu.

Başbakanlık zaten olacak iş değildi; “ikinci dönemde” ısrar ise ruh dünyasına uygun değildi.

Bazı AK Partililerin malûmu ilân etmesi, Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığına gölge düşürmekten başka bir işe yaramıyordu.

Sözcü Ahmet Sever’e açıklama yaptırtmasının sebebi buydu.

•

Ayrıntı ama belirtmiş olalım; Ruşen Çakır’ın seçilmesi de “tesadüfi” değildi...

Ruşen Çakır, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Yenilikçi Hareket” denilen süreçte “birlikte çalıştığı” isimlerdendi.

Sayın Abdullah Gül, tabanının sevmediği Ruşen Çakır’ı çok severdi.

Öyle ki...

Cumhurbaşkanı olduktan kısa bir süre sonra, havaalanından çıkıp makam arabasına bindiğinde, gazeteci topluluğuna bakarak “Ruşen değil mi o!” demiş ve Ruşen Çakır’ın yanına çağrılmasını emretmişti.

Koruma indi ve işaret ettiği gazeteciye, “Efendim, Beyefendi sizi davet ediyorlar” dedi.

O gazeteci, şaşkınlıkla makam otosuna yöneldi.

Eğildi.

Sayın Cumhurbaşkanı, gelen kişiyi yakından gördüğünde O’nun Ruşen Çakır olmadığını anladı.

Uzun zamandır Sayın Gül’ü takip eden “AK Parti ruhlu” o gazeteci öyle kalakaldı.

Makam otomobili yoluna devam etti.

Demem o ki; Sayın Bakan Egemen Bağış’ın “Ahmet Sever Ruşen Çakır’a bir iyilik yapmak istemiştir” yollu değerlendirmesi pek yerinde değil.

Ruşen Çakır’a iyiliği Sayın Gül’ün yapmış olma ihtimali çok daha yüksek.

İş Sayın Ahmet Sever’e kalmış olsaydı, yine Doğan Grubu’ndan ama Vatan değil de Hürriyet’ten bir başka dostunu tercih ederdi.

•

Evet, tablo böyle...

Sonuç olarak; ben bu konularda yapılacak her yeni açıklamanın “fitne” kazanının altına bir odun daha koymaktan başka bir anlam ifade etmeyeceğini düşünüyorum.

Ahmet Necdet Sezer, kendisinden hazzetmeyenlerin eleştirilerine pek kulak asmazdı.

Sayın Abdullah Gül, ruh dünyasına uzak adamların eleştirilerinden ziyadesiyle etkileniyor.

Öte yandan, bazı AK Partililerin “Sayın Gül aday olmaz, Sayın Erdoğan aday olursa o asla aday olmaz!” yollu değerlendirmelerde bulunmaları da son derece yanlış.

Olur veya olmaz; bu konuda laf oynatmanın kime ne yararı var?..

Sayın Gül’ün ziyadesiyle etkilendiği zâtların ağızlarına sakız vermek son derece yanlış bir tavır.

Memleketin başında bir dolu belâ varken; etrafımız kaynıyor, taşeron terör örgütü PKK da habire vuruyorken...

Bugünden bunlarla uğraşmayalım!..

“Bir kısım medyanın” tezgahına da bu kadar kolay gelmeyelim!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi