Selahaddin Çakırgil

Selahaddin Çakırgil

Yargı kirlenmesi, ‘bilgi kirlenmesi’nden de tehlikelidir!

Yargı kirlenmesi, ‘bilgi kirlenmesi’nden de tehlikelidir!

Dün bir okuyucu iletisinde, ‘Ayrık otu ne demek?’ diye soruluyordu; dünkü yazımın başlığı da, ‘ayrık otları’nın temizlenmesinin gerektiğinin hatırlatılması üzerine.. Sahi, bu hususta herkesi kendim gibi köylü sanmış olabilirim.. Kaldı ki; benim çocukluğumda Türkiye’nin nüfusunun yüzde 65-70’i köylerde yaşıyordu, şimdi bunun tersi.. Onun için, eskiden hemen herkes ‘ayrık otu’nun ne menem bir şey olduğunu az-çok bilirdi..
Ayrık otunu, incir ağacına benzetirdi eskiler ve ‘ocağıma incir ağacı diktiler’ deyimine denk bilirlerdi, önlenmesi daha bir zor olan musîbetli haller karşısında.. çünkü, incirin küçücük tohumları ulaştığı her yerde, bir ağaca dönüşür.. Hattâ, minarelerin taş örgüleri arasındaki bir yerde bile, bütün bir minareyi yıkacak kadar büyüyüverir.. Onun içindir ki; muhkem kale duvarlarında, minarelerde, câmi kubbelerinde bir incir fidesi görülse, onu hemen kesmek gerekir. Yoksa, bütün bir binayı harab eder..
Ayrık otu da, zâhirî yeşilliğine bakılırsa, sıradan normal bir ot gibi zannedilebilir.. Ama, bir kenarından tutup çekmeye kalkışırsanız, köklerinin bir tarlayı kapladığı görülür ve mahsûlü sararıp soldurur, güçsüzleştirir, kanını -canını emer mahsûlün..
Bu bakımdan, bir tarladan sağlıklı şekilde istifade edilebilmesi için, o tarlanın ayrık otlarından temizlenmesi şarttır.. Aksi halde, bir Ergenekon şebekesi gibi, bir harâmîler çetesi gibi her tarafı sarar, toprak altındaki görünmez dal-budaklarıyla ve kökleriyle.. Onun için ayrık otları temizlenmeden, bir tarladan istifade etmeye kalkışmak, boşuna emektir..
Toplumu 80 küsür yıldır tek yönlü olarak bilgilendirip şartlandıranlar, başka fikirler de sosyal hayatta biraz etkili şekilde söz konusu olunca, ‘bilgi kirlenmesi’nden söz etmeye başladılar.. Ama asıl kirlenme, ‘yargı kirlenmesi’dir. Hele de, yargı, laik temellerde yükseltildiği halde, halkın rey ve iradesine göre şekillenmeyip, topluma, ‘kutsal’ imiş gibi sunulunca..
Bizde, yargının ölçülerini belirleyen ‘hukuk’un kaynağı, ‘resmî ideoloji ikonu’ etrafında oluşturulmuş bulunan birtakım ‘ilke ve devrim’lerdir.. Ve bunlar, millete âdeta bir ‘yeni kutsal’ gibi sunulup, Anayasa'ya bile dercolunmuş ve bu temelin ‘değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği’, bir paradigma /bir inanç sistemi halinde dayatılmıştır.. Asıl kirlenme budur!
-
Kamuoyunda ‘Ergenekon’ diye bilinen, terör ve darbe yapılanmasıyla ilgili iddianamenin mahkemeye sunulduğu dün İst. Başsavcısı’nca açıklandı.. Herkes kendince bir yorum yaptı.. Ancak, Dn. Kuv. eski Kom. özden örnek’e aid olduğu, onun ‘şahsî-resmî komutanlık interneti’nden çıktığı mahkemece belirlenen ‘günlük’lerin yer almamış olması çok ilginçtir.
Halbuki, özden örnek ortada.. Ama, hanımının dün medyada yer alan beyanlarına göre, dünyaya küsmüş.. Bu hanımefendi, ‘Eruygur ve Tolon gibi ünlü Paşaların da suçlanmasından çok ızdırab duyduğunu’ belirtiyor.. ‘Onlar hiç devlete, millete aykırı işler yapar mı’ymış.. Geçmişteki bütün askerî darbelerde de, nice cinayet ve zulümler de hep ‘vatan ve millet’ diye-diye tezgâhlanmamış gibi, sanki..
Daha da ilginci, CHP Gen. Başk. Yard. O. öymen, dün, ‘Düşünebiliyor musunuz; Ergenekon kapsamında, İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay, gazetelerini bombalamaktan suçlanıyorlar. Ben böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum’ derken; MHP Gen. Başk. Yard. M. Şandır ise, ‘Ergenekon İddianâmesi’ olarak bilinen metinde, o ‘günlük’lerin bulunmamasından sevinç duyduğunu’ bildiriyordu dün, CNN’de.. çünkü, ‘TSK, asla ihtilal çalışmaları yapmaz’mış ve ‘böyle enti-püften iddialarla kutsal yargı meşgul edilmemeli’ymiş..
