Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Terörün ayakları

Terörün ayakları

Bu dağlarda otlar bitti ama, terör örgütleri kendiliğinden bitmedi.


Birileri tohumunu attı, suyunu verdi, bakımını yaptı...

Bu bakımdan önce kendimizi sonra da sistemi neden sorgulamıyoruz?

Okullarda sürekli “Türk’üm doğruyum” ayağa kalk, “Türküm doğruyum” otur, “Türküm doğruyum rahat” dersen, birileri de aksini elbette ki söyleyecektir.

Bu ülkede tek bir kavim yaşamadığına göre...

Lafa gelince; dedelerimiz Çanakkale’de omuz omuza çarpıştı, Kafkaslar, Yemen çölleri gibi cümleleri sıraladığımıza göre... Irk yok millet var.

Adam milletvekili dağdakine “iyi çocuklar” nevinden methiye yolluyor.

Dağdaki iyi çocuk, maaşını aldığın devlet kötü çocuk!..

Ateş bu tutuşunca kolayına sönmez...

Kürtçülük ateşi asker öldürmeyi, yollara mayın döşemeyi, iş makinelerini yakmayı, şehirleri basmayı, adam kaçırmayı kutsal bir görev olarak kabul ediyor...

Ona göre iman etmenin “yedinci şartı” devlet düşmanlığı.

TC imamının peşinde Cuma namazı kılınmaz da asker ve polis kanına giren katillerin peşinden gidilir. “40 bin insani ben öldürttüm” diyen adam Kürtçünün imamı...

Irka dayalı ayrımcılık insanlık ayıbı olduğu kesin, ne var ki bu ayıbın zevkini sefasını sürenler var. Kandan ve irinden beslenenler...

Hitler kafatasçılıkta bir numaralı adamdı...

Benito Mussolini adına zafer şarkıları söyleniyordu...

Bizim ırkçılar da örgüt sayesinde ağa, bey, milletvekili, meclis üyesi, belediye başkanı oldular. O bakımdan, dünyalıklarını teröre borçlu olanların tuzu kuru, nöbet başında şehit edilen anaların gözü yaşlı, yüreği yanık..

Dünya geliştikçe “yan tesiri” dediğimiz kalıtımları da peşinden sürüklüyor.

Baş belası ayrımcılık... Irk ayrımcılığına düştüğünüzde kafanızdaki şablon insanları sürekli kavimlerine göre ayrıma tabi tutmaktır.

Şu benden, bu benden değil...

Kur’an bu tip bir ayrımcılığı “küfür” olarak ilan ettiğinde Allah Resulü(sav), “acemin Araba üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takvadadır” diyerek son noktayı koydu. Son nokta, son söz demektir...

Yine de İslam alemi bu asrın fitnesini sadece ırkçılıkta değil, mezhepçilikte, cemaatçilikte de yaşıyor... Bu kapı şu cemaatçinin kapısı, bu kapı şu mezhepçinin kapısı... Adeta kapılar, masalar, çıkarlar taraflı ve de sahipli...

İçerisine düştüğümüz boşluk, zamanın Müslüman’a kazandırdığı nimeti hazmedememe olayıdır. İktidar nimeti, varlık nimeti hazımsızlık verdi bize.

Demokrasi denilen balçığa kendisini kaptıran Müslüman bu devrin ya kapitalisti, veya liberali... Eski haneler yeni hanelere tebeddül etti.

Kafa yapımızdaki genleri alt üst eden para ve mevki şimdi de dünyamızı kendi elimizle aleyhimize şahit tutuyor.

“İnsan kendisinin şahididir” ayeti...

Takva denilen kalıcı güzellikler yerine en çok çevresi olup da sandığa oy getirecekler rağbette. Ölçümüz ve terazimiz para ve şöhret...

Söylediklerimi test etmek için gidin bakın, makam-i beylerden randevu istediğinizde sıranız parası, zinası, şöhreti bol olanınkinden daha arkalardadır...

Sessizin telefonun cevapsız, seslininki cevaplı...

Önemli bir yere gidileceğinde yazar çizer olarak seni değil onu çağırırlar...

“Yol onun yordam onun gerisi hep angarya” misali varlık aleminin görevlileri melaike ehli şaşkınlıkla halimize bakarak soruyor, “ne yapmak istiyor bu zavallılar.” Evet ne yapmak istiyoruz, ne yapılmak isteniyor?..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Nusret Çiçek Arşivi