Halbuki, o ‘günlük’lerin kendisiyle ilgili kısmının doğru olduğunu, bu yüzden yalanlamadığını ifade etmişti, (şimdi tutuklu olan) Em. Org. Hurşit Tolon..
Gen. Kur. eski Başkanı özkök ise, ‘darbe teşebbüsü vardır da demem, yoktur da demem..’ dedikten sonra, ‘iş mahkemeye intikal ederse, o zaman konuşabileceğini’ söylüyordu..
Halbuki, sivil veya askerî savcılıklar, yayınlanan o ‘günlük’leri soruşturmalı değil miydi?..
Mesela, 3 Aralık 2003’te 'Günlük’te yer alan ve Genelkurmay’daki toplantıda konuşulanlar..
özkök, Milliyet’ten F. Bila'ya, ‘Bazı bilgiler doğru. (…) Bakıyorum, benimle ilgili bazı bilgiler de doğru. örneğin şûra toplantısında olduğumu yazıyor. Bakıyorum, evet o tarihte şûra toplantısındayım. Tarih tutuyor. Bunun gibi bazı tarih ve yer bilgileri doğru. Ama diğer bazı iddialar, bazı notlar.. Onların doğru olup olmadığını ben değil, yargı inceleyecek.’ diyor.
özkök'ün, söz konusu ettiği toplantıyla ilgili olarak, söyledikleri ve 3 Aralık 2003’de, Genelkurmay Başkanlığı'ndaki YAŞ Haz. Toplantısı’ndaki konuşmalara son derece çarpıcı.. ö. örnek’e nisbet olunan ‘Günlük’te o toplantı için, ‘Bu toplantı bence tarihî bir toplantıydı. (...) Genelkurmay Başkanı'na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. O da kendinin yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç. Zira yasal olarak kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi..’ deniliyor..
O zamanki 2. Başkan İlker Başbuğ’un ise; ’Tablo kötü, ama, umutsuz olmaya gerek yok. (…) Stratejimizin büyük kısmı yerel seçimlerden önce yapılmalı. Aksi halde işimiz zorlaşır. Eylem planımızın tek zorluğu, acaba toplum bu konuyu ne kadar biliyor?’ dediği yazılı..
Hurşit Tolon (Ege Ordu Kom.) ise, ’Bu iktidar ne olduğunu ortaya koydu. Ancak takıyeye başvuruyor. (…) Halk bize sırtını çevirmez. (…)Bu iktidarın alternatifi şu anda yok gibi görünüyor. Muhalefete bu konu anlatılmalıdır.’
Şener Eruygur (Jand. Gen. Kom.) da, ’Her şey elden gidiyor’ diye yakınmış..
Y. Büyükanıt (I. Ordu Kom.) ise, ’Ortaya konan stratejinin bazı gerekli parametrelerin ilavesi ile gözden geçirilmesi uygundur. Vahim bir tablo. (…) Pozitif davranmalıyız. Acaba zaman mı geçti? Bence geçti. (…) Eylem planında tedbirleri uygulanabilir olmalıdır. Kamuoyu desteği için en önemli kaldıraç basın-yayındır. Bunu kullanmalıyız’ demiş..
özden örnek (Dn. Kuv. Kom.) ise sözlerini, ‘Biz halkının çoğunluğu Müslüman olan bir toplumuz, idare tarzımız da Cumhuriyet'tir. Sakınmamız gereken en önemli konu, aleyhimizde 'dinsizler' propagandasının yapılmasıdır. (…) Silahımız bizim caydırıcılığımızdır. Bu nedenle 'ben silahımı kullanmayacağım' diye açıklamalar yapmamalıyız. Ben bunların bölüneceğine inanmıyorum ve bundan sonraki seçimi de kazanacaklardır..’ diye kaydetmiş..
Aytaç Yalman (KKK) ise, ’Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (…) Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz’ demiş imiş.. özkök (Genelkurmay Başkanı) ise; ’Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz.’ diye noktalamış bu toplantıyı..
Daha ne desinlerdi.. İllâ, bomba patladıktan sonra mı soruşturulacaktı?..
Bunları güçsüzler söyleseydi, o zaman görürdünüz yargıyı.. Yargı kirlenmesi işte bu!..


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selahaddin Çakırgil Arşivi